Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif
Yazar: Prof. Dr. Hüseyin ÇINAR   |    Yayın Tarihi: 28 Aralık 2015   |    966 Kişi tarafından görüntülendi.

Üç ilâhî dinde önemli bir yere sahip olan Kudüs şehri, 638 yılında Halife Hz. Ömer tarafından İslam topraklarına katıldı. 1099’da Haçlı ordularının işgaline kadar, İslam hâkimiyetinde kalan bu şehir, 1187 yılında Selahaddin Eyyübî eliyle yeniden Müslümanların idaresine geçti. Takiben Eyyübilerin ve Memlüklerin idaresinde kalan Kudüs, Yavuz Sultan Selim’in Memlüklere karşı kazandığı Mercidabık Savaşı (1516) ile Osmanlı toprağı oldu. Kudüs, 1831-1840 yılları arasında Mehmed Ali Paşa’nın idaresinde kaldığı dönem hariç, Aralık 1917’ye kadar, yaklaşık dört asır Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşında, 1915’te Çanakkale’de ve 1916’da Irak cephesinde Kutü’l-Amare zaferleri ile İngilizlere büyük darbe vurdu. Fakat Mart 1917’de Irak cephesinde ve Ekim 1917’den başlayarak Filistin cephesinde İngilizlerle yaptığı savaşlarda başarısız olunca, önce 11 Mart 1917’de Bağdat’ı, takiben de 9 Aralık 1917 günü Kudüs’ü kaybetti.[1]

Yaklaşık dört asır Osmanlı hâkimiyetinde kalan bu kutsal şehir ile ilgili 2015 yılı ortalarında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı, bir ortak proje ile Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif adıyla, Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait Kudüs Evkâfı/Vakıfları tahrir defterini yayınladı.[2]

Bu defterin de içinde yer aldığı Osmanlı dönemi tahrir defterleri, askerî, idarî ve malî amaçlarla yapılan nüfus, arazi kullanımı ve gelirlerin tespiti ile bu sayımlara dayanılarak belirlenen gelir kaynaklarının görevlilere taksim ve tahsisi işlemlerini içermektedir. Tahrir-i Memleket veya günümüz deyimi ile Nüfus ve Arazi Sayımı da denilen bu defter serilerinin ekseriyeti, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı Kuyûd-ı Kadime Arşivi’de bulunmaktadır. Ayrıca buraların dışında İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet yazmaları arasında da az sayıda da olsa,  mufassal, icmal ve evkâf olarak sınıflandırılan Tapu Tahrir Defterleri mevcuttur. TKGM’nin Kuyûd-ı Kadîme Arşivi’nde, 15-17. yüzyıllara ait 2.334 cilt Tapu Tahrir Defteri bulunmaktadır. Mufassal ve icmal defterleri dışında, bu arşivde 51 cilt Evkâf Defteri, 214 cilt de Vakf-ı Cedîd Defteri bulunmaktadır ki, bu defterler doğrudan vakıflarla ilgilidir. Bunlara ilaveten, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi’nde, Tapu Tahrir Defterleri katalogunda 1100 Bâb-ı Âsafî Defter katalogunda da 851 adet mufassal, icmal ve evkâf olarak kayıtlı defter bulunmaktadır. Aynı yerdeki, Maliyeden Müdevver Defterler arasında da tahrir defterleri yer almaktadır. Yukarıda belirtilen dönemlere ait arşivlerde bulunan mufassal ve icmal defterlerden bir kısmında da vakıf kayıtları birlikte tutulmuştur[3]

TKGM’deki tahrir defterleri içinde evkâf defterleri önemli bir yer tutmaktadır. Osmanlı bürokrasisi yeni kurulan vakıfları kronolojik olarak coğrafi bölgelerine göre bir deftere kaydetmiştir. Bu defterlerin saklanması, pratik hukukî uygulamalardan dolayı zaruri görülmüş ve bu zaruret de defterlerin günümüze kadar ulaşabilmesini sağlamıştır. TKGM’lüğü tarafından şu ana kadar çeşitli yayınlar yapılmıştır. Bunlar içinde hiç şüphesiz en fazla dikkati çekeni, geçmişten günümüze siyasi, askerî ve dinî pek çok olayın merkezinde yer alan Kudüs sancağı ile ilgili olanıdır. Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif adıyla hazırlanan bu çalışma, defterin fizikî yapısına da sadık kalınarak tıpkıbasımı ve Latin harflerine transkripsiyonu şeklinde, iki ayrı cilt halinde yayınlanmıştır.

