Eğitim Öğretimde Okul Müdürünün Yeri
Yazar: Mehmet SARMIŞ   |    Yayın Tarihi: 26 Eylül 2018   |    548 Kişi tarafından görüntülendi.

Bu yıl itibariyle örgün eğitime devam eden 18 milyon kadar öğrencimiz, 1 milyonu aşkın da öğretmenimiz var. 

Eğitim öğretim okullarda yapılıyor ve okulu müdürler yönetiyor. 

“Bir okul, müdürü kadar okuldur. denir. Bir okulun hiçbir şeyini değiştirmeyin, binası, öğretmenleri, donatım malzemeleri, öğrenci ve veli profili aynı kalsın, sadece müdürünü değiştirin, o okul kısa zamanda büyük bir değişim geçirecektir. Bu değişim müdüre bağlı olarak olumlu da olabilir, olumsuz da. Yan yana ve aynı şartlara sahip okullar arasında müdür farkı çok açık bir şekilde görülebilir.  

Bir okulun düzeni, disiplini, başarısı, huzuru, o okulda çalışanların mutluluğu büyük ölçüde okul müdürüne bağlıdır. Tersinden de en çok okul müdürü sorumludur. 

Onlarca öğretmenin, yüzlerce, bazen binlerce öğrencinin ve onların ailelerinin sorumluluğu… 

İyi bir müdür, şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, isterse ve gereğine göre hareket ederse çok şey yapabilir. 

Bazı müdürlerimiz, sadece yıkmak, yapmak, boya, badana vb inşaat işleri ile uğraşmakla iyi müdür olacağını sanıyor. Bazıları okula ve sınıflara aldıkları mobilyalar, televizyonlar, bilgisayarlar, klimalar vb işler ile avutuyor kendini. Bazıları ne kadar çok mevzuat ezberlerse, bazıları ne kadar sert davranır, soruşturma açar, ceza verirse iyi müdür olacağını sanıyor. 

Oysa iyi müdürün birinci özelliği “eğitimcilik” olmalıdır. Müdür dediğin, elbette gerekiyorsa inşaatla da uğraşır, okulu en güzel ve gelişmiş mobilya ve teknoloji ile de donatmaya çalışır, mevzuatı da takip eder ve gerekiyorsa son çare olarak cezai yaptırımlara da başvurur. Ama bütün bunlar amaç değil, kaliteli bir eğitim-öğretim için ancak araçtır.  

Amaç her zaman kaliteli bir eğitim-öğretimdir. 

Peki, bir müdür bu amacı tek başına gerçekleştirebilir mi? Mümkün değil. 

İlk şart okulda "takım/ekip ruhu"nu oluşturmaktır. Müdürün liderliğinde müdür yardımcıları, öğretmenler, hatta diğer personel ile uyumlu bir takım/ekip 

Takım ruhu oluşturmanın birinci ve en önemli şartı da “ben” değil “biz” demektir. “Benim okulum” değil, “bizim okulumuz”, “ben yaptım” değil, “biz yaptık”, “benim başarım değil”, “bizim başarımız” demeden olmaz. Bütün başarıyı ve güzelliği kendisi sahiplenip, bütün olumsuzlukları mesai arkadaşlarına yıkan bir müdür, takım ruhunu gerçekleştiremez. 

Bir diğer şart müdürün "öncü" ve "örnek" olmasıdırEğitim öğretimi önemsemede, çalışkanlıkta, fedakârlıkta, hizmet aşkında, coşkuda, azimde, mesaiye riayette, kılık kıyafette, kitap okumadagüler yüzde, tatlı dilde, örnek ahlak ve şahsiyette, kısaca her konuda müdür öncü ve örnek olmalıdır ki çalışma arkadaşlarını da ortak hedeflere yönlendirebilsin. 

En önemli şartlardan biri de "istişare" etmektir. Okul müdürü, her fırsatta müdür yardımcıları ve öğretmenlerle bir araya gelmeli, başta eğitim-öğretim olmak üzere her konuda onları bilgilendirmeli, görüş alışverişinde bulunmalı, onları da karar sürecine dâhil etmelidir. Böylece hem onların aklından faydalanmış olur, hem sorumluluğu paylaştırmış olur. Yine bu takdirde fikirleri alındığı için öğretmenler memnun olacak ve alınan kararları gerçekleştirmek için daha büyük bir istekle çalışacak, sonuçlarını da hep beraber sahiplenecektir. 

Her alanda olduğu gibi okul yönetiminde de olmazsa olmaz şart "adalet"tir. Okul müdürü, her konuda adil ve tarafsız davranmayı şiar edinmelidir. Nöbet ve ders programı hazırlama, görevlendirme, yetki ve sorumluluk verme, ödül, ceza vb her konuda adaleti sağlamak çok çok önemlidir. Etnik köken, cinsiyet, inanç,  ideoloji, sendika, akrabalık, arkadaşlık, hemşerilik vb farklılıklar kesinlikle adaletin önüne geçmemelidir. Adil olmayan müdür, takım ruhu oluşturamaz. Ama tabii “adalet” ve “eşitliğin” her zaman aynı anlama gelmediğini de bilmek gerekir. Çok çalışanla, az çalışanı, görevini iyi yapanla yapmayanı, verimli olanla olmayanı eşit tutmak adalet değil, adaletsizlik olur. 

Çok önemli bir şart da "disiplin"dir. Ancak öyle çok zaman zannedildiği gibi korkuya ve baskıya dayalı olan katı bir disiplin değil, sevgi, saygı, anlayış, hoşgörü ve samimiyete dayalı bir disiplin Sık sık yasal işlemden, soruşturma açmaktan ve ceza vermekten söz etmek, tehdit etmek, kesinlikle büyük bir yanlıştır. Bu yanlış, müdürlerle çalışma arkadaşlarının arasını açar, kendisine duyulan güveni zedeler, müdürü yalnızlaştırır. Bunun sonucunda da eğitim öğretimde istenen başarı sağlanamadığı gibi, başta müdürün kendisi olmak üzere herkes zararlı çıkar. 

Disiplinle yakından ilgili bir başka konu da "mevzuat"tır. Mevzuat, işimizi resmileştirir, sınır çizer, ölçü koyar, bazen yol gösterir, bazen kolaylaştırır, bazen elimizi güçlendirir. Çok mevzuat bilmekle iyi yönetici olunmaz ama mevzuat bilmeden de müdürlük olmaz. Fakat hiç unutmamak gerekir ki, mevzuat, amaç değil, amaca giden yolda bir araçtırMevzuatı hizmetin önüne engel olarak koymak, hep olumsuz şekilde yorumlamak, ikide birde mevzuata atıf yapıp "yasak" demek büyük bir yanlışlıktır. Okul müdürü, mümkün olduğu kadar mevzuattan söz etmemeli, işleri karşılıklı anlayış içinde sürdürmelidir. 

 Aşırı kuralcı ve katı bir disiplin anlayışı, hem idareci ve öğretmen, hem öğretmen ve öğrenci, hem de okul-aile ilişkisini olumsuz etkiler. Okul müdürü, hem okulu yönetmeli, hem de idare etmeyi (olumlu anlamda) bilmelidir. 

Bütün bu saydıklarımızın tek hedefi vardır: Öğrencilerimizi, ailelerine hayırlı bir evlat, ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa hizmet edecek niteliklere sahip bir fert olarak yetiştirmektir. Öğrencinin başarısı ve mutluluğu da buna bağlıdır



PAYLAŞ