Çanakkale Şehitlerine Şiiri Nerede ve Nasıl Yazıldı?
Yazar: Sırrı ER   |    Yayın Tarihi: 17 Mart 2017   |    396 Kişi tarafından görüntülendi.

Mehmet Akif, bu şiirini devlet adına görevli olarak gittiği, Arabistan yolculuğu sırasında yazmıştır. Akif fiziken oradaydı fakat aklı hep Çanakkale’deydi. Yol arkadaşı ve heyet başkanı Eşref Sencer Kuşcubaşı’na: “Eşref Beyefendi… İngilizler ve Fransızlar Çanakkale’yi geçebilecekler mi? Askerlik ilmine aklım ermiyor.

Hissim ve imanım, bu muazzam Osmanlı kalesinin aşılmayacağını bana söylüyor. Ama karşımızdaki düşmanın kuvveti de müthiş. Siz ne dersiniz?” der.

Eşref Bey: “Üzülmeyin üstad! Bu milletin tarihinde mantığı durdurmuş olan çok destan vardır?” der.

Bir gün Eşref Bey: “Üstad… size hayatımın en büyük müjdesini vereceğim. Bana bu mutluluğu veren yüce Allah’a nasıl şükredeceğimi bilemiyorum: Çanakkale’de muhteşem bir zafer kazandık. Sizin duanız makbul oldu. Düşman o muazzam donanmasını da beraberinde alarak mağlup ve mahkûm, boğazı terk etti. İstanbul kurtuldu.” Diyerek müjdeyi verir.

Eşref Bey konuştukça Mehmet Âkif’ten bir ses duyulmaz, adeta donmuştur.

Eşref Bey: “Müjdeyi bizzat Enver Paşa’dan aldım.” deyince, Âkif:

“Ey Yüce Allah’ım!

Demek Allah’ın adını yüceltmek için asırlarca dünyanın dört bucağında gayret eden bu mert, kahraman, büyük milletin haysiyetinin ezilmesine müsaade etmedin.” dedi.

Eşref Bey’in söze başladığı zamandan beri heykelleşmiş duran Mehmet Âkif, birden coşarak dostunun boynuna sarıldı.…

Eşref Bey’in omuzunda masum bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Bu gözyaşları Çanakkale’de Mehmetçiğin oluk gibi döktüğü kan gibi cömert ve temizdi. Mehmet Âkif’in bu halinin ne kadar sürdüğünü Eşref Bey hatırlamıyor. Çünkü o da kendinden geçmiş ve gözyaşlarını tutamaz olmuştur.

O gece Akif, Çanakkale Destanını yazmadan canını almaması için Allah’a dua eder. Abdest alarak namaz kılıyor, sonra çölün kumları üzerinde kıbleye dönerek yere kapanıyor, uzun süre kımıldamadan yerde kalıyor, Eşref Bey korkuya kapılıyor, yavaşça Akif’in yanına gidiyor, bakıyor ki nefes alıp veriyor, hiç dokunmadan geri çekiliyor. Gerisini Kuşçubaşı Eşref Bey anlatıyor:

Ay, bedir halindeydi. Çöl gecelerinin parlak yıldızlı semasını, zaferimizin şerefine aydınlatan ayın bu efsanevi ışıkları altında, Mehmet Akif, bu güneşi unutturacak kadar parlak çöl gecesinde sabahladı. İstasyon binasının arkasındaki hurmalığın içine çekildi. Sadece hıçkırıklarını duyuyorduk. İçli, derin hıçkırıklar...

Mehmet Akif, gece eline kalem ve kağıt alarak zayıf bir lamba ışığı altında Çanakkale Şehitleri şiirini yazıyor. Sabahleyin, vazifesini tamamlamış fanilerin az kula nasib olan rahatlığıyla yüzüme derin derin baktı:
''Artık ölebilirim Eşref! dedi. Gözlerim açık gitmez!.”

 



PAYLAŞ