Denizlide Yol Sormak Ya da Bayramyerinde Bayram!..
Yazar: Memiş OKUYUCU   |    Yayın Tarihi: 24 Ağustos 2018   |    542 Kişi tarafından görüntülendi.

Hatıralarımızda ve şahsi hafızamızda önemli yeri olan bir şehir Denizli. Halen devam eden bir çok dostluklarımızın da olduğu bir şehir. Hikayemizde önemli bir durak ve köprübaşı  olan bu şehre, Denizli’ye ailece bir ziyaret yapalım istedik… Mazisi ve ortak mazimizle bizi her daim çağıran bu şehre, Denizli'ye doğru bayramın ikinci günü gece yarısından sonra yola  çıktık... Sabahleyin yedi buçuk sularında Denizli’ye vardık. 


Denizli gezimizi Pamukkale'den başlatalım istedik ve rotamızı doğruca Pamukkale’ye kırdık. Denizli yol ayrımından  Pamukkale'ye gidişteki levhalandırmalarda, hiç Türkçe adının kullanılmaması, hep eski yunandaki ismin kullanılması bilhassa dikkatimizi çekti. Bu nedenle Pamukkale yönünü bulmakta bir an tereddüt geçirdiğimiz noktalar oldu. Sonunda Pamukkale'ye ulaştık. Aradan geçen yıllar da, Pamukkale’nin korumaya alındığını, gezi yapanları yönlendirici levhalar konulduğunu, Pamukkale içindeki otellerin  yıkıldığını, girişlere gişeler konulmak suretiyle Pamukkale gazi alanının  paralı hale getirildiğini gördük!..

Dünyada başka örneği olmayan, Allah'ın ülkemize bir lütfu bu tabiat harikası güzelliğin korumaya alınmış olması, bu konudaki artan çevre ve tabiat  bilincinin de bir göstergesi olmaktadır.

Pamukkale’de gezi alanları sınırlandırılmış ve seyir için özel ahşap platformlar yapılmış. Pamukkale'nin hemen üstünde yer alan antik kenti, aşağıdan şöyle bir  nazar ettik.  Bu minval üzere sabah güneşinde, kaynak sularının döküldüğü yerleri ve oluşan travertenleri gözlemleyerek Pamukkale  gezimizi tamamladık.

Gezimizin kalan kısmında şehre indik ve eski mahallelerimize, talebelikte kaldığımız evlerin olduğu muhitlerdeki sokaklara gittik... Heyhat ki hepsi yıkılmış, o güzelim ahşap yapılar şehirleşmeye kurban gitmişti... Özellikle talebelikte kaldığımız ve bizim için bir çok yaşanmış hatıralarla dolu olan İstiklal Mahallesi 1159. Sokakta gördüklerimizden sonra büyük bir teessüre kapıldım!..

Mahalli üslupla yan yana dizili ahşap evlerden biri olan talebelikte kaldığımız ev  yıkılmış ve yerine betonarme bir yapı kondurulmuştu!.. Yeni binalarda; ne eski yapıların üslubu, ne de eski şehrin kimliğinden eser kalmamıştı gittiğimiz semtlerde!..

Bayramın üçüncü günü idi ve sokaklar bomboş bir vaziyette idi... Sokaklar da, insanlara tek tük rastlayabiliyorduk...

Daha sonra ise okul yıllarımızda vaaz ve sohbetlerini çok dinlediğimiz, iftar sonrasında teravih namazları kılmak için İstiklal Mahallesinden yürüyüşle vasıl olduğumuz Delikliçınar Yeni Cami’ye  uğrayıp, iki rekat namaz kıldık.

Bayramın sükunetli havasında kıldığımız namazdan sonra, dışarı çıkıp, dünya gözü ile çevreyi seyir ettik. Bayram sakinliği ve sessizliği şehre bir huzur havası yaymıştı. Dışarı çıkınca Camii sebilinden su içtik...
Camiinin hemen üst tarafında yer alan ve zaman zaman, zamanın Denizli Sporlu futbolcularını da görebildiğimiz kıraathanenin modernize edilip, yerini kafelere bırakmış olduğunu gördük... 

