Uzun Vadeli Düşünme Zamanı
Yazar: Prof.Dr.Mehmet Halil ÇİÇEK   |    Yayın Tarihi: 08 Kasım 2015   |    519 Kişi tarafından görüntülendi.
Hayatın çok farklı cilvelerinin olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu cilveler kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuzdur. Keza bireyler ve kurumlar çok farklı zamanlarda kimi büyük, kimi küçük değişik fırsatlarla değişik zamanlarda karşılaşmaktadırlar. Hiç kuşkusuz son yüzyılın en büyük fırsatını Ak partili kadrolar yakalamıştır.

Allah, kendi lütfuyle bu ülkede 2002’den bu yana bu ülkeyi yönetme fırsatını Ak Parti’li kadrolara ihsan etmiştir. Hakkı teslim ve ihsanı ikrar kabilinden de olsa şunu kabul etmek gerekir ki, Ak Parti bu ülkeye maddi ve manevî çok çok büyük hizmetler yaptı. Halk da bunu takdir etmekten geri kalmadı. Hemen hemen her defasında halk Ak Parti’ye daha fazla bir kredi verdi. Bu kesintisiz halk desteği 7 Haziran’a kadar devam etti. Yedi Haziran öncesi dönemde gerek öz be öz Ak Parti’li olanlar olsun, gerek Ak Parti ile aynı dünya görüşünü paylaşan kesimler olsun, gerekse de Sayın Cumhurbaşkanına özel muhabbeti olan kesimler olsun bütün bu kesimler Ak Parti’li kadrolardan ciddi ve ciddi olduğu kadar da ürpertici şikayetler dile getirmekteydiler. Özellikle Ak Partinin dünya görüşünü asla kabul etmeyen kifayetsiz ve dirayetsiz bürokratların sıklıkla atanması, yolsuzlukların ayyukaya çıkması ve kimi Ak Parti’li yönetici kadroların millete tepeden bakmaya başlaması nedeniyle milletin Ak Parti’ye iyi bir tokat atmasını zorunlu kıldı. 8 Haziran sabahında da toplum bu acı tokadın yankılarıyla uyandı. 7 Haziran 1 Kasım arası beş aylık dönemde ülke istikrarının tehdit altına girmesi, dış güçlerin Türkiye üzerinde bazı oyunlar oynamaya başlaması ve ekonomik rahatlamanın yerine krizli bir dönemin sinyallerinin alınması sonucunda toplum daha fazla risk alamadı ve tekrar Ak Parti’ye yeni bir kredi açtı. Tabi bu kredinin tekrar açılmasında Türkiye’ye umut bağlayan dışarıdaki bazı mazlumların duasının da çok etkin olduğunu düşünüyorum.

İşte bu noktada Ak Parti’li kadroların çok iyi düşünmeleri gerekir. Bu bağlamda Ak Parti’li yöneticilere şu görevlerin düştüğünü düşünüyor ve bunları deklare etmeyi de bir fariza olarak telakki ediyorum:

1- İvedilikle yedi haziran öncesinde yapılan hataları tek tek masaya yatırıp kalıcı bir şekilde bu hataları ortadan kaldırmak gerekir.

2- Ak Parti’nin en alt biriminden en tepe noktasındaki yöneticilerine kadar hepsinin geniş ve farklı kesimlerle istişare etme mekanizmasını işletmeleri gerekir. Bunun için de mevcut danışman heyetlerini ciddi bir şekilde gözden geçirmeleri gerekir.

3- Bir iki şakşakçının gazına gelmeden şiddet ve nefret dilini tümüyle bırakıp fiiliyatta yansımaları görülecek şekilde şefkat ve sevgi dilini geliştirmek,

4- Ülke gençliğinin ekonomik refahın artışına paralel olarak ciddi bir biçimde dejenere olduğunu ve her geçen gün daha fazla İslamî, insanî ve ahlakî değerlerden uzaklaştığını görerek yeni bir eğitim modelini geliştirmek,

5- Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma ve israfla ciddi mücadele etme taktiklerini geliştirmek. Bu mücadele toplum katmanlarında hissedilecek şekilde sürdürülmeli. Bu sayede toplumun güveni tazelenmiş olur.

6- Eğitim sistemini mevcut seküler yapıdan kurtarmadıkça gençliği köklü anlamda ıslah etme imkanı olmadığından bunu bir an evvel çözmek,

7- Ülkenin geleceğini uzun vadede koruma ve kollama adına ırkçılığın her türlüsüyle mücadeleyi kanunlaştırmak ve bunun için kanunî müeyyideler geliştirmek

8- Toplumun her kesimini kucaklayan bir dil ve tavır geliştirmek,

9- Ehliyet ve dürüstlüğü ölçü alarak bürokraside çok ciddi bir temizlik harekatını bir an evvel başlatmak. Gerçekten Allah’tan korkanları, hak ve hukuk bilenleri öncelemek. Unutmamak gerekir ki, bürokrasi hükümetlerin iş vitrinidir.

10-Kürt halkının insanî ve aynı zamanda İslamî olan tüm haklarını hiçbir pazarlık konusu yapmadan, bir lütuf olarak değil; verilmesi gereken bir hak olarak düşünüp bu haklarını vermek için gerekli çalışmaları bir an evvel başlatmak.

Unutmamak gerekir ki, 21. asrın insanının algısının tamamen değiştiğini ve dolayısıyla geçmiş dönemde geçerli ve sonuç verici olan baskı ve şiddetin günümüzde artık sonuç vermeyeceğinin farkında olmak gerekir. PKK şiddetle bitirilse bile Kürtlerin hak talebinin yok edilemeyeceğinin iyi bilinmesi gerekir. Bu nedenle jakoben ve militarist bir anlayışla Kürtlerin insanî ve İslamî haklarını ertelemenin zaman kaybından başka bir şeye yaramayacağını bilmek gerekir. Bu nedenle ülke üzerindeki bu karabulutların bir an evvel dağıtılması ve ülke üzerinde kötü emel taşıyanlara fırsat verilmemsi için bu kötü sorunu bir an evvel hayırlı bir şekilde bitirmek gerekir. 


PAYLAŞ