Gelişme ve Siyasi İstikrar
Yazar: Prof. Dr. Yücel ACER   |    Yayın Tarihi: 09 Şubat 2017   |    760 Kişi tarafından görüntülendi.

Sokaklarımızda yeni model arabalarevlerimizde bilgisayarlar, ellerimizde çep telefonları çoğaldıkça, sahip olduğumuz modern uçakların sayısı fazlalaştıkça geliştiğimize inandık. Uzaya haberleşme uydusu yerleştirebildiğimiz zamanartık geliştik dedik.  

Oysa hepside birer yanılsamadan ibaretEn az iki yüz yıldır olduğu gibi, gelişmişliğimizi teknoloji kullanmakla ölçtük, teknoloji geliştirmekle değil.  

Milli gemimizi, helikopterimizi, sivil uçağımızı geliştirmeye başladığımız ve araştırma-geliştirmeye ayrıldığımız oranı artırdığımız son yılları hariç tutarsak, teknoloji üretmeyi desteklemeye dönük politikaların oluşturulup uygulanamamasının günahı devlette miydi? Yoksa bir türlü istikrar bulmayan, karmaşık hükümetlerle dolu siyasi tarihimizde mi? Türkiye, çoğu kez kuru gürültü içerisinde farkına varmasa da, bu politikaları oluşturup uygulayabilecek istikrarlı bir ortamı gerçek anlamda yakalayamamıştı 

Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinden bu yana ülkemizde 65 hükümet kuruldu. Askeri darbelerden sonra kurulan 6 hükümeti, erken seçim nedeni ile kurulan 3 geçici hükümeti ve 4 azınlık hükümetini hariç tutarsak, kurulan 51 hükümetten 35’i tek parti, 16’sı koalisyon hükümetleri oldu. Tek parti hükümetlerinden 9’u 2002 yılından bu yana kurulan Ak Parti hükümetleri oldu.  

Koalisyon hükümetlerinin ömrü hep kısa kaldı, hiçbiri uzun dönemli ve istikrarlı olamadı. Ortaklar daha birbirlerini tanıma zamanı bulamadan dağıldılar ve ülkeye yıllar kaybettirdiler. 1960 askeri darbesinden sonra 20 Kasım 1961'de kurulan ve siyasi tarihimizin ilk koalisyon hükümeti olan, İsmet İnönü Hükümeti (CHP ve AP), 20 Kasım 1961-25 Haziran 1962 tarihleri arasında işbaşındaydı. Bu hükümet ayrıca, 27 Mayıs darbesinin ardından ikisi Cemal Gürsel, biri de Orgeneral Emin Fahrettin Özdilek'in başbakanlığında kurulan darbe dönemi hükümetlerinin ardından kurulan ilk sivil hükümetti. Hemen ardından 25 Haziran 1962 tarihinde kurulan İsmet İnönü Başbakanlığındaki ikinci koalisyon hükümeti (Yeni Türkiye Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) ise,  sadece 25 Aralık 1963’e kadar görev yapabildi. 

Sonrasında kurulan ve "10. İnönü hükümeti" olarak da anılan ve İsmet İnönü'nün başbakanlığında 25 Aralık 1963'te kurulup, 20 Şubat 1965'e kadar iş başında kalan hükümette, CHP, Parlamentodaki Bağımsızları da alarak hükümet kurdu. Daha sonra kurulan Suat Hayri Ürgüplü Hükümeti, 20 Şubat-27 Ekim 1965 arasında iş başında kalabildi. 

Bu hükümetin ardından Süleyman Demirel siyaset sahnesine çıktı ve 27 Ekim 1965'ten 12 Mart 1971 askeri müdahalesine kadar AP'nin tek başına iktidarda olduğu 3 hükümet kurdu. 12 Mart darbesinin ardından Nihat Erim'in başbakan olduğu, 26 Mart 1971 - 11 Aralık 1971 ile 11 Aralık 1971 - 22 Mayıs 1972 tarihleri arasında iki teknokratlar hükümeti kuruldu. Bu darbe dönemi hükümetlerinin ardından, Cumhuriyetçi Güven Partisi, (CGP) Adalet Partisi (AP) ve CHP'li milletvekillerinden oluşan Ferit Melen'in başbakanlığında 22 Mayıs 1972'de 35. hükümet kuruldu. Ancak bu hükümette ancak 15 Nisan 1973 tarihine kadar görev yaptı. 

Melen Hükümeti'nin ardından Cumhuriyet Senatosu Üyesi Mehmet Naim Talu başbakanlığında bir geçici hükümet daha kuruldu. Bu geçici hükümet de, 15 Nisan 1973 ile 26 Ocak 1974 arasında iş başında kalabildi. 

