Anti-emperyalistleştiremediklerimizden misiniz?
Yazar: Kahraman GÜNDÜZ   |    Yayın Tarihi: 12 Nisan 2017   |    613 Kişi tarafından görüntülendi.

“Mert dayanır namert kaçar,

Meydan gümbür gümbürlenir..”

Köroğlu

 

Muhterem Dostlar,

 

Tarihin ve coğrafyanın, hem ülkemiz hem de bölgemiz adına yeniden evirildiği ve şekillendiği günlerden geçiyoruz ve tarihi referandum için geri sayım başladı.

 

Ya bu kritik virajı hayırlısıyla döneceğiz ya da emperyalistlerin yeni yüz yıllık planlarının/projelerinin -yine- sessiz figüranı olarak kalacağız. Üçüncü bir ihtimal yok!

 

Ahval işbu vaziyette iken, -malumunuz- birkaç gün evvel CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt’un ibretlik bir konuşmasına “maruz kaldık”.

 

Bozkurt, mezkûr ünlemesindede ki EVET çıkarsa” diyor ve başımıza gelecekleri bir bir sıralıyor:

 

 

Hayır Dostlar,

 

Buradan Bozkurt’a haddini bildirmeye çalışmayacağım. Bu iş fazlasıyla yapıldı zaten ve duyduğuma göre kendisi sokağa bile çıkamaz hale gelmiş.

 

Halk Arenası dedikleri “laik-atak seanslarında” bundan çok daha absürt cümleler duymuşluğumuz ve dudağımızın kenarı ile gülmüşlüğümüz olmuştur elhamdülillah. Lakin takıldığım iki nokta var bu konuşmada.

 

İlki; Hüsnü Bozkurt’un “Post-modern Milli Mücadelenin” rotasını Samsun, Amasya, Sivas, Ankara, İnönü, Sakarya, Dumlupınar ve nihayet İzmir olarak çizerken neden Erzurum’u “unutmuş” olduğudur.

 

Açıkçası bunun bir “unutma” vak’ası olduğunu düşünmüyorum. Bir boşlukta bu konuda iki satır yazarız inşallah.

 

İkincisi ise; cuş-u huruşa gelmiş, laik damarı kabarmış ve biraz da esrimiş olan kalabalığa “bizi, yedi göbek sülalemizi ve bütün emperyalistleri yine İzmir’den denize dökeceği” muştusunu(!) verdiği cümlesidir.

 

Hüsnü Abimiz kafasının “kıyak olduğu” herhangi bir zamanda “bizi ve yedi göbek sülalemizi” İzmir’den denize dökebilir, bir yere kaçmıyoruz, buradayız (Aç parantez, denize dökülmek için tercihim İstanbul’dur, şayet İstanbul için hizmet sunuyorlarsa, kapa parantez).

 

Bir parantez daha açmak isterim; denize dökülecek yedi göbek sülalemde emperyalistlere karşı savaşmış bir Çanakkale gazisi, bir Kıbrıs gazisi, bir Yemen’den dönemeyen ve epeyce 15 Temmuz kahramanı var; kapa parantez!

 

Evet, bizler buradayız. Lakin üzülerek söylemeliyim ki Hüsnü Abimiz emperyalistleri denize dökmek için tarihi bir fırsatı maalesef heba etmiştir.

 

Daha dün, 15 Temmuz’da emperyalistlerin uşakları, devletin tapusunu emperyalistlere teslim etmek için bir tasallutta, bir kalkışmada bulundular. Gönül, Hüsnü Abimizi bu emperyalistleri aynı coşkun hislerle kovalamak üzere meydanlarda görmek isterdi doğrusu.

 

Bu milletin çocukları göğüslerini emperyalistlerin tanklarına, toplarına, tüfeklerine siper ederken; Hüsnü Abi ve o cuş-u huruşa gelmiş güruh -aynı o görüntülerdeki gibi- ellerini çırpıyorlardı, bankamatik kuyruklarında medeni bir şekilde sıralarını bekliyorlardı, köşedeki bakkalın raflarındaki son makarnaları, pirinçleri, sigaraları alabilmek için yarışıyorlardı. Evlerinde kalanlar da yarı bellerine kadar camlardan sarkıp tankları alkışlıyor, “bu sefer kesin oldu Muazzez” diye mutluluk gözyaşları döküyorlardı.

