Bombaların Parçalayamadığı Millet
Yazar: Dr. Hakan KAYA   |    Yayın Tarihi: 22 Aralık 2016   |    2687 Kişi tarafından görüntülendi.

O sabah evden aynı saatte evden  ayrılmış ve güzergahımı degiştirmemiştim. Oysa hafta sonları Talas ana caddeden giderdim. Arkadan duydugum bam sesini önemsemedim. Ama eşim telaşla aramıştı. Neydi o ses. 5 dk sonra havaikmalin önünde sirenleri duydum. Talasa yönelmişti 2 ambulans. Sonra hastaneme vardım ama sesler çoğalmıştı. Sosyal medyadan canlı bomba mesajları geliyordu. 
Hızla vizitimi yaparken bir ses hadi gitmelisin diyordu. Ekibe haber vermiştim onlarda zaten hazırdı ve bizler hızla yola koyulduk. 3 kilometrelik yolu gözlerimiz dolu dilimizde dua ile zor tamamladık. Her hastaneye ambulanslar yaralı taşıyordu. 

Olay yerine tüm şehir taşınmış gibiydi. Güvenlik her yanı tutmuş. Tüm şehit ve yaralılar kaldırılmıştı. Herşey çok hızlı yapılıyordu. 

Bizden önce sanki tüm şehir ve tüm ambulanslar olay yerine hiçbir çağrı almadan refleks olarak gelmişti. 
Herkes sanki kodlanmış gibi canhıraş düzenli bir şekilde elinden geleni yapmaktaydı. Tıp fakültesi acilde tam bir zamanla yarış vardı.

Daha olay olur olmaz, Hastahane çalışanlarının o gün izinde olanlarının tümü, görünmeyen bir yerden davet almışçasına, görevli oldukları bölüme birbirlerinden habersiz ama sözleşmiş gibi koşarak geliyorlardı...
Her hastanın başında 10-15 kişi gözleri dolu ama canla başla çalışıyor sessizce pansuman dikiş yapıyordu. Yiğitler sessiz onlarla birlikte herkes onlar gibi metanetli ama dokunsan herkes ağlayacak. Banu hemşirenin sesi duyuluyor o an “Adrenalin çekin”. Yapma be koçum yapma yiğidim diyorum gözlerimden iki damla yaş akıyor ve dua ediyorum: Allah ım sen yardım et.... 96 doğumlu körpe fidan ölümle yaşamın arasında.

Bizler doktor olarak sözde soğuguzdur. Ama o gün herkes ağladı eminim. Zamansız ölümler çok zor.....

Travma ünitesinde yapabileceğimiz yardım olmayınca hızla kan merkezine yöneldim. Ekibimizi orada kan alma ve hazırlamakla görevlendirdim. Çünkü yeterli eleman yoktu malum hafta sonuydu.

Acilin ve üniversitenin nerdeyse tüm ekibi gelmişti. Dua ve gözyaşıyla oradan ayrıldım.

Bombalı araçla gerçekleştirilen ve çarşı iznine çıkan kahraman komandolarımızı taşıyan otobüs hedef olmuş, 14 komandomuz şehit, 6'sı ağır 55 yaralımız vardı...

Kan merkezlerine o kadar yıgılma olduki binlerce insan ihtiyaç kalmadıgı için kan verememenin üzüntüsü içerisindeydi.

Kadim kenti sessiz bir el organize ediyordu. Yürüyüş protestoları yapanlar, sosyal medyada isyan eden ama bir o kadarda sağduyu çağrısı yapanlar ve yaralı ve şehit yakınlarının şehre geleceğini bildiği için devleti beklemeden halkın ev sahipliğine hazırlanması ve davet çağrıları….

Gece yarılarına kadar süren, yaralılarımızı hayatta tutabilmek için uzun bir mesai başlıyordu...

Sosyal medyadan yükselen isyan, kızgınlık ;  şehitlerimize, yaralılarımıza destek kampanyasına dönüşüyor...

Şehit ve yaralılarımızın ve Kayseri'de askerliğini yapan çocuklarını merak eden yüzlerce ailenin yollarda olacağı hatırlanıyor , evlerinin kapılarını evlatları için Kayseri'ye gelen, gelmekte olan kahraman askerlerimizin ailelerine açıyorlar, araçlarını hizmetlerine veriyorlar... sosyal medyadan Açık davette bulunuyorlardı... Bir kısmı hastahanelerin acil servislerine koşup tedavisi süren yavrularımızın ailelerini evlerine davet edip bir sıcak yuvada bir bardak çay, bir tas çorba ikram etmek için yarışıyorlardı...

Lokantalar asker ailelerine ücretsiz yemek veriyor...

Oteller asker ailelerine kapılarını ücretsiz açıyordu...

İşte bu işte bu… o bombanın kalbimizi parçalamak isterken bizi nasıl birleştirdiğini ve içimizdeki o binlerce yıldır olan ve Kızılelma ülküsünü diri tutan ruhu nasıl kenetlediğini o bombanın bizi asla parçalamayacağını gösteren şeyler bu işaretler.

Bir bomba patladı ama bir millet bir ruh dimdik genlerinin kodlarını çözerek ayakta. Gözyaşlarını  kalbine gömerken vakurla şehitlerini selamlıyor ve yaralarını hızla sarıyor.

Kayseri tümTürkiye ye şu mesajı veriyor; ülke bizim, yaralı bizim , şehit bizim ; SEN BEN YOK HEPİMİZİN. Hepimiz şehidiz hepimiz mehmediz. Uyuma yas tutma Kayseri gün Çanakkale – Kurtuluş savaşı günüdür. Gün yeniden diriliş günüdür. Bizde bu ruh oldukça yedi düvel gelse vız gelir tırıs gider.

Kadim kent Kayserim bu çok zor sınavı yüz akı ile atlatmanın gururunu yaşıyor. İşte şehir bu işte millet bu. Ne mutlu ki bu şehrin bu ülkenin bir ferdiyim.


KAYSERİ

Erciyesin dibi Talasın yolu,
Toprağına kan mı düştü KAYSERİ
Kaç ananın birden kırıldı kolu,
Körpe körpe can mı düştü KAYSERİ.

Tekir yaylasına çadır kurardık,
Gadan alam diye hatır sorardık,
KOMANDO deyince seni anardık,
Parça parça ten mi düştü KAYSERİ.

Uyan artık şu uykudan,kalk artık,
Gurban olam nazlı nazlı bak artık,
Kalenin burcuna hilal dik artık,
On dört fidan şan mı düştü KAYSERİ.

Avşar bilir baş kaldırma işini,
Kimseye yar etmez çakıl taşını,
Çok özledik Erciyes in başını,
Kılıcından kın mı düştü KAYSERİ.

Derdin alam bu intikam alınsın,
Gene Erciyes de mehter çalınsın,
Avşar beylerine haber salınsın,
Toprağına can mı düştü KAYSERİ.



PAYLAŞ