Hüzne Sürgün Bülbül
Yazar: Fatma BALCI   |    Yayın Tarihi: 17 Mart 2017   |    1216 Kişi tarafından görüntülendi.

Kosova’dan bir harf, Buhara’dan bir hece... İstanbul’da sabaha yakın bir gece… Mana alakalanır hilkatle, hilkat fazilet ve marifetle… İstiklali muştulayan kelimeler, dimağına doğar çocuğun her uyanışta… Her kelime bir infilak, her haykırışta… Maveraünnehir’den Tuna’ya, Tuna’dan Nil’e çağlayan sular gibi duru bir bakışta… Samimiyetle büyür her mana, ikiyüzlülerden saklar kendini. Feraset ve dirayetle irfan yokuşundan çıkar sonra. Artık vakur duruşun lisanıdır delikanlı. Bedenini spor ve ibadetle, ruhunu hüzün ve edebiyatla yoğuran delikanlı olgunlaşır. Haksızlığın, cehaletin ve ataletin karşısında daima dimdik durur.

Güzel ahlakın yürek iklimine sirayetinin en güzel örneği olan Mehmet Akif Ersoy, hem derslerinde hem sporda hem de dini konularda kendini en güzel şekilde yetiştirir. İçiyle dışıyla, ruhuyla bedeniyle davasına gönül koyar. Bir ülkenin “Korkma!” nidası, ümitvar kelimeleri, cesaret hutbeleridir. Fakirin, hastanın ve yetimin yarım kalan cümleleridir. Mazlumların tek bedende gür sesidir. Bazen şiiri ebedi istirahat için bir şilte bazen mesuliyet dolu bir küfe bazen de ıslak emanet bir palto olur…

Geçmişin irfanından beslenen, çağını ve sonrasını okuyabilen, irade ve vicdana ekseriyetle önem veren ve her fırsatta bunları vurgulayan bir münevverdir. Asıl gücün bilim ve fennin gürül gürül sularında olduğunu öğretendir. “Yatağından taşmış olan ümmet nehrini tekrar yatağına döndürme” ülküsüyle gençlerde kıvılcımlar çakandır.

Ayrık yolları cem eder hak davasında. Ümmetin felahı, insanlığın esenliği içindir her mısra, her adım… Çanakkale’de “Bedr’in aslanlarını”; “harab iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetlerde” Kerbela’yı görür. Ahengi daim, yüreği kaim bir uyanış, bir aydınlık müjdesi… Hüznünü, derdini şevkle birleştiren erdemli bir gönüldür. Lisanını, heyecanını ve sıhhatini bu ulvi davaya adayan bir münzevi… Çağında ve coğrafyasında anlaşılamayan yine de vefadan, sadakatten ayrılmayan bir vatan millet sevdalısı…

Hüzne sürgün, dertlere sürgün bir garip geldi geçti bu diyarlardan. O hiç kirletilmemiş çocukluk, hiç bulanmamış zihindi. Bir çocuk gibi doğru bildiğini haykırmaktan, davasındaki inadından ve heyecanından vazgeçmedi. Nil’in mümbit ovaları, piramitlerin devasa gölgesi değil bir çocuk gibi “Hacı Bekir kutuları” onu hayata bağladı, yanık bir memleket türküsü gibi çınladı neşesi. Lakin gönlü ve bedeni yorgundu. Yılların, yolların yorgunluğu değildi elbette. Kendine sürgün bir gönüllüydü. Eşsiz, aşiyansız, baharsız bir bekleyişti bütün hüznü…

Fatma BALCI

mail:fbalci26@gmail.com



PAYLAŞ