Kudüs, tarihin her devrinde imar ve inşa faaliyetlerine sahne olmuş; özellikle Eyyübî, Memlük ve Osmanlı dönemlerinde yapılan camiler, medreseler, tekkeler, zaviyeler, türbeler, ribatlar ve hankâhlar şehrin, sosyal, ekonomik ve dinî hayatı üzerinde olumlu etkiler bırakmıştır. Bilhassa kendileri de bir tür vakıf olan hayrat için kurulan vakıflarla, şehrin sosyal ve ekonomik yönü oldukça zenginleşmiştir. Buna, şehrin dinî bakımından da taşıdığı önem büyük katkı sağlamış ve toplumun her kesiminden pek çok hayırseverin vakıf kurmasına neden olmuştur.[4] 

Kudüs, Osmanlı hâkimiyetine geçtikten sonra imar faaliyetleri hızla devam etmiş; bilhassa Kanuni Sultan Süleyman, Kubbetü’s-sahre’nin restorasyonu, surların inşası, su  yollarının ıslahı gibi şehrin imarına yönelik faaliyetlerde bulunmuştur. Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan’ın 1551’de yaptırdığı cami, medrese, han, ribat ve imaretten oluşan külliyesi ya da sık kullanılan adıyla imareti, hiç kuşkusuz Kudüs’teki ilk Osmanlı eserlerinin en önde gelenlerindendir. Bu külliyenin masraflarının karşılanması için bir vakıf kuran Hürrem Sultan, Suriye ve Filistin’de, özellikle Remle civarında birçok köy ve geniş araziyi bu vakfa tahsis ettirmiştir. Onun 1558’de ölümünden sonra, Kanuni Sultan Süleyman, Sayda civarında dört köyün arazisini daha bu vakfa ilave etmiştir.[5]

Defteri yayına hazırlayanların belirttiğine göre, TKGM Kuyûd-ı Kadime Arşivi’nin Tapu Tahrir Defterleri Katalogu’nda, Defter No: 406 (514/539) fon numarasıyla kayıtlı olan Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif, 18 varaktan ibaret olup, H. 970/1562 tarihlidir.

Defter, “Defter-i Evkâf ve Emlâk der Kuds-i Şerif” üst başlığı altında, iki kısma ayrılmıştır. 12 varak olan birinci kısımda, 95 adet vakıf ve bunlara ait gelir kaynakları/akarâtı, “vakıf” başlığı altında bir araya getirilmiştir.  5 varak olan ikinci kısımda da 49 adet mülk ve bunların kimlere ait olduğu, “Emlâk-ı der Livâ-i Kuds-i Şerîf” başlığı altında kaydedilmiştir Bu ikinci kısım, kişilerin üzerine özel mülk olarak kaydedilen gayrimenkullerden oluşmaktadır.

Defterde ilk kısımda: “Vakf-ı Hazret-i Halîlü’r-Rahman Aleyhi Salavâtü’r-Rahman”, “Vakf-ı Sahratü’l-llâhü’l-Müşerrefe ve Mescidü’l-Aksâ ve Câmiʻü’l-Meğâribe”, “Vakf-ı İmâret-i Âmire der Kuds-i Şerif”, “Vakf-ı el-Medresetü’l-Müzehheriyye der Kuds-i Şerif”, “Vakf-ı el-Melikü’n-Nâsır Salaheddin Yusuf bin Eyüb alâ Bimâristan der Kuds-i Şerîf”, “Vakfı es-Sultân Melikü’n-Nâsır Yusuf bin Eyüb alâ Medresetihi der Kuds-i Şerîf” şeklinde, 95 adet vakıf kaydı yer almaktadır. Vakıfların masraf ve görevlileri ile ilgili herhangi bir kaydın yer almadığı bu defter, bir nevi vakıf isimleri, hayratı ile gelirlerinin kaydedildiği envanter niteliğindedir. Bu defterde yer alan vakıfların gelir kalemleri arasında; köy, mezraa, arazi, bostan, ğarras (dikili ağaçlar), kürüm (üzüm bağı kütükleri), mahzen, dükkan, tâhûn (değirmenler), maʻsara, fırın, kuyu, sarnıç, ev, ahır, vb. gayrimenkuller kaydedilmiştir. Defterdeki vakıfları içinde en fazla gelir kalemine sahip olanı Halîlü’r-Rahman Vakfı’dır. Yine burada Hürrem Sultan’ın imaretinin gelirleri, köylerden ve mezraalardan oluşan 17 kalem halinde yazılmıştır.

