Çocuk Edebiyatı Yayıncılığı Sorunları
Yazar: Fatma BALCI   |    Yayın Tarihi: 15 Eylül 2017   |    414 Kişi tarafından görüntülendi.

Bu alandaki problemlere yayıncılık, yazarlık ve ebeveynlik rolleri perspektifinden ele alacağım. Nasıl ki çocuk eğitimindeki sorunların büyük bir bölümü anne-baba ve çevreyle ilgili sorunlar ise çocuk edebiyatı sorunlarının ekseriyeti de yayıncı, yazar ve ebeveyn sorunlarıdır. 

 A) Edebiyat Yayıncılığı Sorunları 

Çocuk edebiyatı yayıncılığı sorunlarını edebiyat yayıncılığı sorunlarından ayrı düşünemeyiz. Öncelikle yayıncılık alanındaki nicelik, niteliği hakkında bilgi vermek için yeterli değildir. Alanda basılan kitapların çokluğu ve yayınevleri fazlalığı kaliteye dair ipuçları taşımamaktadır. Çünkü yayıncılık için herhangi bir yetkinlik aranmamaktadır. Bir eczane açmak için eczacı diploması gerekirken yayıncılık için ülkemizde henüz böyle bir çalışma yoktur. 

Ucuz iş gücü sağlamak amacıyla alanlarında uzman olmayan kişilerle çalışılmaktadır. 

Çeviri kitaplar ve telif sorunu olmayan kitaplar çeşitli yayınevleri tarafından defalarca yayımlanmaktadır.

Üniversitelerde yayıncılıkla ilgili alanlar az olmakla birlikte üniversite-sektör iş birliği sağlanamamaktadır.

B) Çocuk Edebiyatı Yayıncılığı Sorunları

Bu genel yayıncılık sorunları çerçevesinde çocuk edebiyatı yayıncılığı sorunlarına bakacak olursak üç temel başlık etrafında değerlendirilebilir:

 1- Görsel Sorunlar

İlk başta dikkatimizi çeken basılı materyalingörselleridir. Matbaacılık alanındaki ilerlemelerle daha renkli, daha parlak, daha hareketli, daha fazla boyutlu materyaller basılabilmektedir. Bunlar çocukların dikkatini çekmesi açısından önemlidir tabii ki. Ama hayal gücünü sınırlayıcı, dikkati dağıtıcı nitelik arz etmemesi gerekir. 

Günümüz çocuklarında dikkat eksikliği çok yaygındır. Birçok uzman bu konsantre olamama durumunu etrafındaki materyallerin renkliliğine, çeşitliliğine bağlamaktadır. Görseller metinlerin önüne geçmemelidir. Tasarımın aslı da birbirine uyumlu nesneleri sade bir şekilde aktarmaktadır. Basılı materyallerde gereksiz ve dikkat dağıtıcı süsler, renkler, desenlerden arındırılmalıdır. Metinlerin bire bir açıklayan görseller yerine hayal dünyasını harekete geçirecek görseller yer almalıdır.

 2- İçerikle İlgili Sorunlar

Genelde sanat özelde edebiyat içinde bulunduğu çağın ekollerinden, akımlarından ayrı düşünülemez. Çocuk edebiyatını da günümüz çocuk eğitim ekollerinden bağımsız düşünemeyiz. Bu ekolleri de coğrafyalardan ayrı göremeyiz. Batının çocuğu günahkâr gören Ortaçağ anlayışıyla  “her çocuk mutlak fıtrat üzere doğar.” düsturunu benimseyen ekolun çocuğa ve çocuk edebiyatına bakışı elbette farklılık gösterecektir. Daha sonrasında batının çocuğu birey olarak görmeye başlaması, pedagojinin sistematik hale gelmesi ve nihayetinde Montessori yaklaşımıyla doğunun özendiği bir çocuk eğitimi ve çocuk edebiyatı ortaya çıkmıştır. Hüseyin Nasr’ın ifade ettiği gibi “doğu doğruların üzerinde uyur”ken Batı çocuk eğitimi ve edebiyatı alanlarında söz sahibi olmuştur. Genelde doğunun özelde Anadolu’nun yüzyılları aşan sözlü ve yazılı çocuk edebiyatı Batı’nın bu yeni yetme ekollerinin karşısında yerini özellikle Tanzimat ve sonrasında koruyamamıştır. Bu bizim edebiyatımıza yansımış, hayat tarzımıza işlemiştir. Yazarlarımız özentiyle metinler ele almışlardır. Ekseriyetle çeviri kitaplar ön plana çıkmış, orijinal eserler verilememiştir. Bu öz değerlerden kopuş maalesef günümüzde de devam etmektedir. Tüketim toplumuna dönüştüğümüzden beri ithal kahramanlar, ithal mesajlar metinlerimizde boy göstermektedir. Bu da çocuk edebiyatı yayıncılığı için bir diğer sorundur. 

Bizim yazılı edebiyattan önce sözlü edebiyatımız vardır. Okuma-yazması olmayan ninelerin ve dedelerin hafızalarında ninniler, masallar, tekerlemeler ve cenknameler vardır. Biz maalesef bunlardan uzaklaştık. Ninniyle masalla çocuklar büyütülmemekte, aile fertleri bir araya gelip konuşma fırsatını bile yakalayamamaktadır. Haliyle bu sözlü kültür yeni nesillere aktarılmamaktadır. Yazılı edebiyat da bir yere kadar doldurabilir bu boşluğu. Yazılı edebiyatın sözlü edebiyatla desteklenmemesi de başka bir sorundur. 

