15 Temmuz ve Yerlilik Meselemiz
Yazar: Doç. Dr. Emrah AKBAŞ   |    Yayın Tarihi: 15 Temmuz 2017   |    1922 Kişi tarafından görüntülendi.

Bırakalım gündelik siyasal itiş-kakışları… Siyaset, hakikatin önündeki en büyük engellerden biri… Bizim siyasete değil, firaset”e ihtiyacımız var.  

İşte 15 Temmuz’un gösterdiği şey tam da budur. Bu toprakların insanı siyaset bilmez; siyasete ve entrikalara hiç ayak uyduramamış ama firasetini asla yitirmemiştir.  

15 Temmuz, bu toprakların insanının bir arada yaşamaya bağlılığını, vatanperverlik duygularını ve kumaşının sağlamlığını cümle âleme göstermiştir.  

Gelin görün ki, bu ülkenin entelijansiya bu firasetin çok uzağında 

Kitap yüklü merkeplerin 15 Temmuz’dan çıkaracağı bir ders yoktur.  

Çok sık aralıklarla olmasa da epey zamandır “Yerli Fikirler”de yazıyorum. Yerlilik, son zamanlarda en çok tartışılan meselelerden biri. İşte 15 Temmuz’un öğrettiği en önemli şeylerden biri de yerlilikten ne anlamamız gerektiği.  

*** 

Yerliliğin birinci koşulu ümmileşmek!  

Ümmileşmek bizde peygamber mesleği ama herkes allâme olmak peşinde. Allâmeler 15 Temmuz’da bankamatik kuyruğundayken, ümmiler vatan müdafaasında idi.  

Ümmileşmek, ruh köklerimizle buluşmak demek. Neyle uğraşırsak uğraşalım, işimizi ruh-dolu bir çabaya dönüştürmek…  

15 Temmuz’a değin, salâlar ölüler içindi ama artık diriler için… Dirilmemiz için… Ruh köklerimizle buluşmamız için…  

Gönlümüze çöreklenen karabasanlardan ve gözlerimizin önüne perde çeken sis bulutundan kurtulmanın reçetesi ümmileşmek… 

Kavramlarımızdan, analiz çerçevelerimizden, dünya görüşlerimizden, bilgiçliklerimizden ve hatta iman etme biçimimizden sıyrılmak… İman etmişken yeniden iman etmek… 

*** 

Yerliliğin ikinci koşulu de-kolonizasyon. Aklımızı ve ruhumuzu sömürgeciliğin esaretinden kurtarmak…  

15 Temmuz şehitleri şehadet şerbetini içerek bizleri de özgürleştirdiler. Şimdi bize düşen, bu ülkenin fikir mecralarını özgürleştirmek… Fikrimizi özgürleştirmek…  

Yerliliğin en sıkı savunucuları dahi kaba bir Avrupa-merkezli muhafazakârlığın sığ sularında arıyor yerliliği. Hâlbuki yerlileşmek ve böylece özgürleşmek ancak açık denizlere açılmakla mümkün…  

15 Temmuz küçük kara balıkların yazdığı bir destan. Bize düşense küçük birer kırmızı balık olabilmek… 

Yerlilik yerli bir bilgi üretimi bağlamında epistemolojik bir mesele olarak görülme eğiliminde. Hâlbuki mesele ontolojik! Bilginin yerine hikmeti koymamız gerektiği zaten bilinen bir konu.  

Ama nasıl? İşte nasılının cevabı 15 Temmuz’da gizli. Hayatı nasıl açıkladığınızı belirleyen şey nasıl yaşadığınızdır. 

*** 

Yerliliğin üçüncü koşulu, ölmeden evvel ölmek! 

Batı medeniyeti, hayatın merkezine hazzı yerleştiriyor. Ölümün üzerini hayatla örtüyor. Hâlbuki ölüm ab-ı hayat demek… Olmak için ölmek gerek. Ölümü hayatın merkezine yerleştirmek demek. Şehrin kalbindeki mezarların, türbelerin ve makamların etrafını çevreleyen beton yığınlarını yerle bir etmeden yerlileşemezsiniz! Bizde put kırıcılığı da bir peygamber mesleği… 

Yerlilik kavramı da dâhil olmak üzere, zihin dünyamızı iğdiş eden tüm kavramları yıkmak da bir tür put kırıcılığı…  

Bir derdim var, bin dermana değişmem… 

15 Temmuz, derdini sevenlerin yazdığı destan. Biz derdimize yanalım! 

Ümmiler ölümü severler… 

*** 

Yerliliğin dördüncü koşulu, bu toprakların derinini keşfetmek! 

Bu iş Enderun ile değil, derûn ile olur. Bu toprakların derinini derûni bir tutkuyla sevmek… 

İşte 15 Temmuz derûnîlerin yazdığı bir destan… 

Bizde aşk da bir peygamber mesleği… 

*** 

Bırak Fetöyü metöyü ve daha nice yerli görünümlü ihanet ağını ey okur! Daha düne kadar, Feto’nun salyalı sümüklerinde medeniyetimizin izlerine dair ipuçları arıyordun! 

Benden sana tavsiye… Bir derdin olsun istiyorsan, o derdini bin dermana değişmem diyorsan, fetölerden metölerden ve daha nice potansiyel fetöden kurtar kendini! 

Tanışman gereken öz, has, hakiki, billur gibi pâk niceleri var… Ab-ı hayat içenler… Ölümle hayat bulanlar… Nice 15 Temmuz destanları yazmış olanlar… Yunus Emre… Yesevi… Mevlana… Nesimi…  Hacı Bektaş Veli...Hacı Bayram Veli...Hallac… İbn Arabi…  15 Temmuz’da en ön safta duruyorlardı. Göremediysen, derdine yan! 

Ayaklarını yere basmazsan yerli olamazsın… Bu toprağın suyundan iç… 

Varlığını ispat peşindesin… Bundandır yabancılığın içine… hiçine…  

Not: Belli ki, yerlilik meselesine devam edeceğiz. Bu yazı bir girizgâh olsun. 15 Temmuz şehitlerinin şahadeti kutlu olsun… 
Allah içimizdeki hainlerden çocuklarımızı ve çocukluğumuzu korusun… 




PAYLAŞ