Kudüs Evkâf Defteri’nde; “Vakf-ı Hazret-i Seyyidinâ Musa Nebiyyu’l-llâh Aleyhi Selâmu’l-llâh”, “Yunus ve Lut Aleyhüma’s-Selâm” hazretleri gibi peygamberlere ait vakıflar; El-Melikü’n-Nâsır Salaheddin Yusuf bin Eyüb adına kurulmuş ve geliri hastane, medrese, hankâh gibi hayratına tahsis edilen vakıflar; El-Emîr Mencik gibi umeraya ait vakıflar; Mustafa İskender Paşa tarafından Halvetiyye Tarikatı fukarası için kurulan vakıf gibi tekke, zaviye ve hankâh vakıfları yer almaktadır.  Ayrıca Sitt Amine binti Zeyni Amr, Şükiyani binti Abdullah ve Hadice binti Nasuh er-Rumî el-İstanbuliyye isimli üç kadına ait vakıf kaydı da defterde yer almaktadır.

Her biri ayrı ayrı incelemeye tâbi tutulacak nitelikteki 95 adet vakıf içinde medreseler önemli bir yer tutmaktadır. Defterde vakfı olan medrese sayısı 14’tür. Ayrıca burada, bir de Dârü’l-Hadis vakfı kaydı yer almaktadır. İsimleri vakıf adlarında yer alan medreseler şunlardır: Müzehheriyye Medresesi, Sultan Melikü’n-Nâsır (Salaheddin) Yusuf bin Eyüb Medresesi, Emir Mencik Medresesi, Muazzamiyetü’l-Hanefiyye Medresesi, Mülkiye Medresesi, Hüseyniye Medresesi, Bedri Lülü Gazi Medresesi, Selâmiyetü’l-Kübrâ Medresesi, Tablûniyye Medresesi, el-Emir Deniz Medresesi, Mâlikiyyetü’l-maʻrûfe bi’l-Kubbeti İmâretü’l-Meğaribe Medresesi, Zeminiye Medresesi, Cevheriyye Medresesi [fukarası için  Vücuheddin Vakfı], Hankâh-ı Esvediyye Medresesi.

Defterde, “Vakf-ı Râh-ı Âb-ı Kuds-i Şerîf ber mûceb-i emr-i şerîf-i âlişân târih-i  emr-i şerîf  fî evâsıtı Receb sene 934 (1-10 Nisan 1528)” başlığı altında yer alan kayıtta, Kanuni’nin su yolu vakfına ait 2 bâb dükkan, Kerbaba Mezraası ve Kudüs’ün Beriküt Köyü’nden hisse olmak üzere 3 kalem gelir kaydedilmiştir. Yine, Kanuni’nin hükm-i şerifi ile kurulan kıdvetü’r-râşidîn ve ziyneti’s-sâlihîn Hazret-i Şeyh Ahmed ed-Dücânî  (ks) için 6 kalem gelirden oluşan bir vakıf defterde yer almaktadır.  

Defterin ikinci kısmında, “emlâk” başlığı altında 49 adet mülke ait kayıt bulunmaktadır. Buradaki kayıtlar;  “Mülk-i Hacı Veli bin Salih er-Rûmî el-Kâtın bi’l-Kuds-i Şerîf târihü’l-mülkiyetihi sene 940”, “Mülk-i Kâdî Ahmed ed-Deyrî târihü’l-mülkiyetihi sene 967”, “Mülk-i Hoca İskender târihü’l-mülkiyetihi sene 870” vb. şeklinde, tasarruf eden, gayrimenkulün çeşidi ve temlik tarihi gibi bilgileri ihtiva etmektedir. Hiç şüphesiz şahısların üzerindeki bu mülk kayıtlar, birer tapu hüviyeti mesabesinde olup, devamlılığı olan hukukî belgelerdir.        

