17 Ağustos: Bir Deprem Yazısı
Yazar: Memiş OKUYUCU   |    Yayın Tarihi: 17 Ağustos 2016   |    489 Kişi tarafından görüntülendi.
17 Ağustos 1999 depreminin bugün 17. yıl dönümü...
Ülke tarihimizin en büyük doğal felaketi bu tarihte oldu...

Afet doğal idi ama yıkılan binalar, enkaz olan bütün yapılar insan eseri idi...

Bu depremin büyük bir felakete  dönüşmesinin asıl nedeni; kusurlu yapılan evler, yeterli ve nitelikli malzeme ve mühendislikle yapılmayan/yapılamayan çürük binalar idi...

Bende Yalova'da yaşayan yakınlarımıza o tarih de geçmiş olsun ziyaretine gittiğimde felaketin boyutlarını ve can yakıcı sonuçlarını gördüm...

İzmit'ten itibaren büyük bir yıkım görülüyordu. deprem bölgesinde...

En büyük yıkımı Gölcük'te görmüştüm...

Yıkılmış binalar, harap olmuş evler, iş yerleri, sular altında kalmış parklar, yan yatmış, terkedilmiş, içerideki mobilyaları etrafa saçılmış dışarıya sarkmış devlet binaları...Deprem sonrası yıkıma şahitlik etmekle bile sarsılacak kadar büyük bir felaket
 manzarası vardı bölgede...

Tamamen çökmüş binalar, yan yatmış apartmanlar, evler, oluşan çatlaklar nedeniyle insanların boşalttığı apartman daireleri, perdeleri açılmış, sahipsiz kalmış haneler...İnsanların evlerinden uzaklaşıp açıklarda çadırlarda yaşadığı bir çadırkent manzarası idi o zaman gördüklerim Yalova'da...

O hatıralarımın bana hatırlattığı iki şey dikkatimi çekmişti...

1-Kaza sonrası sarsıntı geçirmiş, sarsılmış insanların deprem travması sonrası ruh halleri...Çok fazla konuşmayan, genellikle suskun, sadece sorularınıza cevap veren bir insanlar görüntüsü hakimdi şahit olduğum deprem bölgelerinde...
Buna 'gemi kazasından kurtulmuş insan'larda rastlanan bir ruh hali ya da 'Marmara depreminden kurtulmuş insan'  görüntüsü de diyebiliriz...

2-İnsanımızdaki yardımseverlik...

Bu tarih de Anadolu insanı;Marmara depremzedelerine yardım için adeta seferber olmuştu...Ankara'dan gelen bir yardımsever taksisine doldurduğu zeytin, peynir, ekmeği tek tek deprem enkazında çalışanlara ulaştırıyordu...En ilginci de insanların bu çokça olan yardımdan sadece ihtiyacı kadar almaları, fazlasını  da ihtiyacı olana   veriniz diyerek ihtiyacı olanlara yönlendirmesi idi...

Verende yardımseverlik, alanda da bir asillik, hamiyyet var idi...

Şu an için depremin maddi yaraları sarılmış durumda gözüküyor...

Yıllar geçti ama acılar geçmedi...

Manevi kayıpları, insan kayıpları ise yüreklerde bir acı  olarak yaşanmaya devam edecek..
Allah milletimize bir daha bu tür felaketler ve acılar yaşatmasın...
Bütün deprem şehitlerine bu yıldönümünde Cenabı Allah'tan rahmetler dilerim...


PAYLAŞ