Yenik(y)apınız Hayırlı Olsun!
Yazar: Kahraman GÜNDÜZ   |    Yayın Tarihi: 11 Ağustos 2016   |    527 Kişi tarafından görüntülendi.

"Ve o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek

veya sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı.

Ve onlar, bu tuzağı kuruyorlarken; Allah da tuzak kuruyordu.

Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır."

Enfâl Sûresi – 30. Ayet

 

Kıymetli Okuyucu,

 

Bugün sizleri 380 yıl öncesine, bir başka OHAL zamanına götüreceğim. Bir maniniz yoksa bana eşlik eder misiniz?

 

***

 

1630’lu yıllar… Sultan IV. Murad, sarsılan devlet otoritesini yeniden ikame etmek ve genel asayişi sağlamak için bir dizi yasaklar getirmiştir.

 

Tütün yasak…

Şarap yasak…

Esrar, afyon, haşhaş zinhar yasak…

Yatsıdan sonra sokakta fenersiz dolaşmak yasak…

Patlıcan kızartmak yasak…

Fal bakmak, baktırmak yasak…

Vesaire.

 

Sultan Murad, sık sık tebdil-i kıyafetle halkın arasına karışıp, bu yasakların uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmektedir.

 

Bir gece vakti yine bu niyetle Topkapı Sarayı’nın ana kapısından dışarı çıkan Hünkâr, arnavut kaldırımı yollardan usul usul Haliç kıyısına kadar iner.

 

Bir sandala biner ve sandalcıdan Galata’ya çekmesini ister. Sandalda bir adam daha vardır. Sultan Murad o adama ne işle iştigal ettiğini sorar.

 

Falcıyım” der adam. Sultan buna kızar ama belli etmez, “Bre gafil! Bilmez misin Sultan Murad fal bakmayı yasak etmiştir! Görse kelleni almaz mı?” diye sorar.

 

Omuz silker falcı, “Bu saatte Murad sıcak yatağında mışıl mışıl uyuyordur.

 

Sultan Murad devam eder “Hele bir fal bak hele” der “Sultan Murad sarayında mıdır?

 

Falcı okuyup üflediği baklalarını sandalın kalafatlı tahtalarının üzerine saçar. “Hayır” der, “Sultan sarayında değildir.

 

Bir daha bak” der Sultan, “Hünkâr sarayında değilse nerededir?

 

Falcı bir kez daha savurur baklalarını, bu kez korku içerisinde kafasını kaldırıp “Sultan deniz üzerinde bir yerdedir.

 

Bir daha bak” der Sultan Murad son kez. Falcı elleri titreyerek tekrar saçar baklalarını. Bakar, bakar, bakar… Sonra kafasını kaldırır “Sultan bu sandaldadır” der. “Ben Sultan değilim; şu kamburu çıkmış kayıkçı da Sultan değilse, Sultan Murad sizsiniz demektir. Bu fakir merhametinizi dilenir Hünkârım!

 

Sultan Murad cevap verir: “Bak falcı! İmdi, bu sandalda kelleni vurmam gerektir. Lakin sevdim seni. Sana son bir şans vereceğim. Şehre hangi kapıdan gireceğimi bilirsen bu seferlik seni affedeceğim.

 

Hünkârım!” der falcı, “İmdi size hangi kapıyı diyecek olsam yekdiğerinden girersiniz. Ben cevabı size yazıp vereyim, şehre girince okursunuz; bilememişsem kellemi oracıkta vurursunuz.

 

Sultan Murad, bu teklifi kabul eder, falcının cevabını yazdığı kâğıdı katlayıp kuşağının arasına sokar.

 

Hünkâr şehre döndüğünde duvarcılarına gösterdiği yere yeni bir kapı açılmasını emreder. Yeni açılan kapıdan önce Sultan IV. Murad ve ardından falcı girer. Sultan Murad, falcının yazdığı kâğıdı kuşağından çıkarır ve okur:

 

Yeni kapınız hayırlı olsun Hünkârım!

 

Söylence odur ki, o günden sonra o kapının ve çevresinin ismi Yenikapı’dır efendim!

 

***

 

7 Ağustos tarihli “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne gitmeye niyetlenip de, kısmetinde bu tarihi mitingi televizyon başında izlemek olan milyonlarca vatandaştan sadece birisiyim. 

 

 

Uzaydan görülebilen tek milletin bir ferdi olmaktan (o fotoğrafta olamasam bile) son derece gururluyum. 

 

 

O gün orada olan her bir vatandaş, “tek millet” olmanın ne anlama geldiğini dosta ve özellikle de düşmana göstermiştir. Mesaj yerine ulaşmıştır.

 

Bu millet; iradesini topa, tüfeğe, tanka, uçağa; hele de ipleri emperyalistlerin elinde olan üç beş uşağa teslim etmeyeceğini göstermiştir.

 

Yenikapı’daki bu meydan okuma, millet iradesi dışındaki her türlü “geometrikyapının kıyameti olmuştur.

 

Ve Yenikapı, bundan böyle yenik yapıların mezarlığı olarak anılacaktır.

 

***

 

HoCIA efendi, kuşağındaki buruşuk kâğıdı çıkardı ve okudu:

Yenik(y)apınız hayırlı olsun hoCIA efendi!

Bu cümle birkaç kez boşlukta yankılandı.

Sıçrayarak uyandı, yatağında doğruldu.

Gün ağarmak üzereydi, uykusu kaçmıştı.

Zira o, zillet içinde uyurken, bir millet uyanmıştı!

 

 

HAMİŞ:

Bu tarihi mitingi izlerken şunu fark ettim. Genelkurmay Başkanımız Sayın Hulusi Akar’ın sesini ilk kez duyuyordum. Necdet Özel’in ve Işık Koşaner’in ses tonlarını ise hiç bilmiyorum.

 

Buna mukabil, bunlardan önceki iki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve Yaşar Büyükanıt’ın seslerini ise beş yüz metreden duysam tanırım. Hatta o an yüzlerindeki mimikleri bile rahatlıkla tahmin edebilirim. Siz de benim gibi misiniz?

 

 

Kalınız sağlıcakla.

 

twitter : @Kahraman_Gunduz



PAYLAŞ