Sömürgecilik ve Osmanlı Devleti
Yazar: Düşünce Günlüğü   |    Yayın Tarihi: 30 Kasım 2016   |    559 Kişi tarafından görüntülendi.
600 yıl ve 20 milyon kilometrekare üzerinde toprak, 51 doğrudan 10'larcada etkili olduğu devlet kuruldu üzerinde 1 milyarın üzerinde insan yaşıyor hüküm sürdüğü topraklar üzerinde. Ama 600 yıl içerisinde kaybolmuş yok edilmiş eritilmiş bir topluluk,  kültür, dil ve din yok bu zaman zarfı ve bu  coğrafya içinde.

Sadece Ermeniler bahsediyorlar bir soykırım(!)dan. O da ............

15 yıldır Almanya'da yaşıyorum ve yaptığım iş nedeniyle bir çok ülkeden insanlarla beraber çalışıyorum. Fikir alışverişinde bulunuyorum. Hepsinin kafasında kazınmış bir Osmanlı karşıtlığı, barbar(!) Osmanlı (Türk) anlayışı, ve silinmeyecek önyargıları var.
 
Halbuki Avrupanın tarihinde Portekizlilerden, İspanyollardan, İngilizlerden, hatta Almanlardan başlayın Belçikalılar Lüksemburglular, Bulgarlar Sırplar, Hırvatlar ve zamanın Yugoslavya'sından ayrılmış toplulukların fertlerinin hepsinin beyninde  barbar(!) Osmanlı fikri baskı makinesinden çıkmış gibi tıpa tıp aynı.

Ama tam tersine yukarıda saydığım topluluklarından sömürge faaliyetlerinde bulunabilmiş olanlar topluluklarından daha fazla, meydana getirebildikleri kültürlerinden çok daha derin kan, gözyaşı, soykırım karanlığı içine batmış durumdalar.   Misyonerlik faaliyetleri, dil ve kültür tahribatı küçük bir Google araştırması ile bulunabilir. Hüküm sürebildikleri yerlerdeki insanların çoğu anadilini kullanmıyor ve ya unutmuşlar ve çoğu çoktan Hristiyan olmuş, bir çok topluluk yok olmuş ve olmak üzereler bile. Amerikalardan Afrikalara oradan Hindistan'a kadar küçük bir tarih araştırması herşeyi fotoğraflarıyla canlı bir şekilde taptaze gözümüzün önüne sergiliyor. Kıbrıs'a bakabilirler, Bosna'yı hatırlayabilirler, Avustralya ve Amerika yerlilerini bulabilirler ise arayabilirler. Afrika'ya bakabilirler.

Bu realiteler önümüzde iken bize hala demokrasi özgürlük dersi vermeleri insan ve azınlık haklarından dem vurmaları, idam yasasına ve terörle mücadele yasasına duydukları hassasiyet ne kadar manidar degil mi?

Son söz olarak bunlarla birlikte olmuş dindaşlarımız, soydaşlarımız ve 1000 yıllık ortak yaşadığımız diğer toplulukların mensupları da yok değil.  Hala şu anda Osmanlı mirasını yaşatabilecek tek Türkiye'nin içinde bile olabileceğinden  fazla  akıl ve yaşantılarını bunların PARELELinde devam ettirmeye çalışanlar yok mu? Bunlar aklımı başımdan alıyor.

Davut BÖYÜKBAŞ
 


PAYLAŞ