Hüzne Redif Şiir:Kerbela
Yazar: Fatma BALCI   |    Yayın Tarihi: 30 Eylül 2017   |    530 Kişi tarafından görüntülendi.

Geçti bir yıl, yine bir mâh-ı Muharrem geldi 

Göze nem, gönle elem her yana mâtem geldi. 

Ah! Aktı mâsum kanı Kerbela yazısına 

Çekildi okla kılıç Peygamber kuzusuna 

Hangi vicdan dayanır bu yürek sızısına 


“Şiirin Kerbela’yla başladığını anlamak için bu yaşa geldim” diyerek başlar söze Haydar Ergülen ve devam eder: 

“…çünkü şiir çöldür bize ve her Muharrem’de kanlı 
su yerine geçer, İmam Hüseyin ve kalbî hüseynî doluların aşkına, 
unutmak düzyazıdır, şiirse şehitlerin çığlığı: Bir yudum su” 

Susuz dudaklarımıza Yunus Emre’nin mısraları konuyor şimdi… 

Ayetler ile bilinen,  
Her yerde hazır bulunan. 
Cennet içinde salınan,  
Hasan ile Hüseyin'dir. 
 
Bundan Âşura eyleyen,  
Hem ruhunu şâd eyleyen. 
Anda şefaât eyleyen,  
Hasan ile Hüseyin'dir. 
 
Muhammed'dir dedesi,  
Gayet oldu o gün ıssı 
Evliyâlar ser-çeşmesi,  
Hasan ile Hüseyin'dir. 
 
Kanlı gömleğini alan,  
Düşmanına karşı duran, 
Yezid'e kılıçlar salan,  
Hasan ile Hüseyin'dir. 
 
Yunus eydür onda kalan,  
Bu dünyanın sonu viran. 
Kerbelâ'da şehid olan,  
Hasan ile Hüseyin'dir. 


Dudaklarımız deprenir, ellerimiz dövünürken ayaklarımız durur mu hiç?  

Pir Sultan Abdal yoldaşımız susuz çöllerde, kanlı yollarda… 

Gece gündüz arzumanım Kerbela, 
Gidelim gaziler İmam aşkına 
Serden başka benim sermayem yoktur, 
Verelim gaziler İmam aşkına. 
 
Kapıyı çaldı Kırklar'ın birisi, 
Birinden mest oldu kalan hepisi. 
Sarı Kaya derler Şah'ın korusu, 
Konalım gaziler İmam aşkına. 
 
Böyle öter bu yerin bülbülleri, 
Ma'na verir hakikatın dilleri. 
Taze açmış dost bağının gülleri, 
Derelim gaziler İmam aşkına. 
 
Talip rehberini aklına getir, 
Noksan işlerini tamama yetir. 
Rıza lokmasını meydana getir, 
Yiyelim gaziler İmam aşkına. 
 
Pir Sultan'ım der: Yol uludur deyi, 
Cümlemiz hakikat kuludur deyi. 
Muhammet çağırır Ali'dir deyi 
Çağıralım gaziler İmam aşkına. 


Varınca menzile Sadık Yalsızuçanlar gibi bulduk kendimizi: 

Ben Kerbela’yım, ben Ali’nin gözyaşıyım, etiyim, kanıyım, canıyım. 

Peygamber’in katında kim Ali’den daha değerli olabilir ki! 

Ben Ali’nin hüznüyüm, ben Hüseyin’im. 

Şehitlerin efendisi Hamza’yım ben. Savaş alanına gönderilen Ali’nin 

kılıcıyım, zülfikarım ben. Hangi söz benden daha keskin olabilir ki! 

Ben Zeynep’in gönül sırrıyım. Sakine’nin ruhuyum. 

Ben Cebrail’in kanadıyım, Muhammed’in yetimiyim... 


Çağırıyoruz Turgut Uyar gibi insanları Susuzluk’a; bulsunlar Hüseyni sedayı diye… 


sen beni hazırlama sakın sen de bana gel 

ölmüş ölü olmuş Hüseyne hasana gel 


elleri koku dağıtırdı nasıl bir koku 

suya gel kana gel bir yeni hasana gel 


o öldü çünkü bir gülü tutmuştu bilmeden 

sen istersen her gün gel her sene gel 


gel beyazlıkları elle türlü kokuları biç 

günler karardığında davran hep sana gel 

 

ne yap yap hazırla kendini anladın mı 

ne yap yap mesela ısıtıp dökündüğün sularla bile bana gel 

 

hatırlanmış bir gül ben de hatırlarım kolaydır 

ölmüş mü ölmemiş mi Hüseyne Hasana gel 

 

Hüseyin de öldü ölür Hasan da öldü ölür 

ölen ve dirilen o bitmez insana gel... 

 

Kana kana su içmeyenin ciğerparesini, susuz dudakların Havz-ı Kevser’ini mısralarla andık, matemini rediflerle tuttuk… 



PAYLAŞ