 

 

Hüsnü Abi ve bu “emperyalist-savar” güruh bırakınız emperyalistleri kovalamayı; karşılarına çıkmaktan ve hatta onları üzecek tek bir kelime etmekten bile imtina ettiler. Bugün bile, devletimiz, yanı başında oynanan emperyalist oyunları kendi çapında bozmaya çalışırken, en büyük direnç bu anti-emperyalist(!) güruhtan geliyor, ne kadar da ironik!

 

Biz yine bu emperyalist tasalluta, 15 Temmuz’a dönelim dostlar:

Kaç gündür “yandaş” kanallarda o geceye ait görüntüler dönüp duruyor. Diyesileri o ki; bu Hüsnü Abi’nin lideri Kemal Abi, kalkışma gecesi “bir toplantıya” katılmak üzere uçakla İstanbul’a geliyor. Lakin havaalanına indiğinde kendisini bir “sürpriz” bekliyor; çıkışlar darbecilerin tankları ile kapatılmış. Kemal Abimiz VIP salonunda on dakika civarında “istirahat” ediyor. Bu arada tanklar -Allah'ın hikmeti işte- çıkışı açıyorlar, Kemal Abimiz de sıvışıyor. Sonra tanklar giriş-çıkışları tekrar kapatıyor.

 

Hangi Kemal Abi mi? İşte bu:

 

 

İç sesim neler diyor biliyor musunuz dostlar? Aslında darbe, biliyorsunuz sabaha karşı olacaktı ancak erkene çekilmek zorunda kalınan girişim Kemal Abi’nin “ağa takılması” sonucunu doğurdu. Ağı atanlarla yapılan görüşmeler sonucu Kemal Abi havaalanından çıkarıldı.

 

Kemal Abimiz o gece İstanbul’a gelmek zorundaydı, çünkü “önemli bir toplantısı” vardı! Bu toplantı kimlerle yapılacaktı ve konusu ne olacaktı bilemem artık! Şüphelerimi ve hislerimi de burada söyleyemem!

 

FETÖ’nün kanalı Samanyolu TV’deki Kemal Abi’nin mülakatı, bu “önemli toplantı” hakkında ipucu olabilir belki de.

 

 

Bir tarafta kelle koltukta (ve ailesi ile birlikte) Atatürk Havaalanı’na inen ve halkının arasına karışan, emperyalist darbe girişimine karşı mücadele veren Erdoğan; diğer tarafta darbeci tankların arasından sıvışan Kılıçdaroğlu

 

Ve çıkmış Hüsnü Abi, emperyalistleri kovalamaktan, denize dökmekten bahsediyor. Yerseniz artık!

 

Bunlardan birisi referandumda EVET çıkması için çalışıyor, diğeri ise HAYIR çıkması için!

 

 

Buraya kadar sabırla okuyan Dostum,

 

Önümüzdeki referandum gecesi, sonuçların açıklanmasını merakla bekleyen sadece bizler olmayacağız, biliyorsun değil mi? Almanya’dan, Hollanda’ya, İsviçre’den İsveç’e kadar tüm Avrupa ve tabii ki on bin kilometre ötemizden “dostumuz ve müttefikimiz(!)” ABD, İsrail, İran, Rusya… da bekliyor olacaklar.

 

Bölgemiz ve ülkemiz üzerinde planları olan bütün emperyalist güçler ve onların kuklaları için uzun bir gün olacak 16 Nisan! Sence bu emperyalistler hangi sonuç çıksın istiyorlar dostum? Sadece bunu sor kendine!

 

Dâhili ve harici emperyalistlerin oyununu bozmak için bir oy’un var dostum! Git ve onu kullan! Gazan mübarek olsun!

 

 

Kalasın sağlıcakla efendim.

 

twitter : @Kahraman_Gunduz

 

 

 



PAYLAŞ