Bayrama Az Kala
Yazar: Sündüs Arslan AKÇA   |    Yayın Tarihi: 16 Haziran 2017   |    597 Kişi tarafından görüntülendi.

Şimdi kelimelerle buluşturma zamanı yüreği. Çoktandır  gelgitlerin eşiğinde sabahlıyordu ruhum. O hep dilimden düşüremediğim hüzün, yastık altındaydı ve her gece beni bekliyordu. Başım yastıkla buluştuğu zaman alıp vermelerden, sorgulamaktan, ülke gündeminden dolayı uyku ile barışık olamıyordum bir türlü

 Kelimelerle oyalanmak, ruhumu kıskacına alan bu sıkıntılardan bir zerre de olsa hafiflemek için iyi bir yoldu. O gücü kendinizde bulabiliyorsanız tabiki. Düşünce deryasında nice kırık kalplere ev sahipliği yapmanın yorgun savaşçısıydım. Rahat değilse sağın solun önün arkan ve acımıyorsa yüreğin acıyanla insanlığın şüphe götürür.

 Ramazanın son on gününe girdik. İlk zamanların telaşı heyecanı ve hatta dayanabilir miyim endişesi yerini sükunete ermiş beden ve ruh bırakıyor size. Bir bakıyorsunuz yolunu gözlediğiniz o mübarek ay bayramla size veda ediyor.Ve öyle bir geçiyor ki zaman gidişi ayrı bir burukluk bırakıyor. Ramazan ayın ruhlarımıza sunduğu manevi huzur, zamanla birbirini ziyaret etmekten de uzaklaşmış insanlığı aynı çatı altında toplamaya vesile oluyor. Kalpler mutmain olup, sevgi, hoşgörü ve merhamet ile donanıyor gönül dünyamız.

Keşke bu aydan sonra da bu manevi atmosfer içinde devam edilebilinse…Yaşam biçimimiz olması gereken bu güzel hasletler, bu mübarek ay bitince sanki sadece bu aya özgüymüş gibi uzaklaşıyor, ruhlarımız yine birbirini incitmekle yarış eder oluyor.

 Sevmek ve sevilmek bu kadar güzelken. Doğa bu kadar cömertken bize. Bahar en güzel renklerine bürünmüşken. Gelincikler yol kenarlarını, kırlarımızı süslerken.

Ve Yaratıcı bu denli lütfuyla  rahmetiyle ve de affıyla kucaklarken…

Ah dünyalık heveslerim, kursağımda kaldığınız günü görecek mi gözlerim…

Geçici olduğunu bile bile bu denli sıkı tutunmamız yalan ipine. Bu denli uzaklaşmamız kendimizden oysa an kadar yakındı gidişlerimiz…

Ve her geçen gün tüketirken ömrü kılıflar bulmamız kalanımıza. Hiçbir zaman üzerimize oturmasa da vazgeçemedik kılıflarımızdan.

Hüzün yastık altındaydı ve ben başımı yastığa koyduğum an iç sesimle düşünceden ağ örmeye başlamıştım bile.

En çok da çocuklar uğruyor bana, hele önümüz bayram ise.

Tenler yaş aldıkça bir türlü ten’in yaşlılığını kabul edemeyen gönlümüz geçmişin sokaklarında gezinip duruyor. Ve hep çocukluğundakilerle avutuyor gönlünü. Son 10 yılın ramazanını sorsanız hatırlamaz fakat çocukluğundaki ramazanları bütün ayrıntıları ile hatırlıyor.

Çocukluk değil mi bütün ömrünüze damgasını vuran, masumiyetin ve mutluluğun tavan yaptığı dönem.

Büyüdük, büyüdükçe kirlenmeye başladı o masum ve mahcup ruhumuz.

 Eski Ramazanlarda söz etmenin manası var mıdır bilmiyorum yeniye katkı sağlayamıyorsak şayet eskiyi ısıtıp ısıtıp getirmenin ve sürekli onlarla avunmanın mantığı var mıdır? Her geçen gün değişen ve yenilenen derken yozlaşan bir insanlıkla karşı karşıyayız.

 Nefis terbiyesinin ardından bayram tıklayacak kapımızı. Onca acı ve hüzne rağmen Müslüman umudunu yitirmemeli. Güzel günler hayali kanat çırpmalı üzerimizde.

Bayram öncesi geleneksel bayram hazırlıkları yapılmalı, kapımızın önü süpürülmeli, kalbimizi kirleten bütün kötü duygulardan arınmalı. İkramlarla donatılmalı mutfaklarımız, dost aile ziyaretler,i, gönül almalar, çocuk gülüşleri süslemeli bayramı. İncinmiş yüreklerinden öpülmeli ve okşanmalı el değmeyi unutulmuş başları.

 Hadi gelin bu bayram bayram edelim doyasıya. Onca acıya, onca hüzne rağmen ruhumuzun sevgi gıdasıyla besleyelim. Bayramların birleştirici,yakınlaştırıcı özelliğinden nasiplenelim bolca. Uzatalım ellerimizi birbirimize. Yetim çocuklarının yüreklerini okşayalım, buse konduralım yanaklarına.bir nebze de olsa huzura yelken açma zamanı. Kırık kalplere ev sahipliği yapmanın yüklediği sorumluluktan olsa gerek elinin ayağına dolanması, yürek sesine bir türlü sıra gelememesi.Ah zaman, öyle bir ahir zamana kaldık ki, az konuşup çok susmak, az gülüp çok ağlamakla anca altından kalkabileceğimiz girdap içinde çırpınıyoruz.

 Bayrama yetim başlamış, kimsesiz kalmış niceleri unutulmamalı. Uzaklar yakınlaşmalı, acılar sarmalandıkça hafifler. Birbirimizi incitmekten, yıpratmaktan ileri gidememiş hal ve hareketlerden uzak, sevgiyle, dostlukla ve bir bayram olması dileğiyle.

 



PAYLAŞ