Denizli, deniz gibi... Her tarafından adeta  sular fışkırmakta. Halen sokak kenarlarında, bizim zamanlarımızda olduğu gibi sebiller mevcut...
Denizli'nin doğal sembollerinden biri gibi olan ve cadde ortalarında sıra sıra dizili palmiyeler şehre ayrı bir güzellik katmakta.
Denizli'nin asıl sembolü horozdur.  Onunda şehrin merkezinde Çınar meydanında yapılı bir abidesi şehre gelenleri karşılamakta... Bu ziyaretimizde, horoz heykelini daha süslü hale getirilmiş ve biraz daha büyütülmüş halde  gördüğümüzü söylemeliyim... Kendi zamanımızda İncilipınar'da mahalle aralarında karekteristik ötme şekline  zaman zaman   şahit olduğumuz meşhur Denizli Horozundan kısaca bahsedeyim... Bu karekteristik ötme şekli; horoz yüksek bir yere çıkıp nefesi kesilinceye kadar öter, sonrasında da sırt üstü yıkılır...İşte bu  Denizli Horozuna bu sefer ki gezimizde, şehrin hiç bir yerinde rastlayamadık!..

Bizim nezdimizde ise talebelikten kalma bir hatıra olarak Denizli'nin sembolü, Zafer Gazozu idi!..

İstiklal Caddesi üzerindeki imalathanesi, halen faal halde durmakta idi ve yerini çocuklarıma gösterdim... Arkadaşım İlyas Bulut ile İncilipınar Parkında zafer gazozu içtiğimiz günleri, hep tatlı bir hatıra olarak anarız... O hatıralara binaen yine İncilipınar'a uğradık ve bir bakkaldan, teberrüken, hediye ve Denizli hatırası olarak,  bir kasa zafer gazozu alıp arabamızla Ankara'ya getirdik. İçimi hoş, naif, hafif, latif bir yerli içecek markası... Gönül huzuru ile tavsiye ederiz.

Genel anlamda şehrin temizliği göze çarpmakta....Ancak, yayılan betonarme yapılar şehirde hemen dikkat çekmekte... Deprem bölgesinde olan Denizli'de, şehre bir üslup katan ve şehri karakterize eden eski ahşap yapıların korunmamış olduğunu gördük!.. 

Gezimizin sonunda ziyaret planımıza aldığımız, Denizlili girişimci bir ailenin bütün Türkiye’de bir marka haline getirdiği, şehre girişte tek tük açık yerlerden biri olduğunu gördüğümüz  tatlıcı Hacı Şerif’e de  uğrayalım istedik... Arabamızla bu sefer şehrin üst tarafından  Denizli  Ulu Cami civarına gelerek,  yolda rastladığımız bir yaşlı amcaya mekanı sorduk... Amca, ‘yavrum önce sizin arabanızı park edelim’ dedi ve Ulucami Civarında uygun bir park yeri gösterip bizzat nezaret ederek, salimen arabamızı park ettirdi... Peşinden, önümüze düşerek, bize göre diğer  yol üzerindeki şubeyi gösterdi... Bu arada Denizli'de bir semt adı olan ve bu şehirde ilk duyanların bayram törenlerinin yapıldığı yer olarak düşündükleri, yakınlarda olduğunu tahmin ettiğim  Bayramyeri'ni sordum amcaya...Eli ile '' üst tarafta diyerek' kısaca tarif etti. Sonra da, 'Hacı Şerif'in  asıl merkezi ileride’ diyerek,  sokak arasındaki merkezi imalat ve satış yerlerini, yaklaşık beş dakika kadar yürüyüp bizzat mekana kadar gelerek,   bize gösterdi... Bir yaşlı amcanın bu yardımından, yardımseverliğinden o kadar memnun ve bir o kadar da mahcup olarak kendisine teşekkür ettik... Adını sorabildik: ‘Musa Sert, emekliyim ben evladım’ dedi ve kim bilir başka hangi yazılmamış/yazılacak  hikayelere kılavuzluk edip,  kendi sessiz hikayesine eklemek üzere, yanımızdan sessizce ayrıldı, gitti... İyilikleri paylaşalım Ve çoğaltalım...

Bayramımızda güzel bir bayram hikayesi olsun kabilinden olmak üzere, Denizli ziyaretimizden kısa bir kesit aldım buraya...

Sizlerin  ve yüreğinde Musa Sert Amcaların yardımseverliği yüklü Milletimizin bayramının afiyet dolu olmasını niyaz ediyorum...
Sağlıcakla kalın dostlar...



PAYLAŞ