Hayatı Dinamize Eden ve Anlamlandıran İlkeler (2)
Yazar: Prof.Dr.Mehmet Halil ÇİÇEK   |    Yayın Tarihi: 05 Şubat 2015   |    766 Kişi tarafından görüntülendi.

Geçen haftada devamla İslam’ın hayatı dinamize eden temel ilkelerine bakıldığında bu bağlamda çok zengin ve bereketli bir yapıyla karşı karşıya olduğumuz kesindir. İslam’ın çok kısa bir süre içerisinde üç kıtaya yayılmasını ve tarihin en insancıl ve en velüt medeniyetini kurmasını sağlayan bu ilkeleri içinde barındıran bir paradigma olduğu bilinmelidir. İslam’ın bu nuranî ve ruhanî ilkeleri hayatı anlamlı, hareketli, bereketli, erdemli ve hayırlı kılmaktadır. Bu ilkelerin yerini tutacak başka bir şeyin de olmadığını ifade etmemiz lazım. Modern döneme gelindiğinde insanlığın uzun tarihinden elde ettiği insan hakları gibi bazı alanlarda bazı birikimleri varsa da bunların hiçbiri İslamî yapının yerini tutmaz ve işlevini görmez. Çünkü bu alanlardaki müktesebatı kendi imalatı olarak gören toplumların kendileri bu ilkelere samimi ve tarafsız bir şekilde sahip çıkmıyorlar. Onları bu ilkelere yanlı tek taraflı ve sübjektif bir şekilde sahip çıkıyorlar. Bu bir abartı değil; işin hakikati ve mahiyeti budur.

İslam’ın temel kaynakları olan Kitap/Kur’an ve sünnet/hadisten süzülen bu ilkeler aslında oldukça zengin, kuşatıcı ve işlevsel bir yapıya sahiptirler. Biz geçen yazımızda bir demet sunmuştuk. Bu yazıda da bir demet daha sunacağız:

1. İzzetli ve İmanlı Bir Duruş:
İslam’ın en önemli gayelerinden biri erdemli bir insan yetiştirmektir. İman birçok güzelliği ve fazileti ihtiva etmektedir. İnsanın insanlık kalitesini yükselten, onun onurunu koruyan, ırz ve haysiyetini muhafaza eden her türlü esas ve ilkeleri içinde bulunduran koruyucu bir yapıya sahiptir. Said Nursî rehimehullah bunu güzel ve veciz bir şekilde şöyle ifade etmektedir: İman insanı insan eder; belki insanı sultan eder. Hakiki imanı elde eden bütün kainata meydan okuyabilir. Kur’an bu izzetli duruşu şu şekilde dizayn eder: Gevşemeyin, üzülmeyin. En üstün olanlar sizlersiniz eğer iman ederseniz. (Ali İmran, 3/139)


2. Olumlu Değişime Açık olmak:

İnsanın en önemli özelliklerinden birisi düşünme olduğuna göre o sürekli geçmişini hatırlar, geleceği için planlar yapar ve halihazırdaki durumları için de tavırlar geliştirir. Bunun doğal sonucu da şudur: İnsanın geçmişin sıkıntı ve kötülüklerinden, geleceğin ve halihazırın olumlu ve yararlı olan imkanlarından istifade edebilmesi için kendisini sürekli değiştirmesi ve geliştirmesi gerekir. Kur’an bunu evrenin ve hayatın bir kuralı olarak şöyle ifade etmektedir: Muhakkak bir millet kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onlarda olanı değiştirmez. (Ra’d, 13/11). Bu beyan olumlu olumsuz her türlü değişimi içermektedir. Müslümanlar için müthiş bir kural ve dinamizm sunmaktadır. Hayata da anlam katmaktadır ve müminleri hem uyarmakta hem de onlara önemli bir şekilde rehberlik etmektedir.


3. Islah Edici Olmak ve Hayır Öncüleri Olmak:

İslam’ın insanlık alemi için getirdiği en önemli ilkelerden biri ıslah ve salah sahibi olmak ve hayırda öncü olmaktır. Zaten insanın insan olmasının anlamı onun salih olması ve ıslahatçı olmasıdır. Bu hayatın tüm güzelliklerini kucaklamakta ve içine almaktadır. Kur’an bu gerçeği şu şekilde haykırmaktadır: Ey İman edenler hepiniz barışa giriniz ve şeytanın adımlarına uymayınız. (Onun izinde gitmeyiniz) (Bakara, 2/208). Islahından sonra yerde ifsad etmeyiniz. (A’raf, 7/56, 85). Hayırda birbirinizle yarışın. Nerde olursanız olun. Allah hepinizi getirecek. Muhakkak Allah her şeye kadirdir. (Bakara, 2/148)


4. Her İnsan Çalışmasının Semeresini Alır:

İnsanın yapmadığı bir şeyden sonuç almasını düşünmesi onun insanî düşüncesine aykırıdır. Kim ne yaparsa onun sonucunu alır. Kur’an bu anlamda insanlığın önüne çok anlamlı bazı kurallar koyar: Kim bir iş yaparsa kendisi için yapar; kim bir kötülük yaparsa kendinse yapar. Rabbin kullara asla zulüm etmez. (Fussilet, 41/46) Aslında bu ilkeler iyi okunup uygulandığında her biri mümin camiaya müthiş bir enerji ve güç kazandırır. Toplumu iyiye, güzele ve faydalı olana yönlendirme noktasında büyük bir işlev görür.


5. İyilikte ve Güzellikte Yarış Halinde Olmak:

İslam’ın tabiatında hem kişileri hem toplumu hayra ve güzelliğe yönlendirmek esas olduğundan bu ilke İslam’ın hayatı dizayn eden diğer ilkeleri arasında çok önemli bir ilke olarak yerini almaktadır. Kur’an bu bağlamda şunu ifade etmektedir: İyilik ve takvada yardımlaşınız günah ve haksızlıklarda ise yardımlaşmayınız. (Takva: farz olanı yapmak ve haram olanı da yapmamaktır) Bu ilke toplumsal hayatın tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulması gereken tüm sivil kuruluşları ve gönüllü teşekkülleri kapsayan bir içeriye sahiptir.


6. Denkli Harcamalarda Olup İsraftan Kaçınmak:

İnsanın hayatta çokça ilişkili ve ilgili olduğu hususlardan birisi kuşkusuz harcadır. İnsan kendisini güçlü görünce harcama duygusu daha fazla kabarıyor. Yoksulken kimi zamanlarda bir kuruşun bile hesabını yapıp harcamazken yanında mal ve servet gördüğünde özellikle riya ve gösteriş için bazen bir saatte bile milyonları harcar. İslam harcama noktasında insanlığın önüne çok önemli bir ilke koymuştur: İsraftan kaçınmak. Kur’an şöyle buyuruyor: İsraf etme. Zira israf edenler şeytanların kardeşleridirler.Şeytan ise rabbine karşı çok nankördür. (İsra, 17/26-27) Biz şimdilik bununla yetineleim. (Devam edilecek)



PAYLAŞ