Ahlak ve Merhamet Savaşını Başlatalım!..
Yazar: Dr. Hakan KAYA   |    Yayın Tarihi: 16 Şubat 2015   |    843 Kişi tarafından görüntülendi.

Allah ü Teala Al-i İmran Suresi: Ayet:114’te: 

“Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vaz geçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. İşte onlar salihlerdendir.” buyurur.

Amel ahlak için bir araçtır, ahlak iman için bir araçtır, iman ise; Allah’a ulaşmak için bir araçtır, dolayısı ile din bir bütün olarak amaç değil araçtır. Öteki dünya dediğimiz ahirette hiçbir işlevi yoktur. Aksi ise; yani aracı amaç yapmak ulaşamamaktır, ayrılıktır, geriye dönüştür ve Allah korusun bir yerlerde takılıp kalmaktır. 

Ahlak eğitimi konusu ülkemizde öyle ihmal edilmiştir ki; sosyolojik bir afet şekline dönüşmüştür.

Geçmişinden koparılan eğitimden uzak ve sadece cepheye askere gönderilen ve savaşlardan savaşlara koşan bir millet sonrasında batı medeniyetini (!) öğrenmeye çalışırken kendi toplumsal değer ve dinamiklerinden uzaklaştırılmış. Diğer yandan dini eğitimi engellenmiş ve dinsiz bir toplum oluşturulmaya çalışılmış adeta.

Emparyalist güçlerin uydurma soğuk savaşlarında yabancı misyonerlerin yönlendirmesi ile hep ötekileştirilen aralarına mesafeler konan toplumlar oluşturuldu.  sağcı-solcu, alevi-sünni, türk-kürt ve diğer sebeplerle hep oyunlar oynanarak Osmanlıyı yıkan milliyetçilik akımları yerine başka sloganist akımlarla bu ülkede insanlar sadece kutuplaştırılarak düşünmesi ve araştırması engellendi. Hep başkaları bizim yerimize düşünüp aksiyonlar geliştirdi. Bize de piyonluk yaptırdılar.

Kapitalist düzenin zenginlerini hayal ettirerek kısa yoldan köşe dönmeci ve bu uğurda da her yolu mübah gören bir nesil yetişti. Yine toplumdaki herkesimin hakkını gözeten ve eşitlikçi adalet sistemi kurulamadığından adaleti başka yerde arayanlar adaletsizlik yarattı. Mafya özentili ve kaba kuvvetin prim yaptığı ve adalaletin bu kesimleri cezalandıramadığı bir sistem olduğuna inanan ve bu ülkede 45 günlük eğitimle öğretmen olarak atanan insanların yetiştirdiği ezberci uyuşturulmuş beyinler türedi. Ve bugün onların hayatın her alanında haketmesede herşeyi hak gördüğü bir ortamı yaşıyoruz.

Bu tarz yetişen insanlar tabiki ahlaksızlığı ve haksızlığı bir hak olarak ve normal olarak görüyor.

Bir başkasının yaşam alanına müdahale etmeyi çağdaşlık kabul ederek dayatmalarla güçlü olanın güçsüzü ezmesini demokrasi görüyorlar. Son 100-150 yıldaki süregelen eğitim ve müdahalelerle uydurulmuş bir din anlayışı, dogmatik fikirler ve inançlarla insanımız cahilleştirilmektedir.

Oysaki herkesin evrensel manada yaşam eğitim sağlık ve istediği yaşam tarzını seçme ve adalet hakkı vardır. ama bizler sadece kendi doğrularımızı evrensel kabul ederek hep bizim gibi olmayanları ötekileştiriyor ve kötü olarak gösteriyoruz.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri sanırım ahlak ve merhamet duygularımızın güçlendirilmesi ve topyekün bir toplumsal temizlenme kampanyasıdır.

Sen ocusun, ben bucuyum, Senin fikrin o, benim fikrim bu söylemleri eşliğinde birbirimizin yakasına zorla taktığımız rozetlerle “insan”ı incitmiş, yaralamış, bölmüş, bölünmüş, eriyip gitmişiz biz  İnsan olarak gelmişim dünyaya! Daha hangi rozete ihtiyacım olabilir ki?” diye sormamış, soramamışız kendimize! “İnsan insandır! Daha ötesi, daha muazzamı var mı! İnsana rozet takmak hangi gücün haddine!” deyip, esaslı bir tekme vurmamış, vuramamışız tüm o rozetçi, güdük anlayışa!

Usta Şair Mehmet Akif’in,

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!” tokadı bile, kafi gelmiyor ruhumuzdaki vahşeti resmetmeye!”

Artık bu ülkenin zenginliklerini görelim ve o zenginlikleri birarada yeniden hakkaniyetle paylaşarak yaşayan ve dağdaki yaban hayatlar için bile Vakıflar kuran bir cihan devletinin mirasçıları olan bizler birbirimize el veren acıları ve sevinçleri bir yaşayan insanlar olalım.

Bu coğrafyadaki hertür gözyaşını dindirmek için Üstad Necip Fazıl ın deyimiyle merhamet kanalları döşeyelim. Cuma hutbesinde sürekli duyduğumuz tek ayeti hayatımıza uygulasak eminim dünya cennet olurdu. (Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor NAHL-90)

Ve o ilk emri iyi 'OKU'yalım....



PAYLAŞ