Benim Ankaram
Yazar: Bilal KEMİKLİ   |    Yayın Tarihi: 19 Mayıs 2016   |    1016 Kişi tarafından görüntülendi.
Akşam öğrendim, bir güzel insanın, Ankara'nın sırlı gönül adamlarından Ahmet Remzi Hatip Beyefendinin göç haberini.... Hak rahmet eylesin.
Bu haber beni, eski Ankara'ya alıp götürdü... Benim Ankaram'a.
Ankara'ya yüksek tahsil için geldiğimde, Keçiören Asfalt'ta Demirtepe'de bir öğrenci evinde kalmıştım. Kaldığımız dairenin üsta katında Faruk Tandırcıoğlu otururdu. Hemen alt sokakta, o vakit heyecanlı genç bir sendikacı olan Hüseyin Tanrıverdi kalırdı. Arka sokağımızda ise, Akyol Apartmanı'nda Erdem (Bayazıt) Ağabey kalırdı.
Evet, benim Ankara maceram Keçiören'de başladı... Kısa süre bir Demet ve sonra Beşevler maceram olsa da hep Keçiören'de kaldım.
Mezuniyet sonrası, ailecek Kalaba'da yerleştik... İlk çocuğumuz orada büyüdü. Daha evvel yazdım, Kalaba'da, merhum üstadım M. Esat Coşan Hocaefendi, merhum mühendis-hoca İsmail Turan Beyefendi, merhum Rıza Çöllü Hocam, merhum Necati Gökçınar amcam ve Tepebaşı'nda merhum M. Asım Köksal Hocafendi kalırdı... Daha başka hocalar, alim ve arif zatlar da vardı.
Zaman zaman Bağlum'a giderdik. İlk arabamı aldığımda, o vakit Basınevleri'nde META Blokları'ndaki kendi evimde kalıyordum. Fırsat buldukça Bağlum'a gider, evvela merhum Abdulhakim Arvasi ve ahbaplarını ziyaret eder; sonra o nezih bahçelerde tenezzühe çıkardık.
Şimdi geriye dönüp bakıyorum, hakikaten benim Ankaram hep Keçiören ve civarıymış. Beşevler'de okumuş, çalışmışım; ama Keçiören'de yaşamışım.
Ankara'nın yüksek rakımlı muhitleri, Çankaya ve civarı sadece iş icabı uğradığım yerlermiş... Şimdi iyi hatırlıyorum, bana o semtler hep soğuk gelirdi. Fakat Aşağıeğlence'yi severdim. Çünkü o civarda sevdiğim bazı büyüklerim kalırdı; Muhterem hocam Lütfi Doğan Beyefendi, merhum Orhan Batı, değerli hocamız Ahmet Rumeli Beyefendi ve bugün "göç haberini" aldığımız güzel insan Ahmet Remzi Hatip Bey... Sanki Ankara'nın bu yüksek rakımlı bölgesi, bu azizan ile güzelleşir, bizim olurdu.
Esasen Ankara "sırlı şehir"dir... Sadece Hacıbayram ve Dr. Emin Beyin muhiti değil, her semtinde "kıravatlı arifler" barındıran bir hoş şehirdir. Mesela Dikimevi, Abidinpaşa civarı merhum Ahmet Kayhan Efendi'yle güzelleşir, mana kazanırdı.
Şimdi bu şehri güzelleştiren isimlerden birnin Ahmet Remzi Bey'in göç haberini Bursa'dan aldığımda, benim o eski Ankaram birer birer geliverdi hatırıma.... Konya mebusu, eski kaymakamlardan Ahmet Remzi Bey, Mevlevi bir ailenin çocuğu olarak yetişmiş kelimenin tam anlamıyla bir "beyefendi" idi. Son devir Mevlevi mürşitlerinden şair ve kütüphaneci Ahmet Remzi Dede ile Kayseri Müftüsü Ahmet Remzi Efendi'nin adlarını buluşturan bir "beyefendi".
Şimdi Ahmet Remzi Beyefendi'nin sırlanma günü... Benim de Ankaram'daki hafızalarımdan birinin sükût günü. Oysa bu yaz Ahmet Remzi Bey'e uğrayıp Halep Mevlevihanesini yeniden konuşacak, var ise evrakları alıp bir çalışma yapacaktım. Belki yine, Mehmet Efendi'den, Sami Efendi'den ve Tayyip Okiç Hoca'dan söz açıp sohbetler edecektik. Ahmet Remzi Bey, bu alim ve fazıl insanların Ankara günlerinde hizmetlerinde bulunmuş, dertlerine derman olmuştu.
Evet, Ankara'da bahar bir göç haberiyle beni aldı, o eski günlere götürdü.... Sahi, ne güzel dostluklar demlenmişti bu "sırlı şehir"de!


PAYLAŞ