14 Ekim 1973'teki seçimlerinin ardından kurulan 1. Ecevit hükümeti ( CHP ve MSP), 26 Ocak 1974 ile 17 Kasım 1974 tarihleri arasında görev yaptı. Kıbrıs'a asker çıkarmanın yarattığı atmosferi kullanmak isteyen Ecevit'in istifasıyla hükümet son buldu. Ancak, Ecevit'in planladığı gibi parlamentodan seçim kararı çıkmadı ve Milliyetçi Cephe hükümetleri dönemi başladı. 21 Haziran 1977'de biten I. Milliyetçi Cephe hükümetleri, 21 Temmuz 1977- 5 Ocak 1978 tarihleri arasında görev başında kalabildi.  

5 Ocak 1978-12 Kasım 1979 arasında Bülent Ecevit'in başbakanlığında CHP ile bağımsız milletvekillerinin koalisyonundan oluşan, 3. Ecevit Hükümeti kuruldu. Bu kısa ömürlü hükümetin ardından Süleyman Demirel'in başbakanlığında 12 Kasım 1979'da bir azınlık hükümeti kuruldu. Bu hükümet 12 Eylül'de Kenan Evren ve komutanlardan oluşan cuntanın yaptığı askeri darbe ile son buldu. Darbenin ardından 1983'te "serbest seçimler" yapıldı ve Turgut Özal'ın ANAP'ı birinci parti çıktı ve iktidara geldi. 

ANAP iktidarı sonrasında “karanlık 90lar” olarak adlandırılan ve DYP-SHP koalisyonu (21 Kasım 1991-16 Mayıs 1993), ardından önce Erdal İnönü'nün başbakanlığında, sonra da Tansu Çiller'in başbakanlığında devam eden DYP- SHP koalisyonu, 5 Ekim 1995'de Tansu Çiller'in başbakanlığında kurulan DYP azınlık hükümetiyle sona erdi. Türkiye 12 Eylül'ün karanlığından çıkmaya uğraşırken bu kez 1990'lı yılların karanlığı içine düştü 

Sonrasında kurulan DYP- CHP koalisyonu ise, 30 Ekim 1995-6 Mart 1996 tarihleri arasında görev yaptı. 6 Mart 1996'da Anavatan Partisi (ANAP), Demokratik Sol Parti (DSP) koalisyon hükümeti kuruldu. Başbakan Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'ti. 28 Nisan 1996'da işbaşına geçen Refah Partisi (RP), DYP koalisyon hükümetinde başbakanlığı Necmettin Erbakan yaptı. Su dönem, adını 1997'deki MGK kararlarının tarihinden alınan 28 Şubat süreci, hükümetin son bulması ve Refah Partisi'nin kapatılması ile sonuçlandı. 

30 Haziran 1997'den 1999 seçimlerine kadar ANAP-DSP koalisyon hükümeti görev yaptı. 28 Mayıs 1999'da göreve başlayan 57. Hükümette ise, Başbakan Bülent Ecevit (DSP), Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli (MHP) ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'dı (ANAP). Bu hükümet de 2001 krizinin ardından erken seçime gitti 

3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçim sonunda sürekli tek başına Ak Partinin iktidarda olduğu hükümetler dönemi başladı. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda hiçbir parti tek başına hükümet kurabilme çoğunluğunu sağlayamadıyaklaşık 6 ay boyunca yapılan koalisyon görüşmelerinden bir netice alınamadı. 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda Ak Parti tekrar tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde ederek 64. Hükümeti kurdu.   

Türkiye’nin siyasi tarihinde kara lekeler olarak bilinen Çorum olayları, Maraş Katliamı, Sivas Katliamı, Susurluk kazası ile ortaya saçılan siyaset-çeteler ilişkisi, Gazi Mahallesi Olayları ve 28 Şubat süreci koalisyon hükümetleri döneminde yaşandı. 1960 askeri darbesi dışındaki diğer askeri darbeler ya da askeri müdahiller hep koalisyon iktidarları döneminde yaşandı. 

Bütün bu istikrarsızlıklar ve yaşanan elim sosyal ve siyasi olaylar şüphesiz ki herhangi bir toplum için gelişmenin-ilerlemenin önündeki temel engel anlamına geliyordu. Türkiye’nin son 15 yıllılık dönemde tek parti hükümetleri ile, benzeri ciddi sosyal ve siyasi çalkantı risklerini aşabildiği ve büyük ekonomik ilerlemeler sağlayabildiği tartışmasız bir gerçek olarak ortada duruyor. Birçok açıdan ekonomik göstergeler, koalisyon dönemlerinde ya da hükümet kurulamayan dönemlerde ciddi geriye gidişe işaret ediyor. 

Bütün bunlar, Türkiye’de siyasi kültürün, koalisyon temelli bir demokrasiden ziyade bize özgü yeni bir sistem gerektirdiğini gösteren en az 70 yıllık bir siyasi tecrübedir. Bu değerli siyasi tecrübe, hafife alınmaması gereken, bilakis üzerinde en fazla ciddiyetle durulması gereken bir tecrübedir. Demokrasinin, farklı ülkelerde farklı siyasal sistemlerle yaşandığı gerçeği, Türkiyenin de demokrasiyi kendi siyasi kültürüne uygun bir siyasal sistemle uygulaması gerektiğini göstermekte.  



PAYLAŞ