Mektup - 1
Yazar: Bilal KEMİKLİ   |    Yayın Tarihi: 16 Aralık 2017   |    396 Kişi tarafından görüntülendi.

Zübeyir Baba, bir dil kaybı yaşıyoruz; anlaşamıyoruz... Hepimiz başka bir lisanla konuşuyoruz. Kolayca öfkeleniyoruz. Öfke ateşi, şiddeti, husumeti doğuruyor. Merhamet kayboluyor. Şifa dağıtan doktora, yarınlarımızı yetiştirecek öğretmenlerimize şiddetle mukabelede bulunabiliyoruz.


Kaybettiğimiz dil, şefkat ve merhamet dilidir. Nezaket, samimiyet ve anlayış dili. Bu dili millete kazandıracak olan ebeveyn, günlük telaş içinde sözü sohbeti unuttu. Oysa evde sohbet edilmezse, gençlerin yaraları tedavi edilemez. Şefkat ve merhamet yerini şiddete bırakır.


Kaybettiğimiz dil, birlik dilidir. Bu dili inşa edenler din adamları, söze hükmeden şairler, türkülerimizi söyleyen ozanlardır... Lakin onların çoğu bencillik tuzağına düşmüş, orada menfaat merkezli bir varlık inşa ediyorlar. Anlamak, dinlemek yerine aceleyle ötekileştiriyorlar.


Bir dil kaybı yaşıyoruz, Zübeyir Baba... Yolumuz Yunus'a, Mevlânâ'ya, Hacı Bayrâm-ı Velî'ye çıkmıyor. Dar düşünceler arasında topluma reçeteler yazıyoruz. Sadra şifa olacak bir önerimiz olmuyor. Böylece kolayca harcıyoruz değerlerimizi. Akıl diyoruz, ama akıllı davranamıyoruz.


Bu kayıp dil, yaralara merhem olan doktora, okumayı ve yazmayı öğreten öğretmene, hayrı tavsiye eden din adamına ve hizmet eden görevliye şiddet olarak dönüyor... Millet olarak kayıplar yaşıyoruz. Derde derman olacak söz varlığımızı anlama gayretinde olmuyoruz.


İmdi Zübeyir Baba, öze, evimize, sözümüze dönme zamanı gelmedi mi? Yunus'a, sevgi ve muhabbete... İlim ve hikmete...



PAYLAŞ