Rüyamız
Yazar: Memiş OKUYUCU   |    Yayın Tarihi: 31 Ocak 2015   |    613 Kişi tarafından görüntülendi.

Birinci Dünya savaşı bir paylaşım savaşı idi. Birliğini geç tamamlayan Almanya ile diğer devletler arasında yeryüzünde sömürgelerin ve yeni egemenlik alanları oluşturmanın kavgasının savaşı idi bu savaş.

Osmanlı 1.Dünya Savaşında bir taraf olmaya, bir tarafı tutmaya zorlandı. Zamanın ittihatçı taifesinin de çanak tutması ile Osmanlı, Almanya’nın yanında savaşa sokuldu. Netice de 1918 yılında sona eren savaş, Osmanlı’nın tasfiyesi ile sonuçlandı. Osmanlı tasfiye olduğu bu savaşa girerken bile Dünyanın büyük devletlerinden biri idi.(5.büyük devleti)Türkçe de Ortadoğu da ve Avrupa’da anlaşılmak için ortak konuşulabilecek dillerden biri idi…

Bu tarihten sonra/19.asrın tümünde olduğu gibi/ İngiltere’nin birinci devlet olma hali, yeryüzünde 2. dünya savaşı sonuna kadar sürdü..

2.Dünya Savaşı sonunda yeryüzünde Amerika ve İngilizce’nin mutlak egemenliği başladı. İngiltere birinci devlet olma özelliğini Amerika’ya bıraksa da, Amerika ile birlikte yeryüzünde hakimiyet alanlarını ve hakimiyet kültürünü sürdürdü. İlimde, teknikte ve günlük hayatta egemen dil/konuşulan ve anlaşılabilen ortak dil İngilizce oldu.

 İngiltere, Amerika ile birlikte yeryüzünün tümünü, çağın geri kalan yıllarında medeniyetlerinin(!) kavram, sembol, paylaşım anlayışı ve bakışı ile yöneten ülkeler oldular…

Hülasa 20.asrın 2.Dünya Savaşından geriye kalan yılları, batı anlayışı, batı kültürü ve batı tipi bir üretip, batı tipi tüketen  bir anlayışla yönetildiği yıllar oldu.

Batı anlayışının temelinde ne vardı pekiyi ?

Batı dünya da kendisi için bir refah devleti ve refah  toplumu oluşturmaya dayanıyordu.

Ama neye bedel?

Neyin karşılığında?

Tabi ki dünyanın kalan diğer kısmının emeğine maddi manevi sömürüsüne dayanan bir sisteme dayanıyordu.

Sezar’ın hakkını  Sezar’a vermek üzere yani güçlünün hakkını alıp, mazlum ve masumların mağdur edildiği, sahipsiz bırakıldığı  sistemlere dayanıyordu…

Sadece Fransa ekonomisinin % 65’i, sömürge ülkelerinden vergi(!) adı ile topladığı kaynaklara dayanıyor.

Batı için bir kendisi,bir de kendi refahı için ‘ötekiler’i olan; bu adaleti, müsavatı, insan hakkı ,yaşama hakkı olmayan  sistemin yer yüzünde sonu geldi…

Mazlum halkların kabaran öfkesi, adaletsiz batı sisteminin sonunu getirecek…

Batı medeniyeti ahlakta, siyasette, ekonomide, ailede, hülasa hayatın her alanında çöküşü yaşıyor.

Buna mukabil medeniyetimizin öncü ülkesi Türkiye, bütün yer yüzünde dirilişin işaretlerini vermekte…

Umudumuz rüyamız 22. Asrın başında insanı abad ile mülkü mamur edecek medeniyet tekrar İslam medeniyeti olacaktır.

Bunun işaretlerini görmekte ,sancılarını yaşamaktayız.

Kırılan sadece Türkiye’deki vesayet değil, bütün mazlum coğrafyalar kendilerine iki yüz yıldır  giydirilen vesayet kelepçesini kırmanın sancılarını yaşamakta…

Batının kan, kargaşa, kaos üzerine kurulu, insanların gözyaşından beslenen, sadece kendilerine refah öngören medeniyet düzeni artık iflas etmiştir…

Batı medeniyetinin zevali yakındır…

Medeniyetimizin kemali ise tekrar ufukta gözükmüştür…

İnsanlık ve bütün mazlum milletler medeniyetimizin merhametine muhtaçtır…

İnsanlık merhamet medeniyeti ile abad olacağı günleri/zamanları beklemektedir…

Merhamet medeniyenin öncü ülkesi Türkiye’nin yaşadığı sancılar, yeni bir doğumun/rüyamızın yakın olduğunun habercisidir…

Selam ile kalınız…

 



PAYLAŞ