Hüzün Coğrafyası
Yazar: Sündüs Arslan AKÇA   |    Yayın Tarihi: 28 Haziran 2016   |    835 Kişi tarafından görüntülendi.
Dünya bir handı ve biz bu handa konan göçen yolcular. Bu handaki gelip geçici güzelliklere öyle kapılıyoruz ki, bu sefanın ebediyen devam edeceğini sanıyoruz. Tâ ki ölüm bize gelene kadar.
Yine uzun susmaların sokağından geliyorum, içimde tarifsiz kelimelere sığdıramadığım bir hüzün. Sorsanız neren acıyor diye, nasıl anlatılır ki bilmiyorum hüzün en çok nerenizi acıtır, ya da acıyan yerinizden hoşnutsanız şikâyete diliniz varır mı?
       Kaleme ve beyne içinde bulunduğumuz ayın faziletlerinden ve ruhumuza sunduğu serinlikten bahsetmeyi vazife kılmıştım. Lakin o kadar sık gündemimiz değişiyor ki, sizin kıldığınız vazifeyi kalp onaylamıyor tutuyor kalemin elinden ve bildiğini okuyor.
    Bugün Karslı bir işadamı ile ilgili güzel bir yazı okudum. Etkilenmemek elde değildi. Bu ünlü iş adamı birkaç yıldır oğluna sünnet düğünü yapmayı planlıyor ve her yıl ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı ertelemek zorunda kalıyor. Çocuk neredeyse sünnet olacağı yaşı geçireceği için bu sene artık düğünü yapması gerektiğini düşünüyor. Tabi ki ülkemizde yine ne şehit haberleri ne de kötü gidişat son buluyor.
  Sade yapılan sünnet töreninde bir konuşma yapan iş adamı, geçmişinden ve nasıl bir yaşamın içinden bugünlere geldiğinden kısaca bahsediyor. Geldiği yeri unutmadığını dile getiriyor. Daha sonra  misafirlerine çocuğuna getirdikleri hediyeyi ve de kendi isimlerini yazmalarını rica ediyor. Misafirler önce bozuluyorlar fakat konuşmanın devamında bu paralarla öğrencilere yurt yapılacağını ve o çocuklarında kendilerine teşekkür için adreslerini bilmeleri gerektiğini belirtiyor.
 
   Neden bunu anlattım, her seferinde umut dolu ve iç ferahlatan bir yazıya soyunduğumda, içinde bulunduğumuz durum ve yaşanan bunca acı buna engel oldu. Sürekli aldığımız şehit haberleri ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar ve gidişatımız haliyle kalemimizin yönünü değiştiriyor.
 
Belki de istenen buydu, yıpratılmak, umutsuzluğa düşürülmek. Ve yine elimdeki kitapta okuduğum şu söz ;
Bela yağmur gibi gökten yağsa
Başını onun altına tutmanın adıdır aşk.
Eşrefoğlu Rumi
      Başımıza gelen musibetlerden sürekli şikâyet eder olduk. ‘’Senden gelen başım gözüm üstüne’’ diyebilecek olgunluğa erişemedi ruhumuz. Dünya bir handı ve bizler konan göçen yolcular… Ve biz bu hana kulluk vazifesini yapmak için geldik. İmtihanımız aşk üzerine idi. Hiç’leştiğimiz kadardı aşka yakınlığımız. Aşk’a kanatlanmak kolay mıydı? Her başımıza gelen ve bize musibet gibi görünen sıkıntılarımızı sadece O’na sığınarak ve tam bir tevekkül ile geçebilirdik. Hüzün ilmek ilmek dokumalıydı yüreklerimizi. Gözlerimizden akmalıydı eksikliğimiz…
  Yazımızın konusu Ramazan’dı değil mi?
Ramazan denilince ilk çocukluğuma koşuyorum. O dönemlerde tuttuğumuz oruçların ne denli unutulmaz oluşları düşüyor aklıma. Tekne oruçlarımız vardı, ne kadar kıymetliydi. Yere göğe koyamazdık. İftar ve sahurlarımız sadeydi. O sadeliğe sığdırılan kocaman huzurumuz vardı.
     Her yıl mübarek Ramazan ayına erişince eski ramazanları anmadan geçemiyoruz. Hani şu ‘’bizim zamanımızda’’ diye başlayan… Kim vardı kim yoktu diye düşünmeye başlarız. Bu seneye ulaşamayanlar, toprakla buluşanlar aklımıza gelir. Ve bir daha gelip geçicilik zonklatır kafanızı. ‘’Seneye bu güzelliği yaşar mıyım acaba’’ sorusu yoklar sizi. Ardından ‘’Ya nasip’’ düşer yüreğinizden…Daha geliş heyecanı içindeyken bakınız  son günlerine geldik bile.
    Güzelliklerle yad etmek, hatırlamak anlatmaktı kalemin düşüncesi fakat güne düşen acılı haberler haliyle yüreklerimizi dağladı.
Ülkem kanlı gözyaşları akıtırken, her yeni gün haneleri hüzne boğarken, şevkle ve heyecanla Ramazanın güzelliklerini yazmakta zorlanıyorum.
         
    Sevmek ve sevilmek umuduna tutunmak istiyorum artık. Kalplerimizde kardeşlik ırmakları aksın. Bu güzel günlerin hürmetine ruhlarımız kötü duygulardan arınsın istiyorum. Ve dua kapısına mendili açtım, avuçlarım şükür yağmurları topluyor. Yüreğimde sessiz yakarışlar, dilimde yüreğe itimad ve bütünü teslimiyet!
    Bayramı bayram tadında yaşamak nasip olur inşaAllah!    
    Dua ile….
 


PAYLAŞ