Kurban Üzerine Düşünmek
Yazar: Tahsin YURTTAŞ   |    Yayın Tarihi: 03 Eylül 2017   |    243 Kişi tarafından görüntülendi.

“Sahi senin kurbandan kaç kg et çıktı? 

“Bizimkini şu kadar paraya aldık!” 

“Yahu bu hayvan da bayağı inatçıydı hani!” 

“Ben kurbanla falan uğraşamam; bu sene bağış yaptık!” 

Muhtemelen Kurban Bayramı süresince bu cümleler kulağınıza çalınmıştır. Kesilen kurbanların ve Hz. İbrahim’le Hz. İsmail’in ruhunu inciten bu türden ‘düşüncesizce laflar’ yerine sanırım doğru soruları sormak en iyisi:  

Kurban üzerine düşünebilir miyiz? 

Evet kurban üzerine düşünebiliriz; bunun için ilk önce kurbanın üzerine düşmeliyiz; yani bu topraklarda kurbanın, “İbrahimî ve İsmailî bir adapla” Mevlanın semavi bir emaneti olarak kabul edildiğini tekrar hatırlamalıyız. Çünkü Kurban, Hz. Peygamber (sav) tarafından estetize edilmiş bir ibadettir: Bıçağın iyi bilenmesi, hayvana gösterilmemesi, hayvanın sevilmesi, ona eziyet edilmemesi, gerekli duaların ve şükürlerin yerine getirilmesi, çevre temizliği, usule uygun olarak etlerin paylaştırılması vs.. Kurban ibadetinde bunu yapanlara müjde var: “(Kurban ibadetini) en güzel ve iyi şekilde yapan kimseleri (muhsinîn) müjdele!” (Hacc:37) Yani Allah’ın kabul ettiği kurban takva ve ihsan ile eda edilmiş kurbandır. Ayrıca işin hüküm boyutu da son derece önemlidir. Kurbanın dinin ve fıkhın emrettiği şekilde ve şartlarda seçilmesi, yaşı, fiziği, cinsi gibi hususlar kurbanın olmazsa olmazlarıdır. Zira bu şartlar yerine gelmediği sürece kurban kurban olmaz. Şeriatın belirlediği asgari şekil şartları, yerine getirilmesi gereken zaruri hükümlerdir. Ülkemizde kurban pazarlarında uzun yıllardır dinin belirlediği bu şartlara uymayan hayvanlar kurbanlık olarak satılmaktadır. Bunun sebebi belediyelerin bilirkişiler eşliğinde yeterince denetim yapmaması olduğu gibi satın alan Müslümanların da kurbanla ilgili bu asgari dini bilgileri bilmemesidir.  

Peygamberimiz kurbanı amaç değil bir araçbinek olarak tanıtmaktadır. Öyleyse kurbanın etine buduna kanına takılıp kalmamalıyız. Onu, bizi takvaya, cennete ve iyiliğe götüren emanet bir binek olarak görmeliyiz. 

Kurban üzerine düşünmek onun anlamı üzerine düşünmektir. Mihenk sorusu:  

Kurbanın anlamı nedir? 

Bu soruyu sorabilirsek, meseleyi et ve ot tartışmasından çıkararak bir teslimiyet, kayıtsız şartsız iman, Allah’a yakınlaşma fırsatı, paylaşma ve merhamet olarak kavrama imkanımız olabilir. Allahu Teâla kurbanı madde boyutunda değil de bilinç boyutunda anlamamızı isterken “takva” kavramını kullanmaktadır:  

“Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!” (Hacc:37)  

Sorumluluk bilinci ve Allah’a karşı sakınmak gibi anlamları olan takva, -kurbanın fiziğinin/cesedinin ötesinde- Allah Tealâ’nın bu ibadette biz kullarından istediği en temel gayedir. 

Kurban İsmailce bir teslimiyetin adı, İbrahimce bir cesaretin ve imanın sembolüdür.  

Hangimiz İbrahim gibi en sevdiğini adayabilir Allah’a?  

Hangimiz “Sana emredileni yap (babacığım) inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” diyen İsmail gibi kayıtsız, şartsız ve pazarlıksız bir imanla Allah’a boyun bükebiliriz? 

Sahi bir yıl boyunca buzdolabında bekletilen etler nasıl bir kurbanın etidir? 

Kurban kulun Allah’a olan sevgisinin ve samimiyetinin bir göstergesidir.  

Kurban Allah’a yaklaşmak, ikramı paylaşmaktır.  

 

Kurbanımız Kurban Bayramımız Mübarek Olsun! 

Hayırlı bayramlar…



PAYLAŞ