Öğret Ona ki !
Yazar: Prof. Dr. Rıdvan CANIM   |    Yayın Tarihi: 03 Temmuz 2018   |    1075 Kişi tarafından görüntülendi.

İlk ve orta dereceli okullar, hatta üniversitelerimiz artık yaz tatiline girdi. Çocuklarımız, bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktılar. İyisiyle kötüsüyle bir yıl.. Öğrenci velileri olarak, anne-babalar, yani biz, hepimiz, çocuklarımızın eğitimleriyle ne kadar içli dışlı  olabiliyoruz acaba? Gelecekte bütün kurumlarıyla bu toplumun mirasçısı olacak çocuklarımızın bu yaşlarda öğrendikleri, bizi ne kadar ilgilendiriyor dersiniz? Ya da öğrenmeleri gerektiği halde öğrenemedikleri, bizim için ne ifade ediyor? Şu günlerde aldıkları karnelere hangi gözle bakıyoruz? Çocuklarımızın öğretmenlerini ne kadar tanıyoruz? Onlarla ne kadar zaman aralıklarıyla görüşüyoruz? Çocuklarımız için neler düşündüklerini, neler yaptıklarını veya yapamadıklarını sorabiliyor muyuz onlardan? Çocuklarımızın eksiklerinin, ihtiyaç duydukları bilgi ve becerilerin neler olduğunun ne kadar farkındayız? Bu noktada bize düşen nedir? Karnesinde kırık notu bulunan çocuklarımıza kızmak, küsmek, darılmak ne kadar hakkımız? Bütün bunlar, elbette onlardan beklentilerimiz ölçüsündedir. Peki onların bizlerden beklentilerini hiç düşündüğümüz oldu mu?

 

İlginç bir metin var elimde.. Bir Mektup.. Birçoğunuzun yakından tanıdığına inandığım, Amerika Birleşik Devletlerinin eski ve ünlü başkanlarından Abraham Lincoln'ün, oğlunun öğretmenine yazdığı şu meşhur mektup .. Yazımın başlığı da aslında ona ait. Siz buna özellikle eğitimciler için, anne-babalar için bir manifesto, hatta bir ibret vesikası da diyebilirsiniz.. Şöyle diyor Lincoln mektubunda: Biliyorum, oğlumun öğrenmesi gerekli, tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona! Zaman alacak biliyorum ama, eğer öğretebilirsen ona, çalışarak kazandığı beş doların, yolda bulduğu on dolardan daha değerli olduğunu öğret.. Sonra hayatta kaybetmeyi öğrenmesini de öğret ona! Kazanmaktan neşe duymayı, keyif almayı, mutlu olmayı da öğret.. Kıskançlıklardan uzaklaşmayı öğret ona.. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona!..  Eğer yapabilirsen, ona, kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona, sessiz zamanlar da tanı! Gökyüzündeki kuşların, güneşin aydınlığında koşuşturan arıların ve yemyeşil yamaçlardaki çiçeklerin sonsuz gizemini düşünebileceğini.. Okulda hata yapmanın bile yatmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.. Ona, kendi fikirlerine inanmasını öğret. Herkes ona yanlış olduğunu söylese bile..

 

Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona!.. Herkes birbirine takılmış bir tarafa giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma!.. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat, tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını öğret...

 

Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona.. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona.. Ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.. Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek değeri verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna etiket koymamasını öğret!.. Kalabalıklara kulaklarını tıkamasını öğret ona.. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, haksızlıklar karşısında dimdik durup savaşmasını öğret. Ona nazik davran, fakat onu kucaklama !..Çünkü, ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak, sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak, cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona, her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.

 

Bu, büyük bir taleptir. Ne kadarını yapabilirsen, bir bak bakalım.. O, ne kadar iyi, küçük bir insan... OĞLUM..."

 

Evet, sevgili anne ve babalar.. Sizleri böyle bir mektuptan sonra, çocuklarınızla yeniden sağlıklı, sıcak bir diyalog kurmaya davet ederken, çocuklarınızın öğretmenlerini de yakından tanımaya çağırıyorum. Çocuklarımızın ruh mimarları olan öğretmenlerini tanımaya.. Belki de en önemlisi onlara, en kıymetli varlıklarımızı, çocuklarımızı emanet ettiğimizi hiçbir zaman unutmayalım. Çocuklarımızın öğretmenlerinden beklediklerimizi, biz de çocuklarımızdan esirgemeyelim..!

 

Efendim, hoş kalın, hoşça kalın, güzellikler içinde olun..

                                                                       


PAYLAŞ