Dilimiz Geleceğimizdir
Yazar: Memiş OKUYUCU   |    Yayın Tarihi: 13 Eylül 2017   |    559 Kişi tarafından görüntülendi.
Dil; milletimizin tarihin içinden süzülerek gelen yaşama biçiminin, estetiğinin, kimlik ve inanç değerlerinin, kahramanlığının mana,  kelime, kavram ve anlatımlarla şekil ve vücut bulmuş halidir.

Milletimizin irfanının özüdür dil…

Dil milletimizin hayatıdır. Varoluş sebeplerindendir.

Bazen bir annenin ağıdında, bütün annelerin yüreğini terennüm eden yürekli ve  yüreğe dokunan bir karşılık bulur dilimiz…Bazen halkın kahramanlığını anlatan bir  destanda hayat bulur…Kimi zaman milletin şecaatini anlatan bir şiir, dilin bütün mana gücünü yüklenmiş bir anlatım şekli  olur… Kimi zaman da halk hikâyelerinde yaşayan hayatımızın içinden  bir parça…Yedi düvele karşı verdiğimiz Çanakkale’deki kahramanlığımız,  Akif’in şiirindeki gibi destanlaşmış bir ifade şekli ile kendini bulur bazan…Hasret ve özlem yüklü  gurbeti yaşayarak yangın yerine dönen bir sinenin, bayramlarını anlatan  içli bir şiirdir  kimi zaman…Bazen içli bir aşk şarkısı, kimi zamanda temalı bir Anadolu türküsü…
Geçenlerde bir hukukçu dostumuzla sohbet ediyoruz. Konu eski ve yeni dille Yargıtay içtihatları ve ifade kudretine geldi. Dostumuz ''eski zaman da -kasdedilen de 1970-80 li yıllara kadar- bir cümle ile karar yazıyorduk ve meramımızı ifade de hiç ‘açık’ kalmıyordu... Şimdi bazen bir paragraf yazıyoruz yine de açıklar kaldığı oluyor'' dedi...

Günlük hayatta üniversite mezunlarımızın 300-400 kelime ile konuşabildiği, ilkokulda ise kullenılan kelime sayısının 100'e kadar indiği bir zaman dilimini yaşamaktayız. Günlük dilde kullanılan söz varlığımız gittikçe daralmakta. Kullandığımız kelime kadrosunun daralması anlama, anlam  ve anlatımında daralması demektir. Bu durum da bizi yok oluşa götürür…

Hayatımızın her alanında varlık gösteren seküler dünyanın tesirlerinden ve tasallutundan   kurtulmak için köklerimize dönmeliyiz...Köklerimizin de en doğal, en saf, en yerli hali ile yaşadığı yegane münbit alan dilimizdir, Türkçe'mizdir.

Türkçe bir imparatorluk dilidir. Kıtalarda kavimleri yönetmiş, 4 iklim ve 3 kıtada hüküm sürmüş, 7 kıtada fermanı okunmuş, medeniyet kurmuş bir milletin binlerce yıllık tarihi olan dilidir…

Bizim medeniyetimizin uzun tarihî birikimi sonucunda çok zengin bir kelime hazinesi, güçlü bir anlatım ve ifade kudreti, yüksek edebi ve kültürel değerlere sahip eserleri mevcuttur…

Asırlardan beri sürüp gelen dil birikimimize sahip çıkalım…Bizi büyük şafağa ulaştıracak ortak paydamız olan dilimizi, hayatımızın tümünde birden kullanarak varlığımıza dayanak yapalım…

Manilerimizi okuyalım, çocuklara okutalım…Tekerlemelerimizi tüm çocuklara/öğrencilere  söyletelim…Çocuk oyunlarımız üzerine  yarışmalar düzenleyelim…

Okullarımızda  hikayelerimizi, tüm çocuklarımıza film olarak, oyun olarak, temsil olarak seyrettirelim, oynattıralım, okutturalım…Dede Korkut’u bir çocuk kahramanı haline getirelim…Dizilerini yapalım, filmlerini seyrettirelim…Mevlana’nın Mesnevi’sini çocuk ve büyükler edebiyatı alanında  ders kitabı olarak okutalım…Yusuf Has Hacip’in Kutatgu Bilig’indeki  sözlerini okullarımızın  duvarlarına nakış nakış işleyelim…Atasözlerimizi otobüslere, metrolara yazalım…Deyimlerimizi dolmuşlara asalım…Türkçe’nin en süzme ürünlerinden biri olan türkülerimizden birini ve hikayesini okullarımızda öğrencilerimize ödev konusu yapalım…Aileyi ve çocukları okullarımızın duvarlarına resmedelim ve ailemize karşı görevlerimizi, aile değerlerimizi öğrencilerimize her gün birer cümle ile anlattıralım…İsrafı tasarrufu, ifrat ve tefriti mana ve kavramları ile işleyelim. Maişeti, alın terini, vekarı bir kültür haline getirip işe  kabulde aranan nitelikler sırasına koyalım…Her gün bir iyilik yapmayı, bedenimizin bir hakkı olarak, Hak’ka karşı bir görev mahiyetinde ana sınıflarından itibaren ilk gün dersi yapalım…

Her öğrenciye yılda 10 şiirimizi ezberden verelim…Sonra da okullarımızın girişine ve tüm öğrencilerimizin yüreğine aşkla ve muhabbetle yazalım: ’’Hak’kımızı bilelim.’’

Bir dil, tarihten gelen, her birinin hikayesi olan şiir de, yazıda, toplum hayatında mana ve kimlik kazanıp, sonra da irfan ve hikmet  ile yüklenen, halk hafızasında  yaşayan kelime miktarı ile kıymet bulur…Cemil Meriç bir dilde sözlüğün, kelimelerin  değerini  anlatmak için ‘Kamus namustur’ der…Hatta ana dili öğrenmeyi 6. duyu sayanlar bile var…

 Ana sütü gibidir dilimiz…

En saf , en sade, en temiz, en helalinden…

Düşüncelerimizi, algılarımızı, mesajlarımızı, bilgilerimizi, bilimimizi Türkçe’mizin mana yüklü kelimeleri ile kuralım… Sözlerimize, sözlüğümüze ve söz varlığımıza  sahip çıkalım…

Asırlardan süzülüp gelen dil birikimi, tarihsel varlığımızın bir teminatıdır.

Dilimiz kimliğimizdir.

Dilimiz kimliğimizin taşıyıcısıdır.

Dilimiz geleceğimizdir…

Türkçe konuşalım, Türkçe yaşayalım…


PAYLAŞ