Bildim ki !
Yazar: Neval ŞAHİNÜÇER   |    Yayın Tarihi: 09 Nisan 2017   |    2137 Kişi tarafından görüntülendi.

Mana kendini okumakla başlayan, anlamakla hayat bulan hakikat ise,

Bildim  ki;

 
*Zulüm, çok çeşitliymiş. Başkasına değil, kişi en çok nefsine zulmedermiş.

*İnsan bütün yalanlarını hakikatte kendisine söylerken, kimse kimseyi sonsuza kadar aldatamazmış.

*Kınamak için kendi halin yetermiş. Gördüğün o kusur, kendinde olmasa bilemezmişsin. Kötü söz daima sahibine döner imiş. Dilinin altında yazdığın kaderinmiş. Sınanmadan bırakılmazmışsın. Dil kalbin pasını sızdırırmış. Sükutta ise Rabbin şifa fısıltısı varmış…

*Umutsuzluk, şikayet, öfke ve kibir aklın ve ruhun özgürleşmesine engelmiş. Beden, ancak özgür bir ruh ile kanatlanırmış.

*Ne söylediğine değil, ne yaptığına bakılırmış. İlmin zekatı, amel imiş. Hareket etmiyorsan, şikayet etmeyecekmişsin

*Mazeret icat etmek, her iş için gönülsüzlükmüş. İstisnalar kaideyi bozmamalı imiş. Sabitlik ancak, kararlı olmakla bulunurmuş.
*Nankörlüğün başı şükürsüzlük, sonu daima ihanetmiş. İnsan yalnız ve sadece kendine ihanet edermiş.
*Başa gelen her musibet, insanın kendisindenmiş. Eksiğini gediğini kadere rücu etmek, karaktersizlikmiş. Her şer, mutlak bir hayra dönüşürmüş.

 

Bildim  ki;

 

*Hayat gönül için uzun, beden için kısa imiş. Bir işi bitirip bir yenisine koyulmalı, hiçbir işi yarım bırakmamalıymış.

*Her oluşun nasibinde mutlak bir sevgi varmış. İmkansızlar değil mümkünler, engeller değil çözümler varmış.

*Hoşgörü “tölerans değil”, “hoş gelen, görülen ve görünen” olmak imiş.
*Hayatta hiç bir şey benim değil, sadece elimin altına verilenmiş. Ehil ve güvenilir olanlar, emanetleri zayi etmeyenlermiş. Kanaat, bir geçimlik kadarının derdine düşmekmiş.

*Şükür ile yaşamak, hayatı bir şölene çevirirmiş. Huzurda olan, huzurlu edermiş.

*Şükrün lezzeti ise ancak şikayeti terk ile ziyadeleşirmiş. Her hatırlayış bir şükür iken, her şükrün karşılığı mutlaka verilen imiş.

Bildim  ki!

 

*Sabır dediğin içli ve dirençli bir bekleyiş değil, bir anlık zorda  gösterdiğin dirayetmiş…

*İstenmeden yapılan her iyilik, sonunda minnetin ezikliğinde husumete dönüşürmüş. İyilik de dahi, nezaket gözetilmeliymiş.
*Bencillik fakirlikmiş. Değeri kaybetmekle bilinen her kıymet, içinde fedakarlığı barındırır iken, fukara ancak zamanında kıymet bilen imiş. Zengin ise kanaat eden. 
*Her şey bir nasip imiş. Kalbinde merhamet olmayanın, esasında insanlıktan nasibi yokmuş. Merhamet etmeyene, merhamet edilmezmiş.

*İyilik de kötülük de unutulmamalıymış. Ahde vefa hem sadakati, hem de aynı yılanın deliğinden ikinci kere geçmemeyi öğretirmiş.
*Niyeti yoklamak, samimiyetin anahtarı imiş. Edep, aslında her halde samimiyetmiş. Edep, niyetle öğrenilirmiş.
*Akıllı olan kendini sığaya çeken, akil olan istişare edenmiş. İstişarede  her zaman ferahlık var imiş.

*Sükutu altına denk eden, dinlemekmiş. Bütün kötülükler dil ile yapılırmış. Dili boş laftan, malayaniden korumak, sözü kalbe indirirmiş.

Bildim ki!

 

*Yalnızlık yokmuş, sevgisizlik varmış.
*Kainatın dengesinde sebepler dairesinden arandığın oranda rızıklanır, dağıttığın oranda artırır, razı olduğunca, razı olunurmuşsun.
*Aranmakla bulunmayan ama yine de arayanların bulduğu hazine aşk ise; kendini aradan çekip çıkarabilen, bütün güzel sözlerle ruhunu ona yüceltip, yükselirmiş. 

*Aşk aslında artmak değil, eksilmekmiş.

 

Ve bildim ki;


Seyredilen, seyre dalana “aşk-ı kelammış”.

İnsan ancak “aşk” ile anlaşılırmış.




PAYLAŞ