Melike Hatun Ve Camii Üzerine
Yazar: Prof. Dr. Hüseyin ÇINAR   |    Yayın Tarihi: 28 Ekim 2017   |    795 Kişi tarafından görüntülendi.
Ankara'da ibadete açılan Melike Hatun Camii bütün Ankaralılara hayırlı olsun. Camiye Melike Hatun isminin verilmesi bir Ankaralı olarak beni çok memnun etti. Melike Hatun ismine ilk defa 2002'de Osman Gümüşçü ile ortak hazırladığımız "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Çubuk Kazası" kitabımızın hazırlık safhasında karşılaştım.
Ankara Vakıf defterlerinde Çubuk'ta da vakıf köyleri olan Melike Hatun acaba kimdi? Kimin kızı, kimin eşi idi? Bu sorulara cevap aramaya çalıştık. Çok bilgi bulamadık. Ankara'da bir medresesi, mescidi/camii, çeşmesi ve mezarı/türbesi vardı. Bunlar da kendisinin vakfettiği bahçesinde idi. Melike Hatun'un mezar kitabesinde de vakıf kaydında da babasının ismi yer almıyordu. Demek ki döneminde buna ihtiyaç duyulmayacak kadar meşhurdu. Mevlana Celaledddin Rumi (ks)'nin kızı diyenler oldu, ama yaşadığı dönem farklı idi. Selçuklu sultanlarının kızlarından diyenler var ama kesin bilgi yok. 

Bu konuda bize yeni bir bilgiyi Abdülkerim Erdoğan ağabeyimiz ulaştırdı. Onun gönderdiği sonraki tarihlere ait bir fermanda, geçmişe doğru yapılan atıfta şu ifadeler yer almaktadır: 

"Ramazan 1027/ Eylül 1618 tarihli fermandan: "... Ankara'da merhûm Sultân Alaaddin kızı merhûme Melike Hâtun binâ itdüği Cedid nâm medresenin ..." Burada Melike Hatun'un babasının hangi Alaaddin olduğu sorusu akla gelmektedir. Anadolu Selçuklu sultanlarından I. Alaaddin Keykubad (ö. 1237), II. Alaaddin Keykubad (ö. 1254), III. Alaaddin Keykubad (ö. 1302). Melike Hatun'un ölüm tarihini Abdülkerim Erdoğan mezarındaki kitabenin ebced hesabıyla Hicri 795/Miladi 1393 olduğunu belirtmektedir. Buna göre ölüm tarihi 1393 olduğuna göre Melike Hatun'un III. Alaaddin b. Melik Feramurz b. II. Keykavus'un kızı olması en yakın ihtimaldir. (Abdülkerim Erdoğan Bey'e bizimle paylaştığı bilgiler için çok teşekkür ederim). Zamanla daha fazla belge karşımıza çıkarsa bu konu tamamen aydınlanmış olur.

Melike Hatun’un mezarı Ankara’da Hacı Doğan (Doğanbey) Mahallesi’nde tarihi “Eyne Bey Hamamı”nın kuzey cephesindeki sokağın solunda, demir korkuluklarla çevrili bir mekândadır. Mezarın başına sekiz köşeli mermer bir sütun konmuştur. 

Melike Hatun acaba kimin eşiydi. Şimdilik bu konuda elimizde kesin bir bilgi yok. Muhtemelen Ankara Ahilerinden ya da emirlerinden birinin eşiydi. Melike Hatun Ankara'da çeşitli hayırlar yapacak kadar sosyal statüye ve mali güce acaba nasıl sahip olmuştu? Bu soruların cevabına yukarıda ana hatlarıyla temas edildi. Yaptırdığı medresede (Kara Medrese) Ankara'nın manevi mimarı Hacı Bayram-ı Veli (ks)'nin de müderrislik yapması ayrıca burada belirtilmesi gereken bir husustur. Yine günümüzde türbesinin yakınında bulunan Eyne Bey Hamamı'nın yapılmasına maddi katkı sağılması ve bu hamamın gelirinden Melike Hatun'un vakfına tahsisat yapılması da işin bir başka yönüdür.

2012'de Ankara Üniversitesi DTCF'de yapılan Ankara Sempozyumunda sunduğum "Ankara'da Vakıf Kuran Kadınlar" çalışmamda da Melike Hatun'a ve vakıflarına yer vermiştim. Günümüzde İtfaiye Meydanı denilen, ama Osmanlı döneminde Sultan Meydanı, Hergelen Meydanı/Hergele Meydanı gibi adlarla anılan mahalde inşası başlayan camiye ad verme meselesi ile ilgili olaraka benim de bir kaç sözüm var. Ankara Hamamönü’nde Sarı Kadı Camii ve Medresesi'nin bulunduğu yerde faaliyetini sürdüren ADAM (Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi)'da yaklaşık beş yıldır, bir grup akademisyen ve vakıf uzamanı arkadaşımızla para vakıfları okumaları yapıyoruz. Yaklaşık 2 sene önce o zaman Vakıflardan da sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bey, çevreyi gezerken yanımıza uğradı. Çalışmalarımıza kısa bir  süre misafir oldu. Orada konu, inşası yeni başlayan bu camiye geldi. Adının ne olması gerektiği konusu açıldı. Orada Ankara'nın tarihi şahsiyetlerinin isimleri zikredildi. Aynı yere yakın vakfı olan Kızılbey, Yeğenbey ve Melike Hatun vd. Sayın Bakan bu isimlerden, benim de daha önce çalışmalarımda zikrettiğim Melike Hatun'a ayrı bir dikkat çekti. Bu konuda kendisine bilgi notu ulaştırılmasını Vakıflarda çalışan arkadaşlardan ve bizden istedi. Sonraki süreçte ekibimizde yer alan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde şube müdürü olan Mevlüt Çam arkadaşımız kısa bilgi notlarını Genel Müdürlüğe ulaştırdı. Oradan da bu bilgiler, öğrendiğimize göre Bülent Arınç beye ulaştırıldı. Caminin isim babası olarak zikredilen Bülent Arınç beye bu ismi ilk defa ben ve Mevlüt Çam bey önerdik. Bu ana çalışma ekibimizde yer alan Aydın Kudat, Rahman Ademi, Ahmet  Demir, Mehmet Doğan, Hasan  Demirtaş, Faruk Yavuz, Cem Korkut, Mehmet Tuğrul, Bora Altay ve Yakup Özsaraç'tan, o an aramızda olanlar da şahit oldular. Bakan beyin bu konuşmalar sonrasında bu ismin takipçisi olduğu ve Sayın Cumhurbaşkanımıza, yeni yapılan camii için  'Melike Hatun Camii' ismini önerdiği ortaya çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu ismi kabul etmesi ve Melike Hatun'un adını arşivlerden ve kayıtlardan yaşayan bir hayrata isim olmasını sağlaması hepimizi memnun etti. Caminin yapılmasına katkı sağlayan, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

Ankarımıza Melike Hatun Camii hayırlı olsun. Hayırsever Melike Hatun'un ismi yaklaşık altı asır sonra yeniden Ankara'nın gündemine geldi. Ruhu şad, makamı âlî olsun.



PAYLAŞ