Fuat Sezgin: Kabirde Dinleneceğim
Yazar: Düşünce Günlüğü   |    Yayın Tarihi: 01 Temmuz 2018   |    530 Kişi tarafından görüntülendi.

Bilim tarihçisi, alleme-i cihan ve hocaların hocası Fuat Sezgin beka yurduna göçtü. Allah'ın bir lütfu olarak uzun ve bereketli bir ömür süren ve ilmiyle amil bir bilim adamı idi Fuat Sezgin Hoca. Allah gani gani rahmet eylesin. Kendisi hakkında bir çok değerli yazı ve hatıralar paylaşıldı. Bizde bugünün ve geleceğin nesillerine örnek olması dileği ile iki hocamızın kendisi ile ilgili iki hatırasını paylaşıyoruz.
Kabirde Dinleneceğim
Fuat Sezgin Hocama,
“ Hiç durmadan çalışmanın yöntemi var mı” Sorusunu yönelttiğimde “ Bütün hücrelerimin dinlenmeye o kadar fazla ihtiyacı var ki anlatamam! Ancak bunu hissettiğim her defasında,  İslam aleminin durumu ortadayken dinlenmeye hakkım olmadığına kendimi bir kez daha ikna ediyorum. Ben kabirde dinleneceğim. 40 senedir Frankfurt’tayım. Ancak hiç bir yerini gezmeye fırsatım olmadı!” Demişti. Hocam! İyi dinlenmeler... Cenab-ı Hakk Taksiratını affetsin. Rahmetiyle muamele etsin!

Prof. Dr. Akif Koç

 FUAD SEZGİN HOCAMIZIN ARDINDAN

Merhum hocamızı ilk önce onun hala Türkiye'deki doktora tezleri içerisinde bir numara olma özelliğini koruyan kıymetli eseri BUHARİNİN KAYNAKLARI kitabıyla tanımıştım. İlk defa kendisini Ankara İlahiyat Fakültesinde bundan 15 sene önce verdiği konferansta görmek ve istifade etmek nasip oldu. Konu, Matematik-Coğrafya idi. Elinde orijinal el yazma-çizme haritalarla asırlar önce Müslüman alimlerin bu haritaları çizmeyi, binlerce km mesafeyi bu kadar titiz bir şekilde ölçmeyi nasıl başardıklarını anlattı. Hepimizi ikna ettiği sunumunda 14 asırlık Islam ilim, kültür ve medeniyetini sırtlamış, tüm Batıya meydan okuyor hatta bazen onları yalancılıkla, hırsızlıkla, ahlaksızlıkla suçluyordu. Konferans sonrasında "Hocam, sadece bilgim değil, inanın inanım da arttı" diyerek tebrik ettiğimde çok memnun olmuş, "Bunu eşime söyleyebilir miyim?" Demişti.

O akşam muhterem M. S. Hatiboğlu hocamızın evinde birkaç saatlik ilim ziyafetini de yaşadık. O günlerde Ma'mer b. Raşid ve Cami adlı eseri üzerine makaleler yazıyordum. Sezgin hocamızın da 1955'te bu konuda yayınladığı bir makalesi vardı. Zihnimdeki bir iki soruyu tereddüt ederek sordum. İçimden de "Evlat ben o makaleyi yazalı 50 sene olmuş, unuttum gitti?!" Diyebilir diye geçirdim. Fakat bir de ne göreyim? Hocamız sanki dün çalışmışçasına ikna edici isabetli cevaplar verdi. İnanın çok şaşırdım. Çünkü sadece 50 sene geçmesi değil, hocamızın ilgi alanları değişmiş çok genişlemişti. Hocamızın çok güçlü hafızasını o zaman daha iyi anlamış oldum.

O gece eve döndüğümde Buhari'nin Kaynakları adlı değerli kitabının ilk sayfasına birgün beraber olduğum bu gerçek allame hocamız ile ilgili hayranlık dolu duygularımı yazmıştım. Bir ara orayı çeker paylaşırım inşaallah...

Yıllar sonra Diyanetin düzenlediği Klasikler Kongresine konuşmacı olarak geldiğinde de yine enfes bir sunum dinlemiştik. Hocamız hemen Almanya'ya dönmek ve bir an evvel "ölmeden" bitirmek istediği Ilim Tarihi adlı çalışmasını tamamlamak istiyordu. (Bu eşsiz eseri de Kültür Bakanlığından büyük 5 cilt halinde basılmıştır ve her evde bulunmalıdır). Bu eserle yoğunlaştığı günlerde Alman Cumhurbaşkanı kendisini arayıp bir görüşme teklifinde bulunduğu zaman hoca meşgul olduğunu ve 15 gün sonra görüşebileceğini söylemişti...

Bir de Frankfurt'ta bize yarım saat randevu vermişti, görüşmede bazı ilmi müzakereler uzamış ve 45 dakika kendisinden yararlanma bahtiyarlığına etmiştik...

Son yıllarda iki bükülün haliyle dahi günde en az 15 saat çalışıyordu.

Tıp, astronomi, coğrafya, botanik, matematik vb farklı bilim dallarında İslam alimlerince telif edilen el yazma 1000'den fazla kıymetli eserin başına metodik bilimsel bir mukaddime yazarak elyazmaların tıpkı basımını (faksimine) gerçekleştirerek tüm dünyaya meydan okudu. Böylece Batı'nın karanlık devri Ortaçağda Müslümanların nasıl bir aydınlık çağı yaşadıklarını ortaya koydu. Frankfurt'ta kurduğu bilim Müzesi'nde sergilediği müslümanların icat ve keşfettiği 800'den fazla metaryal ile bu meydan okumayı müdellel hale getirdi ki aynı müze bugün Gülhane Parkında da bulunmaktadır ve mutlaka görülmelidir.

Hiç mübalağa etmeden söylüyorum, modern zamanlarda İslam bilim tarihine ve İslam medeniyetine ondan daha fazla hizmet eden olmadığı gibi yerini doldurabilecek birileri de yoktur maalesef!

Mekanı cennet olsun muhterem hocam!

Prof. Dr. Bünyamin ERUL



PAYLAŞ