Kuş Bakışı ile Zarif Yürüyüşler
Yazar: Fatma BALCI   |    Yayın Tarihi: 07 Haziran 2018   |    285 Kişi tarafından görüntülendi.

Çocuk uçurtmayla, şair kalemle yol alır. Uçmanın değil yürümenin mucize olduğuna inanırlar. Çocuk adım attıkça eli, şair kelime besteledikçe dili kanatlanır. Çocuğun dokunduğu her eşya tüyü, şairin üflediği her mısra büyüsüdür artık. Tabiatın ve kâinatın sınırında, sonsuz hayallerde gezinir dururlar. Bir tomurcuğun şen kahkahası, bir yavrunun soluğu yahut güneşin doğuşu onları heyecanlandırır. Ne zaman çocuklar gençliğe adım atarlar, işte o zaman bu merak ve hayranlık, kendini uçmanın esrarlı dünyasına bırakır. Mustafa Ruhi Şirin’in "çocukluktan hızla uzaklaşmış erken olgunlaşmış bir şair" dediği Cahit Zarifoğlu’nun da gençliğin sarp yollarında uçmaya heveslendiğini biliyoruz. Odasının duvarlarını uçak resimleriyle süslediğini de… Uçmaya olan tutkusunu, Eskişehir yakınlarında gördüğü kurs sonrasında Türkkuşu Milli Model Uçak (B) sertifikası alarak resmileştirdiğini de… Jet pilotu olmak hayaliyle başvurduğu Hava Harp Okulu’na kulağından çürüğe çıktığı için giremediğini de…


Yaratılış gayesi uçmak veya uçurmak değildir. Kader onu ahenkli bir yürüyüşe, berrak bir anlayışa sevk eder. Yürüyüşün ritminde zarif kelimeler doğurmak, manayı hakikat ile beslemekti artık gayesi. Cahit Zarifoğlu’nda bu çoğalma serüveni, çocuk edebiyatıyla tekâmüle erer. Kaleminin en yetkin döneminde, çocuk edebiyatında eserler verir. Başlarda çocuk edebiyatçılarını küçümserken yıllar geçtikçe kazandığı makul bakış açısını da kendisi şöyle ifade eder:

 

“Yani büyüklerin meselelerinden kaçmakla suçluyordum onları. Meğer öyle değilmiş ve öyle olmayabilirmiş. Siz bir yazarsınız, tıpkı büyüklere yazar gibi aynı ciddiyet ve önemle demek istiyorum. Burada gözden kaçmaması gereken bir husus var. Büyüklere yazdığınız zaman bu sadece büyükler için olur. Çocuk kitaplarının okuyucularının yüzde ellisinden fazlasının büyükler olduğunu sanıyorum.”

 

Hem yetişkinlerin hem de çocukların istifade edeceği çocuk kitapları yazan Cahit Zarifoğlu, daha ilk çocuk kitabı Serçekuş ile bunu ispatlar. Serçekuş çocukla yetişkini, bilgelikle merakı buluşturur. Bir tarafı sorgulama, bir tarafı kabulleniş… Bir tarafta derviş bir tarafta filozof… Yürüdükçe tefekkür eden, hisseden bir kuş… Enginler ummanlar geçen bir kuş değil… Gölün kıyısında gökyüzünü,  ölümün kıyısında hayatı okuyan bir kuş…  Çocuklara masal, büyüklere ibretamiz hikâye…

Serçekuş’un bir kanadı geçmişe, diğer kanadı geleceğe açılır, ayakları da bugünde yol alır. Bu bağlamda Vural Kaya  “Cahit Zarifoğlu’nun Çocuk Kitaplarında Temel Değerler” başlıklı tezinde şu cümlelere ver verir:

 

“Zarifoğlu, yazdığı çocuk eserlerinde geleneksel özü modern biçimlere aktarma gayretlerini hemen bütün eserlerinde de açık etmiş bir sanatçıdır. Salt anlatı ve sadece edebiyat kalitesi üzerinden çocuğa gerçekte söylenebilecek birçok hakikati gizleme gibi kendi sanat anlayışına da ters düşebilecek bir mecraya yönelmemiş aksine çocuğun elinden tutup dün ile yaşadığı zamana tanıklık etmek bakımlarından bir köprü olmuştur.”

 

Serçekuş, mazi ile atiye köprü olmasının yanında gerçekle hayali de buluşturur. Gerçeğin kanatlarıyla hülyalı adımlardır; hayal gerçek gibi, gerçek hayal gibi, tıpkı hayat ile edebiyat gibi… Bu özgünlüğünü de yazarın yaşam ve yazın birlikteliğinden aldığı söylenir. Nurettin Durman, bu görüşü Türk Dili Dergisi Aralık 2014 sayısında “Cahit Zarifoğlu’nda Çocuk Duyarlılığı” başlığı altında anılarıyla teyit eder:


“1983 yılı yazında Beylerbeyi’ne gelen şairi tanıdıkça çocuklara yönelik düşünceleri­ne, çocuk duyarlığına daha yakından tanık olmak şiir dünyasının içindeki çocuk ile somut yaşantısındaki çocuk imgesinin değişmediğinin de yakın gözlemcisi olduğumu belirtmek isterim. Çocuklarını çok seven Zarifoğlu bütün çocukları severdi... Cumartesi günleri, özellikle iyi havalarda çocuklarını alır aşağıya; Beylerbeyi’ne gelir, benim iş yerime uğ­rar, bir müddet oturur, çayını içer, sonra da çocuklarını alır deniz kenarına inerdi. Büyük kızı Betül, oğlu Ahmet, kızlar, sevimli, güzel, küçücük çocuklar. Dört tane güzel çocukla dükkândan içeri girerdi bir keyifle. Baba ve şair… Şiir ve çocuk…”

 

Serçekuş, çocuk heyecanıyla yetişkinin tecrübesini harmanlamış, yazarıyla da okuyucusuyla da barışık bir eseridir. Kutlu yolda zarif yürüyüşün izlerini taşır. Şevk ve gayret ile mesafe katedilen yolların tozu üzerindedir hâlâ… Akıl ile kalbi, gelenek ile geleceği yeni bir bakışla birleştirir. Şiir sezgileriyle hayata ve insana kuş bakışıdır aslında…



PAYLAŞ