Kıbrıs Vakıfları ve Vakıflar Haftası Kutlamaları Üzerine
Yazar: Prof. Dr. Hüseyin ÇINAR   |    Yayın Tarihi: 06 Mayıs 2015   |    1021 Kişi tarafından görüntülendi.
Kıbrıs Vakıflar İdaresi 13-16 Nisan 2015 tarihleri arasında, “Evkaf-1571: Karşılık beklemeden iyilik yapmak” sloganı ile Kıbrıs Vakıflarının 444. kuruluş ve Evkaf'ın İngilizlerden Kıbrıs Türk toplumuna devrinin 59. yıldönümü çerçevesinde bir takım etkinlikler düzenledi. Vakıf haftası sadece Lefkoşa’da değil, KKTC’nin diğer şehirleri Girne, Mağusa ve Güzelyurt’ta da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Vakıf haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen programlarda; “Tarihte İlginç Vakıflar Sergisi”, Türkiye’den giden alanının uzman sanatçıların faaliyetlerini icra ettikleri “Hat, Tezhip, Çini ve Ebru Sanatı Gösterileri”, “Lokma Dağıtımı” ve Lefkoşa’da Selimiye Camii yanındaki Bedesten’de, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüsrev Subaşı ve TC. Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür Tescil Şube Müdürü Mevlüt Çam ile birlikte konuşmacı olarak katıldığımız “Vakıf Kültür ve Medeniyeti'nin Kıbrıs'a Yansımaları” başlıklı bir de panel yapıldı. Bu panelde, Kıbrıs’ta Osmanlı döneminde kurulan vakıflar ve günümüze ulaşan vakıf eserler üzerindeki kitabeler farklı yönleriyle ele alındı. Vakıf etkinlikleri çerçevesinde ayrıca, Kıbrıs Vakıflar İdaresi tarafından tüm camilerde, vakıf kurucularının ruhları için Kur’an-ı Kerim hatmi, mevlit okutulması ve lokma dağıtımı gibi geçmişleri hayırla yâd edecek programlar icra edildi. 

Kıbrıs’ta Türk toplumunun varlığını sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerden kanıtlayan en önemli varlıkların başında vakıflar gelir. Ada’da Türk varlığının bir başka nişanesi de mezar taşlarıdır. Vakıfların Kıbrıs’taki idari serencamına şöyle bir baktığımızda karşımıza başlıca dört evre çıkar. Bunlardan ilki 1571’de Kıbrıs’ın Osmanlı hakimiyetine geçişi ve dönemin padişahı II. Selim adına Lefkoşa’daki Selimiye (Ayasofya) Camii için kurulan vakıfla başlatılan ve İngilizlere kiralandığı 1878 tarihine kadar devam eden Osmanlı idaresi dönemi; ikincisi 1878-1915 yılları arası Türkiye’deki Evkâf Nezâreti’nce Kıbrıs Türkleri arasından seçilen bir temsilci ve İngiliz yetkililerince tayin edilen bir delege tarafından idare edilen karma idare dönemi; üçüncüsü Kıbrıs vakıflarının Türkiye ile olan bağlantısının tamamen kopartıldığı 1915-1955 yılları arası İngilizlerin idaresi altındaki dönem ve dördüncüsü de Kıbrıs Resmî Gazetesi'nin 22 Temmuz 1955 tarihli sayısında yer alan "Vakıflara Dair İslâm Mukaddes Kanunu ile Müslümanların Dinî Emvâlinin İdaresiyle İlgili Kanunu Tadîl Eden ve Birleştiren Kanun" ile Kıbrıs Vakıflarının yeniden Türklerin idaresine geçtiği, Dr. Fazıl Küçük ve arkadaşlarının 15 Nisan 1956 tarihinde Evkâf İdare binasının direğine Türk bayrağını çekmesiyle başlayan dönem. İnişli çıkışlı, çileli ve zorlu bir tarihe sahip olan Kıbrıs Vakıfları bu yıl, idarenin İngilizlerden devrinin 59. yılını, son iki yıldır da Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter’in girişimleri ve öncülük etmesi ile Kıbrıs Vakıflarının kuruluş tarihinin, 1571 yılına götürülmesi ile de 444. kuruluş yılını kutladı. Böylece geçmişle günümüz arasındaki irtibat, II. Selim’in Kıbrıs’taki vakfının Ada’daki vakıfların başlangıç tarihi kabul edilmesiyle sağlanmış oldu. 

