Bu Kez “Bizim Çocuklar” Başardı!
Yazar: Kahraman GÜNDÜZ   |    Yayın Tarihi: 31 Temmuz 2016   |    661 Kişi tarafından görüntülendi.

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.”

Mehmed Akif ERSOY – İstiklâl Marşı

 

Muhterem Dostlar,

 

Sene 1980 idi.

Aylardan Eylül…

 

Bodrum kattaki evimizde, siyah perdelerimizi sıkıca çekmiş ve ailecek duvar diplerine sinmiştik. Ölüm sessizliği içerisinde, gevrek sesli bir generalin konuşmasını dinliyorduk.

 

General, “anayasanın kendilerine verdiği yetkiye dayanarak Türk Silahlı Kuvvetler olarak yönetime el koyduklarını” söylüyordu.

 

Tanklar ve elleri silahlı askerler köşe başlarını tutmuştu. Sıkıyönetim ilan edilmişti ve ikinci bir emre kadar sokağa çıkmak yasaktı.

 

Tüm partiler kapatılmış, tüm siyasiler tevkif edilmişlerdi; asayişin yeniden tesisi için.

 

 

Çok sonradan öğrenmiştik, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Paul Henze’in darbe sonrası “Bizim çocuklar başardı!” diye ünlediğini!

 

Gevrek sesli general ziyadesi ile “adil” birisiydi; bir sağdan, bir soldan asmıştı “anarşistleri”! Hatta o kadar “adildi” ki, sırası gelenin yaşı küçükse, mahkeme kararıyla yaşını büyütüp öyle asmıştı.

 

Ve pek muhterem(!) hoCIA efendi ise, darbe sonrasında (Ekim 1980) Sızıntı dergisinde pek “mübarek” bir yazının altına imza atmıştı. Mezkûr yazının başlığı “Son Karakol” idi ve hoCIA efendi “ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz” diyordu.

 

Bir sonraki Sızıntı sayısında ise (Kasım 1980) hoCIA efendinin yazısının başlığı “Merhamet” idi ancak darbeci generalleri merhametli olmaya davet ettiğini sanmayınız sakın. Bizim çocuklara(!)sakın merhamet edeyim demeyin” şeklinde talkın veriyordu hoCIA efendi ve şunları söylüyordu:

 

Eli kanlı, yüzü kanlı; gönlü kanlı, gözü kanlı; hâsılı, hem deli hem de kanlıya merhamet, bütün mağdurlara, bütün mazlumlara karşı en korkunç bir merhametsizliktir. Böyle bir tutum ise, kurda acıyıp da, kuzuların hukukunu kâle almama gibi bir şeye benzer ki, kurtları güldürse bile, bütün âsumanı âh u efgâna getirecektir.

 

Hâsılı o meş’um günde biz siyah perdelerin arkasına sindik, saklandık ve Sam Amca’nın “bizim çocuklar” dediği eli silahlı haydutlar kazandı. Türkiye kaybetti!

 

***

 

Sene 2016.

Aylardan Temmuz…

 

Bir darbe girişimi olduğunu duyan halk abdestini alıp kendisini sokaklara attı. Tankların önüne yattı, ölüm saçan namlulara doğru tevekkülle yürüdü… 

 

 

Vuruldu, yaralandı, şehitler verdi; ama her seferinde yeniden kalktı ve muhasara çemberini biraz daha daralttı.

 

Oysaki ABD’li dostlarımız(!) -sanırım- yine siyah perdelerimizi çekip, duvar diplerine sineceğimizi murâd etmişlerdi. Lakin 36 yılda Şehitler Köprüsü’nün altından çok sular akmıştı!

 

Bizim çocuklar” başarsaydı tepedeki kuklaların, 1980’in gevrek sesli generali kadar “adil” davranmayacağını sanırım hepimiz biliyoruz.

 

HoCIA efendinin ve onun kalemşorlarının neler yazacaklarını da az çok tahmin ediyor olmalıyız; daha önceki yazdıklarından. Kanaatim odur ki; Aksiyon’un Ağustos sayıları aylar öncesinden hazırlanmıştı, sadece güncel fotoğraflar bekleniyordu.

 

 “Bizim çocuklar” bir çuval inciri berbat ettiler, bu kez başaramadılar. Sam Amca çok kızgın, burnundan soluyor.

 

Ve hatta açık açık “İçeri alınan askerler, diyalog halinde olduğumuz isimlerdir, endişeliyiz!” diyebiliyor. Biliyoruz Sam Amca, biliyoruz! O hainlerle diyalog halinde olduğunuzu biliyoruz. Neler planladığınızı, neler arzuladığınızı biliyoruz. 

 

 

İncirlik’ten harekât planlarınız ve tanker uçaklarınızla beslediğiniz “sizin çocuklar” bu kez başaramadılar. Üzgün değiliz.

 

Arkasına saklanacağımızı sandığınız o siyah perdeleri kaldırıp atalı 30 yıl oldu Sam Amca. Bizler bir kutlu yürüyüşün yolcularıyız artık. Duvar diplerine sineceğini düşündüğünüz bu insanlar korkusuzca namlulara göğsünü siper ediyor artık.

 

Ne kadar rahatsız olsanız azdır!

 

***

 

Darbe ile zafer arasındaki çizgi bir siyah perdenin kalınlığı kadardı. Yine o siyah perdelerin arkasında sinmiş olsaydık, yine başaracaklardı “bizim çocuklar”. Bu zafer, göğsünü namlulara siper eden kahraman insanımızındır.

 

Ve bu kahır, kalbi, gözü, gönlü, vicdanı siyah perdelerle çevrili, ruhunu şeytana satmış, ceplerinde T.C. nüfus cüzdanı taşıyan onursuz, vatansızlarındır. Onları da Allah(cc) bildiği gibi yapsın. Bu saatten sonra onlar için Allah(cc)’tan hidayet dileyip, olmayacak duaya “amin!” demek gelmiyor içimden!

 

Türkiye adaletine hoCIA efendinin 1980 Kasım’ındaki satırları ile seslenmek istiyorum sadece:

 

Eli kanlı, yüzü kanlı; gönlü kanlı, gözü kanlı; hâsılı, hem deli hem de kanlıya merhamet, bütün mağdurlara, bütün mazlumlara karşı en korkunç bir merhametsizliktir. Böyle bir tutum ise, kurda acıyıp da, kuzuların hukukunu kâle almama gibi bir şeye benzer ki, kurtları güldürse bile, bütün âsumanı âh u efgâna getirecektir.

 

 

Kalınız sağlıcakla.

 

twitter : @Kahraman_Gunduz



PAYLAŞ