Yine çocuk eğitim ekollerine bağlı olarak son yıllarda gereksiz bir çocuk korumacılığı ön plandadır. Bu doğal olmayan bir tavırdır. Çocuklar her şeyden etkilenen, anında psikolojileri bozulabilen varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Geçenlerde çocuk edebiyatında önemli bir yazar,  “Yazıda dedesinin onu soğuk kış gecelerinde kürkünün içine alıp birlikte uyumalarından ve babaannesinin kimi evhamlarından bahsetmiştim. Editörler, kürk kelimesinin çocukları kötü etkileyeceğini, yine bahsedilen babaanne kavramının uygun olmadığını söyleyerek yazıdan bunların çıkarılmasını istediler.” diyerek olayı açıklıyordu. Bir yayıncı da kitapta “kan” kelimesi olduğu için kitabı öğrencilerine okutmayan öğretmenden dert yanmıştı. Ana haber bültenlerinde ve dizilerde kan gövdeyi götürürken, internette türlü türlü görüntüler dolaşırken, fantastik sinemalar rağbet görürken biz kitaplarla çocukları nasıl bir fanusun içine hapsedebiliriz? Edebiyat hayata ayna olabildiği müddetçe vardır. Bu tür tutumlar hem edebiyatımızı hem de çocuklarımızı yapay bir sahaya iter. 

İçerikle ilgili bir diğer sorun da metinlerin gerçekten çocuklara hitap edip etmediğidir. 

Çocuk edebiyatında kalem oynatan yazarlarımız, çocuk gibi düşünerek yazdıklarını, içlerindeki çocuğu büyütmediklerini anlatırlar. Metinlere baktığımızda büyük bir kısmında bunun böyle olmadığı anlaşılır. Özellikle şiirlerde çocukların anlayış seviyesinin üstünde ifadeler yer almaktadır. Bu metinlerde çocuğu, çocukluğu yetişkinlere anlatan bir üslup sezilmektedir. Bu üst perdeden bakış çocukta karşılığını bulamamaktadır.

Dini ve ahlaki öğeleri içeren kitapların sayısında da bir artış gözlenmektedir. Bunların da içerik itibariyle bir kısmında sıkıntıların olduğunu ifade edebiliriz. Özellikle din büyüklerinin hayatını işleyen kitaplarda mucizelere ve kerametlere fazlasıyla yer verilmektedir. Çocuk bu kişileri gerçeküstü insanlar olarak görmeye başlamaktadır. Hal böyle olunca da kitap amacına ulaşamamaktadır. Çünkü çocuk o kişilerle kendi hayatı arasında bir bağlantı kuramamakta, kendine örnek alamamaktadır. Ahlaki mesaj kaygısı taşıyan kitaplarda da ödül ve ceza ağırlıklı bir anlatım benimsenmektedir. Kötü davranış sergileyen cezasını hemen bulur, iyi davranış sergileyen ödülü hak eder benzerinde çıkarımlara sahip kitaplarla karşılaşmaktayız.  

 3-Okuma Alışkanlıkları İle İlgili Sorunlar

Soruna arz-talep meselesinden bakacak olursak ailelerin kitap konusunda bilinçli olması, okul ve arkadaş çevresinin teşvik edici olması sorunların tespitinde ve çözümünde etkili olacaktır. Aile-okul işbirliği ile kaliteli yayınlara öncelik verilmesi piyasada kendiliğinden bir dönüşüme sebep olacaktır. Kütüphanelerde çocuklar için alanlar oluşturulması, çocukların okuyacakları kitapları kendileri seçebilmesi gerekmektedir. 

Çocuk edebiyatı yayıncılığı sorunlarını çocukların belirlemesi, çocukların konuşması ve büyükleri yönlendirmesi gerekmektedir. Konu çocuk olunca çocuklar dışında herkes konuşuyor ama çocuklara fikirlerini soran olmuyor. Ebeveyn ve eğitimcilerçocukları kendi kitaplarını seçecek, kendi edebiyatı ile ilgili düşünce sahibi olacak düzeye getirmek için çalışmalıdır. Yoksa hazır lokma olarak kitaplar sunulmamalıdır. Çocukların karar verme yeteneklerinin yetişmesi, okumaktan zevk almaları için kendilerinin bu süreçte etkin rol alması gerekmektedir.

Sonuç olarak sahip olduğumuz değerleri günümüz çocuklarının ilgi düzeyine taşımalıyız. 

Onları hayata hazırlayacak, empati kurabilecek metinler oluşturulmalı, hayal gücünü arttırıcı görsellerle desteklenmeli, kütüphanelerde çocuklar için oyun ve okuma alanları oluşturulmalı, aile-yazar-okul işbirliği sağlanmalı, metinlerin ve görsellerin pedagojik incelemeleri yapılmalı, denetim mekanizması işlemeli, süreçler atlanmadan itinayla gerçekleştirilmelidir.



PAYLAŞ