Böylesine tarihî öneme sahip olan, Mekke ve Medine’den sonra İslam dünyasının en önemli üçüncü kutsal beldesi kabul edilen Kudüs’te, 16. yüzyılın ortalarında vakıfların durumu ve bunların şehrin sosyal, dinî, iktisadî ve kültürel hayatına yansımaları hakkında bizlere veriler aktaran Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif’in, transkripsiyonu ile birlikte yayınlanması, günümüzde Filistin Devleti ve Kudüs Şehri’nin tarihî bağları için büyük önem arzetmektedir. Hiç kuşkusuz burada yer alan vakıf ve mülk kayıtları ile hayrî eserler, Kudüs’ün, İslam ve Osmanlı dönemleri için birer tapu özelliği taşımaktadır.

TKGM tarafından yayınlanan Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif, hiç şüphesiz, Kudüs’le yolu bir şekilde kesişen siyasilerin, diplomatların, tarihçilerin, ihtiva ettiği konular bağlamında sosyal bilimlerden pek çok araştırmacının yararlanabileceği değerli bir kaynaktır. Her bir vakfı ve muhtevası ayrı ayrı değerlendirmeye tâbi tutulması gereken bu evkâf defterinin, ilim dünyasının ve uluslararası camianın gündemine taşınması kuşkusuz önemli bir hizmettir. Ancak, yayın esnasında defter üzerinde tahlili bir analiz yapılsa ve burada yer alan vakıfların ve emlâk sahiplerinin birer listesi, açıklamalar ve değerlendirmeler kısmında verilse, çalışma daha da zenginleşmiş olurdu. Her şeye rağmen büyük bir emeğin ve çabanın ürünü olan bu yayını bizlere kazandıran, proje yöneticisinden, yayına hazırlayanlara kadar emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Burada bir beklentimizi de dile getirmek istiyoruz. O da kurumun yaptığı yayınlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir hizmet üretilmesidir. Bu da yapılan yayınların kendi web sayfalarında digital olarak yayımlanarak bir ölçüde çözebilirler. Haliyle bu durum kaynağa ulaşımı daha da kolaylaştıracaktır. Tabii ki, TKGM Arşiv Dairesi Başkanlığı’ndan beklentimiz, yeni yayınları ilim dünyasının hizmetine taşımasıdır.         

------------------------------------------------------

[1]Casim Avcı, “Kudüs/Fethedilişinden Haçlı İstilasına Kadar”, Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi/ TDİA, 26: 2002, 327-329; Işın Demirkent, “Kudüs/Haçlılar Dönemi”, TDİA, 26: 239-332; Cengiz Tomar, “Kudüs/Memlükler Dönemi”, TDİA, 26, s. 332-334; Kâmil Cemil El-Aselî, “Kudüs/Osmanlı Dönemi ve Sonrası”, TDİA, 26, s.334-338; Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif,  Yayına Hazırlayan: Sevgi Işık – Fatma Ayan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, s.24-26.

[2]Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif,  Yayına Hazırlayan: Sevgi Işık – Fatma Ayan, Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif  (2015). Yayına Hazırlayan: Sevgi Işık – Fatma Ayan, Ankara: T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı – Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü –Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015.

[3] Mehmet Öz, “Tahrir”. TDİA, 39: 2010, s.425-429; Adnan Torun,  “Osmanlı Dönemi Vakıf Araştırmalarında Kuyud-ı Kadime Arşivi’nin Rolü ve Önemi”. Balkanlarda Osmanlı Vakıfları ve Eserleri Uluslararası Sempozyumu İstanbul-Edirne, 9-10-11 Mayıs 2012, Mehmet Kurtoğlu (ed.), Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 2012,  s. 305-310.

[4]Defter-i Evkâf-ı Livâ-i Kuds-i Şerif, s. 24-25.

[5]Amy Singer, Osmanlı’da Hayırseverlik – Kudüs’te Bir Haseki Sultan İmareti, çev. Dilek Şendil, Tarih Vakfı Yurt Yay, İstanbul 2002, s.45-46, 52-63; El-Aselî, a.g.m., 335.



PAYLAŞ