Dostluk Üzerine
Yazar: Zübeyir YETİK   |    Yayın Tarihi: 02 Kasım 2016   |    472 Kişi tarafından görüntülendi.
Rahmetli Babam çok konuşmaz, konuştuğunda da sözlerini uzun tutmazdı. Biz çocuklarının görüp anlamasını, yaşayıp öğrenmesini ister; belki bazı kavşaklarda bir iki işaret cümlesi söylediği olurdu.

Urfa dönemimde, bir gün –ki, kendisinin de ömrünün sonlarıydı- bir vesileyle “dost ve dostluk” üzerine konuşmak gereğini duydu.

Alışılmışın dışında oldukça uzun sayılabilecek bu konuşmasında anladığım/hatırladığım kadarıyla şunları söylemişti:

“Oğlum; dost arama, dostluk bekleme. Sen dost ol, dostluk yap, dost edin. Dostluk el uzatmaktır. Dost gördüğünün/edindiğinin bin türlü yanlışını da görsen her müşküle düştüğünde onun elinden tutmak, oradan çekmek, çıkarmaktır, dostluk. Ta ki ihanetini görene kadar... Orada da el çekmek için acele etme. Bazı zorluk ve zorunluluklar ihanet gibi görünebilecek olaylara yol açabilir. Bu gibi durumlarla karşılaştığında böyle midir değil midir anlamak için sen yine elini uzat. Mahcubiyetinden kaçabilir. O yüzden daha çok, daha sık ve daha ısrarla el uzatman gerekir. Böyle yaparsan, dostuna böylece sahip çıkarsan dost sahibi, dostunun sahibi olursun. Ha, bir şey daha.. Dost sahibi oldum diye sakın kimseyi, ama hiç kimseyi dost belleme, kimseden dostluk bekleme…”


PAYLAŞ