Beslenme, Sağlık ve Oruç Tutma
Yazar: Dr. Hakan KAYA   |    Yayın Tarihi: 24 Mayıs 2017   |    993 Kişi tarafından görüntülendi.

MANEVİ İKLİMİN ZİRVESİNDE BEDEN SAĞLIĞI- TIBBİ NEBEVİ
Allah Rasülü (s.a.v) zamanında yaşanan bir hadise, günümüzdeki durumun vehâmetini anlamak için çok güzel bir örnek teşkil etmektedir. Medine’ye hasta tedavi etmek için gelen bir hekime, aradan uzunca bir zaman geçmesine rağmen hiç kimse uğramaz. Hekim, nihayet Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek Medine’den ayrılmak için izin ister ve Müslüman halkın niçin hastalanmadığını sorar. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:“-Benim ashabım, iyice acıkmadan yemez. Yedikleri zaman da tıka basa yemezler; daha iştahları varken sofradan kalkarlar.” buyurur. Bu hâdise bize, hem Peygamber Efendimizin ashâbını nasıl yetiştirdiğini gösterir; hem de günümüzün müzmin hastalıklarının pek çoğunun sebebini teşkil eden sağlıksız beslenme ile nasıl mücadele edileceğini…

Temiz ve helâllerden beslenme, Rabbimizin emridir. Bunu aşmak, taşkınlık ve zulümdür. Her zulüm gibi, bu taşkınlık da ilâhî gazabı celbeder. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur:

“Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yeyin. Bu hususta azgınlık ve nankörlük de etmeyin! Yoksa gazabım üzerinize iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” (Tâhâ, 81)

Hadîs-i şerîfler de, insanları çok yemek konusunda uyarmaktadır:

“Mide hastalıkların evidir. Tedavinin özü ise perhizdir.” (Ebû Dâvud,)

“Âdemoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak ille de -mideyi dolduracaksa- bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine!..” (İbn-i Mace, ).

 

“Ümmetim hakkında en çok şu hususlardan korkuyorum: Şişmanlık, uykuya düşkünlük, tembellik ve iman zayıflığı!” 

 

Ne zaman yemek yesek vücudumuzda insülin hormonu salgılanır. Bu hormonun temel vazifesi, kan şekerinin yakıt olarak kullanılmak üzere hücre içine alınmasını ve fazla şekerin ise yağ olarak depolanmasını sağlamaktır.

Sık yemek yendiği takdirde kan şekeri ile birlikte kanımızdaki insülin hormonu da sık sık yükselecek ve yakıt olarak kullanılmamış fazla kan şekeri de sürekli yüksek olan insülin sayesinde depolanmaya devam edecektir. Kanımızdaki insülinin sürekli yüksek olması, ayrıca “insülin direnci” dediğimiz ve metabolik hastalıkların çoğunun temelinde yatan duruma da yol açmaktadır.

 

Sık sık yemek, kültürümüzde de yeri olan bir durum değildir. Türk-İslam kültüründe günlük öğün sayısı, genellikle ikidir. Osmanlı kaynaklarında ve diğer bazı eserlerde saray halkının günde iki öğün yemek yediğinden bahsedilir .Sabah kahvaltısı kuşluk vaktinde yapılır, akşam yemeği ise ikindi namazını müteakip yenilirdi


ORUÇ TUTMANIN SAĞLIĞIMIZA FAYDASI

 

İbn-i Sînâ sağlığı şöyle özetliyor: ‘Tıp ilmini iki satırda topluyorum. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört-beş saat hiçbir şey yeme. Şifa hazımdadır. Nefse ve mideye en yorucu hal, yemek üzerine yemek yemektir.”

 

Günümüzde ise aralıklı açlığın sağlık üzerine müspet tesirleri yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Yapılan araştırmalarda, aralıklı açlığın insanlarda insülin duyarlılığını, büyüme hormonu salgısını ve yağ yakılmasını arttırdığı bildiriliyor. Ayrıca aralıklı açlığın, kilo vermeyi kolaylaştırdığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu tesirinin olduğu da gösterilmiştir

Batı tıbbının, maddî faydalarını yeni yeni anlamaya başladığı ve sayısız hikmetleri olan oruç, dinimizde farz bir ibadet olarak emredilmiştir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) maddî ve mânevî hastalıklarımıza şifâ olan oruç hakkında şöyle buyuruyor:

“Oruç, bağırsakları inceltir, yağını eritir, etteki boşluğu doldurur. Sahibini cehennem ateşinden uzaklaştırır.” 

 

Kur’ân-ı Kerîm’in birçok âyetinde insanlar akıllarını kullanmaya davet edilir. Beslenme gibi, neredeyse her kafadan bir sesin çıktığı konuda bizlere düşen Allâh’ın ipine sımsıkı yapışmak ve Peygamber Efendimiz in sünnetine uygun yaşamayı kendimize şiar edinmek olmalıdır.

Yaklaşan Ramazan ayını göz önüne aldığımızda “Oruç tut sıhhat bul “ ilkesinden hareketle hem ruhumuzu hemde bedenimizi sağlığa kavuşturmak için Tıbbi Nebevinin bize gösterdiği yol haritalarına dikkat etmeli ve Gaye-Ufuk Peygamberin yolundan şaşmamalıyız.

Sağlıklı günler dilerim…



PAYLAŞ