Ülkenin Göğsüne Sıkılmış 1128 İmza
Yazar: Kahraman GÜNDÜZ   |    Yayın Tarihi: 19 Ocak 2016   |    857 Kişi tarafından görüntülendi.

“…Meyan-ı güft ü gûda bed-meniş îham eder kubhun

Şecaat arz ederken merd-i kıpti sırkatin söyler.”

 

Râgıp Paşa

 

 

Pek Muhterem Akademisyen(!) Birader(ler),

 

Biliriz; 12 Eylül’de kuyruğu kıstırdınız, gıkınız çıkmadı, sadra şifa tek kelimeniz olmadı. 28 Şubat’ta ve 27 Nisan’da postal yalama konusunda “akademik” meziyetlerinizi sergilediniz. Ama hakkınızı yemeyelim, yalayacağınız postal konusunda seçicisinizdir! Yalayacağınız postal, ağzınızda kekremsi bir tat bırakmaması için ille de milli iradeye tekme atmış olmalı. Şimdilik bunları geçelim.

 

 

Misal, sırtını sıvazladığınız terör örgütü bombalar patlatırken, asker-sivil demeden katlederken; polisleri uyurken enselerinden, astsubayları hamile eşlerinin yanında kahpece şehit ederken, içinde “yaşam hakkı, özgürlük, güvenlik” gibi afili ifadeler geçen tek cümle kurmuşluğunuzu görmedik.

 

Belediyelerin kamyonları bomba ve cephane taşırken, kepçeleri harıl harıl hendekler açarken, mahalle aralarına el yapımı bombalar, mayınlar gömülürken hukuktan, adaletten, insanca yaşamaktan hiç bahsetmediniz.

 

Sizin “arkadaşlar” çıkıp “O keleşi size çevirmesini biliriz!”, “PKK sizi tükürüğüyle boğar, tükürüğüyle!”, “Bodrum’u da yakarız!” muadilinde tehditler savururken, özel arabalarıyla PeKeKe’ye cephane ve gıda malzemeleri taşırken yakalandıklarında “Höst ulan, ne içiyorsunuz siz?” demediniz.

 

Aktivist” dostlarınız İstanbul’da yüzlerinde maske, ellerinde keleşler ile fink attıklarında, -hemi de- Antalya’da yol kesip kimlik kontrolü yapma cüretini gösterdiklerinde yalancıktan da olsa “ya bi’ dakka, n’oluyoruz” filan olmadınız.

 

Hatta eminim ki, önemli bir kısmınıza Yasin Börü’yü, Aytaç Baran’ı, Yunus Koca’yı, Fırat Sımpil’i… soracak olsam mel mel bakarsınız suratıma.

 

Sizinkiler 16 yaşında bir çocuğu üçüncü kattan attılar, sopalarla öldürdüler, üzerinden arabayla geçtiler ve hatta kesmedi bir de yaktılar” desem, “Ufak at da civcivler yesin” dersiniz!

 

Haydi, bunları da geçelim!

 

 

Siz değil misiniz, çözüm süreci boyunca bet bet konuşup, yazıp çizenler?

 

Ve siz değil misiniz ana dilde eğitimle ilgili düzenlemeler yapılırken, mesela “Andımız” uygulaması kaldırırken çapsız çapsız muhalefet edenler?

 

Neredeyse üç yıla yakın bir süre boyunca silahlar susmuşken ve hayat normale dönmeye başlamışken müzakere masasının ayaklarını kırmaya çalışanlar?

 

Hükümet, Kürt kardeşlerimizin “1919’dan bu yana” gasp edilmiş onlarca hakkını iade ederken ve sırf masa devrilmesin diye kimi şımarıkça ve haddini aşan eylemleri, söylemleri sineye çekerken; milliyetçi sinir uçlarını kaşımaya çalışanlar siz değil miydiniz birader?

 

Sayayım mı daha cürümlerinizi?

 

Barış için, kardeşlik için, huzur için, bölgenin normalleşmesi için bugüne kadar ne yaptınız? Anlatın da bir dinleyelim hele.

 

Şimdi kalkmış bize barış mavalları okuyorsunuz. Hem de örgütün iyice köşe sıkıştığı, halk desteğinden ümidini kestiği, sevk ve idare zaafı içerisinde kıvrandığı ve bitme noktasına geldiği böyle bir günde; janjanlı kelimelerle, “örgütüme dokunma!” diyorsunuz.

 

Sırf bildirinizde geçen “PKK ise Kürtlerin imha edilmesi politikası ile mücadele ederken kör teröre kayarak sivillere zarar veremez, kendi halkını çaresiz bırakamaz, iktidara daha büyük baskı uygulama fırsatı yaratamaz.” ifadeniz bile ne kadar alçalabileceğinizi görmek için yeter de artar bile.

 

Bu cümlede ne demek istediğinizi maddeler halinde açalım ve muhabbetimizi tadında keselim:

1.       PKK, Kürtlerin imha edilmesi politikası ile mücadele eden bir örgüttür.

2.       Ey PKK! Tamam, asker ve polis öldürebilirsin ama sivillere zarar vermesen iyi olur.

3.       Terörist kardeşim! “Kör terör” ile masum vatandaşları öldürerek iktidara koz veriyorsun.

4.       Bak, biz seni savunmaya çalışıyoruz, böyle eylemler bizi de zor durumda bırakıyor. Dikkatli ol e mi?

 

Oldu olacak maaşınızı da Kandil versin sizin birader! Bir de kalkmışsınız, utanmadan, bu hükümetten koruma istiyorsunuz! Bu nasıl bir aymazlıktır da bu ne şekil bir cesaret?

 

Sahi kuzum, siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Üniversitelerinizin tıp fakültelerindeki hocalar fazla yürek yemenin zararlarını anlatmıyorlar mı size hiç? O zaman “Erdoğan rejiminin” savcıları anlatsın da dinleyin biraz!

 

Yazın yediğin hurmalar niyetine!

 

 

 

kahramangunduz@gmail.com
twitter : @Kahraman_Gunduz

 

 

 

 



PAYLAŞ