Sema - Semazen
Yazar: Düşünce Günlüğü   |    Yayın Tarihi: 23 Nisan 2017   |    379 Kişi tarafından görüntülendi.

MERAKLISINA : SEMÂ - SEMÂZEN 
[ Allah'a isyan edilen bir mekânda kula itaat yoktur ]
İslâm Tasavvufunun üç büyük şâirinden[ Ferididdun Attar , Molla Câmî ] biri olan Hz. Mevlana ile tanınıp bilinen ve onun vefatından sonra da adına izafe edilen Mevlevî Tarikatı'ının bir rüknü olan semâ kelimesi aslında Arapça Sem' = İşitmek, işittirmek, vecd, nağme, hal anlamlarını taşır.

Ötedenberi bazı ulema tarafından eleştirilmesine rağmen , kalbin cilalanmasını esas alan, her şeyi kalb gözü ile görmeği gaye edinen erbâb-ı tasavvufun sema, şiir, musiki gibi doğrudan doğruya insan ruhuna tesir eden güzel sanatlara bigane kalmaları düşülemezdi.
Sema kelimesi Kur'an-ı Kerim'de geçmez ancak hiçbir ayette de musikînin haram olduğuna dair herhangi bir açıklık yoktur.
Hacı Zihni Efendi'nin El-Kavlü'l Ceyyid adlı eserinin ilk cümlesi : Şiirin mübah olup olmadığı hakkındadır.
Merhum buyurur ki : 
Şiir de, diğer sözler gibi bir sözdür, bunun kabihi, kabih, haseni de hasendir. Yani:
[ Sözün güzeli güzel, çirkini de çirkindir.]
Güzel sesi dinlemek haram olsa idi, kanaryanın, bülbülün ötüşünü dinlemek de haram sayılırdı. Buna benzer beş duyu ile algılanan hazların, mesela güzel çiçekleri, suları dağları, yıldızları seyretmenin güzel kokuları koklamanın da haram sayılması gerekirdi.
Sema etmeyi Hz. Mevlana icad etmiş değildir. Sema, ilk defa Mevlana'dan iki asır evvel yaşamış olan Ebu Said Ebu'l Hayr ( 967 -1049 ) tarafından yapılmıştır.
Hz. Mevlana zamanında artık tamamen dinî bir vecd halini alan sema, Hz.Mevlana'nın Hz. Şemsüddin-i Tebrizî ile karşılaşmasından sonra yapılmış ve o'na mal edilmiştir..
Yine Mevlana'nın doğumundan iki yıl evvel vefat eden Ruzbihan-ı Bakli ise : Sema meclisinde bulunan ariflerin kalplerinin tahassüsü ( duygulanması) için güzel koku, güzel musiki ve güzel yüz gibi unsurların bulunmasını lüzumlu görür.
Sünnet düğünlerinde, dini hüviyeti olan özel günlerde, normal evlenme merasimlerinde ( elbette içki ve fuhşiyat olmamak kaydı ile ) semazenler davet edilir ve sema yapılırdı..
Çünkü sema Mevlevî ayininin bir rüknü değil bir vecd halidir.
Ancak günümüzde olduğu gibi : her türlü fuhşiyatın icra edildiği, şer-i şerife muğayir fiillerin olduğu mekânlarda sema yaptırılması - yapılması Mevlevîlik gibi , Anadolu'nun orta yerinde neşvü nema bulmuş, Mısır'dan Balkanlara kadar yayılma istidadı göstermiş entelektüel bir tarikata hakaret anlamını taşır.
Kaldı ki ; Çıplak kadın vücutlarının, nefs-i emmarenin emrine cömertçe sunulduğu transparan [transparent= Şeffaf ] defile gösterileri eşliğinde Hz. Peygambere salavat okunması, ilahiler söylenmesi tarikattan da öte din-i mübin-i İslâm'a hakarettir.
Hazer oluna, ictinab oluna. Zinhar.
Böyle bilir böyle itikad eyleriz.
-------------------
Faidesi umûmı şâmil olsun içiün işbu mahale muhtasar olarak meşruhat verildi.
Mevzu ile alakalı eserlerden bazıları:
-- Menakıbu'l Arifin - Eflaki Dede
-- Risale-i Sipahsalar - Ahmet Avni(Konuk) 
-- Sipehsalar - Midhat Baharî
-- Ruzbihan-ı Bakli 
-- Mevlânâ Celaleddin - Prof.Firuzanfer (Eski Tahran Üniv. Rektörü)
MEVLÂNÂ VE MESNEVİ uzmanı BÜYÜK ÂLİMLER 
-- Mevlana ve Mesnevi Uzmanı : İran Müderrislerinden ve Eski Tahran Üniv. Rektörü Prof. Firuzanfer,
-- Divan-ı Kebir Uzmanı ise : İngiliz Âlim,R.A.Nicholson dur.
-- Abdülbaki Gölpınarlı.

Ethem Coşkun (Aşiyan Sahaf)



PAYLAŞ