Hiç şüphesiz diğer Osmanlı bölgelerinde olduğu gibi, Kıbrıs’ın imar ve iskanında, bir Türk ve İslam yurduna dönüştürülme çabalarında vakıfların büyük rolü olmuştur. Osmanlı döneminde Ada’da vakıf kuran kimseler arasında fetih döneminin padişahı II. Selim, Kıbrıs fatihi Lala Mustafa Paşa, Haydar Paşa, Arap Ahmed Paşa, Kaptan-ı Derya Cafer Paşa, Ağa Cafer Paşa, Baf Sancakbeyi Mehmed Bey, Kösem Mahpeyker Sultan, Alâiyeli Ebubekir Paşa, Ali Ruhi Efendi, Şeyhülislam Ömer Hüsameddin Efendi, Barutçuzade Hacı Ali Ağa, Haydar Paşa Kerimesi Emine Hatun, Hasan kızı Ümmühan Hanım, Abdülkerim kızı Cemile Hanım gibi toplumun hemen hemen her kesiminden hayırseverler karşımıza çıkmaktadır. Vakıflar İdaresi yöneticilerinin belirttiğine göre Kıbrıs’ta kurulan vakıfların sayısının 2200’ün üzerindedir. Ancak bu vakıflardan vakfiyesi tespit edilenlerin sayısı, Türkiye ve KKTC Vakıflar Arşivi’nde ve Kıbrıs Şerʻiye Sicillerinde yapılan tespitlere göre 750 civarındadır. Bunların da yaklaşık 280’ninin kurucusunun kadın olması ayrıca dikkate şayandır ki, bu oran Kıbrıs’taki vakıf kurucularının yaklaşık üçte birine tekabül etmektedir. Bu durum bize kadınların da erkekler gibi hayır ve hayrat işinde babalarından, eşlerinden ve oğullarından hiç de geri kalmadıklarını ortaya koymaktadır. Kıbrıs’ta kurulan vakıflar da diğer Osmanlı şehir ve kasabalarında olduğu gibi cami, mescit, mektep, medrese, tekke, kütüphane, su yolu, çeşme gibi hayratlarla ve bunların devamlılıklarını sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli bedesten, han, dükkan, mahzen, hamam, değirmen, çiftlik, bağ, bahçe, arazi gibi gayrimenkullerle, para gibi menkul gelir getiren kaynakların akar olarak vakfedilmesiyle gerçekleşmişlerdir. 

Burada Kıbrıs Vakıflar İdaresi ile ilgili bir başka noktaya da temas etmek yerinde olacaktır. O da yaklaşık iki yıldır Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürlüğü görevini yürüten değerli bilim insanı Prof. Dr. İbrahim Benter Beyefendi’nin vakıf mallara sahip çıkma anlayışı ve vakıf kurucularının hayrî amaçları doğrultusunda vakıfları yeniden canlandırma teşebbüs ve gayretleridir. Kuşkusuz bu hizmetleri kendisinin gelecekte hayırla anılmasına vesile olacaktır. Yine burada Kıbrıs vakıflarına ve arşivine yaptığı hizmet ve katkılardan dolayı isimlerinden haklı olarak söz edilmesi gerek pek çok kimse var, bunlar arasında özellikle Vakıflar İdaresinin değerli personeli Mustafa Kemal Kasapoğlu’nun adını burada anmak istiyorum. Atalarının mirasına sahip çıkan, onlardan kalan yadigar ve emanet eserlerin muhafazası için gayret gösterenlerin sayılarının KKTC’de çoğalması ve artması dileğiyle. Vakfet, yaşa ve yaşat düsturunu kendilerine rehber edinen ecdadı hayırla yâd edelim.


PAYLAŞ