Şerif Hoca...
Yazar: D. Mehmet DOĞAN   |    Yayın Tarihi: 07 Eylül 2017   |    470 Kişi tarafından görüntülendi.

Şerif Mardin vefat etti... Arkasından çok konuşulacak, yazılacak. En çok da kadrü kıymetini bilmeyenler bunu yapacak.

Şerif Mardin, 1970’lerde cari siyasetin teslim alamadığı tek tük ilim adamından biri idi. Mülkiye ve onun yerine Ankara’da kurulan Siyasal Bilgiler Okulu (sonra fakültesi) Devlet’in yüksek dereceli memurlarını yetiştirmek için meydana getirilmiş bir kurumdu. Üç temel şube: İdare, Maliye, Hariciye...Bu alanlarda eleman yetiştirirdi. 1950’lere kadar yatılı idi veya yatılı kısmı vardı.

Bu öğretim kurumunun 27 Mayıs darbesinde aktif rol oynaması nasıl izah edilebilir? Bazı hocalar, darbe sath-ı mailinde tahrikkâr rol oynadılar. Bunların başında, daha sonra karanlık bir cinayete kurban giden Muammer Aksoy vardı. Medenî hukuk sahasında yetişmiş olmasına rağmen, daha sonra anayasacı kesilmişti. 1960 Darbesinden sonra kurulan bütün Anayasa komisyonlarında bulunan tek kişi olmakla öğünürdü.

Devlete eleman yetiştiren bir okulun 1970’lerde her türlü anarşi ve teröre müsait bir ideolojik zeminde olması nasıl izah edilebilir? 1970’erin belli başlı sol öğrenci liderleri SBF’li değilse SBF’de barınanlardı. Bu zeminin hocaları da büyük ölçüde kapsadığı görülebiliyordu. Bu zeminle uyuşmayan bir kaç hocadan biri Şerif Mardin’di. (İlle de ikinci bir isim gerekiyorsa, bu Fahir Armaoğlu olabilir.)

Atatürkçülük zemininde yapılan 27 Mayıs darbesini destekleyen SBF hocaları, okullarının bu zeminden nemalanarak şiddete yönelen aşırı sol, sosyalist, hatta komünist akımların karargâhı haline gelmesine karşı çıkmadılar. Bağlı bir okul olan, fakülteyle aynı kampüs içinde bulunan Basın Yayın Yüksek Okulu da farklı bir durumda değildi.

Devrimcilik furyasında geçer akçe olan ileri-geri, ilerci-gerici kavramları Şerif Mardin’in bu yıllarda yayınladığı Din ve İdeoloji kitabı okunursa, anlamlı olmak özelliğini kaybediyordu.

Din, gerilikle ilintilendirilerek yok sayılacak bir alan olamazdı. Din bir inanç sistemi olmakla birlikte, sosyolojik bir vakıa idi. Oysa aynı fakülteden bir profesör, dinin tesirinin birkaç nesilde sona ereceğini iddia eden kocaman bir kitap yazmıştı.

Şerif Mardin’in ilk baskısı SBF yayınlarından çıkan (1969) bu küçük hacımlı kitabı onun pek yararına olmadı. Talebelerinin açık veya örtük tepkileri Hoca’nın derslerini etkiledi. O da Boğaziçi Üniversitesi’ne geçti.

Şerif Mardin’in Türk modernleşmesi ile ilgili resmi çizgiyi ve ona eklemlenen sol-sosyalist söylemi dikkate almaz yaklaşımları bazı çevrelerde olumlu bulunmadı. Bu olumsuzluk, TÜBA üyeliği sözkonusu olduğunda kendini gösterdi.

Artık Şerif Hoca yok, şimdi bakalım neler yazılacak? Kimler günah çıkarırcasına övücü yazılar kaleme alacak? 

 



PAYLAŞ