İslam Ülkelerinde Neden Daiş ???
Yazar: Prof.Dr.Mehmet Halil ÇİÇEK   |    Yayın Tarihi: 30 Kasım 2015   |    655 Kişi tarafından görüntülendi.

Saliha olduğuna kanaat ettiğimiz Seyyide yengemin geçen pazar günü Allah’ın rahmetine kavuşması nedeniyle Tanzanya’dan gelen yeğenimden dört gün boyunca bol bol Tanzanya hatıralarını hem hayret, hem ibret, hem de derin üzüntüyle dinledik. Uzun bacaklı kötü beyaz adamın o milleti hem ruhen, hem aklen, hem de iktisaden nasıl sömürdüğünü gözle görür gibi dinledik. Onu dinlerken zaman zaman zihnim Moritanya’ya uçuyordu; bazen de Endonezya’ya doğru koşuyordu; bazen de kendi ülkemdeki bazı insanî tablolarla mukayeseye yelteniyordu. Zira Müslümanların hikâyesi her yerde bir aşağı; bir yukarı aynıdır. Müslüman kendi öz vatanında esir ve paryadır, ezilmektedir ve sömürülmektedir. Müslüman kendi vatanında özgürlükten, insanca yaşama ve onurunu koruma hakkından mahrumdur.

Şubat ayında Endonezya’ya, Ramazan’ın başında da Moritanya’ya gitmek nasip olmuştu. Tabiatıyla bir Müslüman olarak gittiğimiz ülkelerde öncelikli olarak orada yaşayan Müslümanların politik, ekonomik, ahlakî, ilmî, fikrî ve diğer içtimaî durumlarına bakarız. Hayat seviyelerini ve yaşama kalitelerini kendi ufkumuzun el verdiği kıt imkânlarla ölçmeye ve değerlendirmeye çalışırız. Endonezya ve Moritanya’da da Tanzanya’ya yakın insan manzaralarıyla karşılaştık. Her iki ülkede de yaşam kalitesi hususunda aynı problem ve sıkıntıları gördük. Hep sömürülen bir milletle, yer altı ve yer üstü kaynaklarının feci bir şekilde acımasızca doğulu ve batılı kan emici müstekbirler tarafından yoğunca talan edildiği bir toplumla karşılaştık. Ancak sömürgeciliğin Tanzanya’da geriye bıraktığı tahribat çok daha fena ve fecidir. Orada resmen bir insan fecaati yaşanıyor. Dinlediğimiz hatıralardan yüzde yetmişi Müslüman olan (bu oran hatıraları bize aktaranın kanaatidir) Tanzanya halkı felaket boyutunda olan aklî/ruhî/psikolojik bir sömürgeciliği yaşamaktadır. Yerli insanların muzungolar (Tanzanya halkının beyaz adam için kullandığı ve kötü beyaz adam anlamına gelen bir ifadedir) karşısında nerde ise hiçbir haklarının ve varlıklarının olmadığını dinledik. Yerli insanlar bir muzungoyla karşılaştığında hemen esas duruşa geçer ve onun karşısında hiç gürültü patırtı yapmaz, pür dikkat kesilirler. Muzungolar asla yerli insanlarla oturup kalkmaz ve onlarla yemek yemez. Tanzanya hatıralarını anlatan zat, şöyle ibretamiz bir anısını anlattı: Bir iftar yemeğini verdik; iftarda yerli insanlarla beraber yemeğe oturmak istediğimizi söylediğimizde büyük bir hayretle siz bizimle yemek yer misiniz? diye sordular. Onlarla birlikte sofraya oturduğumuzda çok mutlu olduklarını müşahede ettik. Tropikal iklimin egemen olduğu o coğrafyada her türlü ekin yetiştiği halde muzungolar yerli halka tembellik, zina ve bol bol şarap içmenin dışında hiçbir şey öğretmediklerini öğrendik. Misafirimizin ifadesine göre muzungoların yerli halk üzerine kurduğu psikolojik baskı her yerlilerin her davranışından anlaşılmaktadır.

Ülkenin tüm serveti muzungolar tarafından talan edilirken yerle halka da sadece açlık, yoksulluk, cehalet ve sefalet düşmektedir. Moritanya’da, Endonezya’da ve diğer bir çok İslam ülkesinde durum aynı değil midir? İslam coğrafyasının yer altı ve yer üstü zenginlikleri, insan kaynakları, zeka, düşünce ve fikri servetleri de, bu muzungolar tarafından payimal edilmiyor mu? İslam ülkelerinin emniyet ve sekinetleri, huzur ve güvenlikleri de bu müfsit muzungolar tarafından sürekli ifsat edilmiyor mu? Cezayir, Mısır, Suriye, Libya, Yemen, Tunus, Türkiye ve Irak bunun en canlı örneği değil midir?

O halde neden Daiş? diye bir soru sormak çok abes olsa gerek.

Hırsızın hiç mi suçu yok? Elbette çok var. Şunu demek istiyorum: Yerli Müslüman halkların da bu sefalet, rezalet ve cehalette çok büyük suçlarının olduğu muhakkaktır.



PAYLAŞ