Renkkörüyüm Aşkın
Yazar: Fatma BALCI   |    Yayın Tarihi: 04 Mayıs 2017   |    593 Kişi tarafından görüntülendi.

Koşarken bozkırın kumlarına değil karşımdaki mavi uzay mekiğine bakıyorum. Ben onu uzaktan balköpüğü denizinde kırmızı yelkenli gemi olarak görüyorum. Bir taştan diğerine atlaya atlaya yaklaşıyorum ona. “Dünya yetmez, başka kaynaklar bulalım.” diyenler geri sayımı başlatmışken “Bu topraklarda aşkın zenginlikler var.” diyerek Hoca Ahmed Yesevi’nin Türbesi’ne giriyorum.

 “Uzun geceyi kandil gibi aydınlatan,

 bir anda bütün dünyayı gül bahçesine çeviren,

ne zaman zor bir işim olsa onu kolaylaştıran ve

herkesin zor işlerini kolaylaştıran Allah’tır.” nidasıyla sofralar kuruluyor bir eski hırka üzerine; ziyafet ziyafet üstüne… Kısmetler gayrete konuyor; hurmalar tahta kaşık üstüne…  

Bu sofrada en çabuk doyan, yanımda oturan Kırgız Balası oluyor. 
Bilirim evliyaya benzer çocuklar; Allah dostlarını en çok onlar anlar.
Bakırgan’ı açıyor yumuk elleriyle,  çekik gözleriyle dalıyor Sırat’a düş satırlara.
Satıh satıh açılıyor perdeler. Rüyasında Pir-i Türkistan;

“Ümmet isen bu sözleri sevip de al,

İşbu sözler has ümmete olurlar bal.

Münafıklar sevmez bunu bunalırlar,

Ümmet iseniz salat selam deyin dostlar.” diyerek son lokmayı oradakilere dağıtıyor. Hızır’ın nefesi esiyor odada. Bereket ve ahenk dolaşıyor hayatta. Sofradakiler sıvazlıyor birbirlerinin sırtını, hoş rayihasıyla salâvatın… Heybelerinde elvan elvan hasenatın tohumları… Bozkır’da gonca gonca açılan yediverenleri… Orta Asya’dan Balkanlar’a iklim iklim gülşeni…

Mürekkeple beslenirmiş o güller, ateş kırmızısı olur benim maviyi bilmez gözlerimde. Hokkayla yayılırmış kokusu, pamuk denizinde ateş güllerinin. Ben bir seyyah akrebim; geze geze bunları gördüm. Gerisine aklım ermez benim; maviyi ateş görürüm, aşkın renkkörüyüm. Gökte, turkuazda ve çivitte  -o sonsuz derinliklerde- ben ilahi aşkın alını alazını seçerim. Belki de mavi tez solar diye geçici sevdalara aldanmayışımdan. O’nun aşkına boyananlar solmaz, bilirim. Bildiğim bir şey daha var benim; hakikati bilseydi insanoğlu,  göğe çıkacağına yere girerdi Hoca Ahmed Yesevi gibi…

 



PAYLAŞ