Modern Dünyada Müslüman Olmanın İmkânı
Yazar: Prof. Dr. Mazhar BAĞLI   |    Yayın Tarihi: 19 Ocak 2015   |    964 Kişi tarafından görüntülendi.

Son ikiyüzelli yıldır dünya, neredeyse Müslüman dünyasında yaşanan sorunları konuşmaktadır. İslam ile modern dünya arasında bir türlü arzu edilen düzeyde bir ilişki kurulamıyor. Ve Müslüman olmayan her kes, tek bir ağızdan Müslümanların nasıl bu dünyaya entegre olunmadığını sorgulayıp ilgili ilgisiz konular üzerinden İslam’ı suçlayan ya da onu tahkir eden bir tarzda konuşmaktadır.

Dine ve dinin kutsal saydığı değerlere ve kişilere hakaret edilmekte buna tepki koyan Müslümanlar aşağılanmakta, din dışı gerekçelerle vaaz edilen tüm kurallara büyük bir önem atfedilmekte dinin buyurduğu herhangi bir emir, her türlü aşağılanma ve yobazlık gerekçesi olarak görülmekte ve gösterilmektedir.

Bugün, adeta bütün dünya bir olmuş ve Müslümanlardan tamamen değer bağımsız önermelerle kurulmuş olan bir dünya adına kendilerini değiştirmeleri istemektedir.

Neo Liberal düşüncenin özellikle de üretim araçlarının ve ilişkilerinin işleyişine uymayan her türlü fikir daha görünmeden mahkum edilmektedir. Piyasaya olan “iman” tüm inançları kuşatmış ve buna karşı hiçbir itiraz istenmiyor. Dünyanın değer üretmeyen işleyişine tahammül edemeyenlere karşı son derece katı bir itiraz var. Bu itirazın aslında makul bir gerekçesi de yok.

Hz. Peygambere hakareti fikir özgürlüğü kapsamında değerlendiren bir tutumu anlamamız gerektiği isteniyor ama bu hakaretin Müslümanlar katında ne anlama geldiğini kimse anlamaya çalışmıyor.

Bu çarpık ilişkinin temelinde var olan esas konu, batı düşüncesinin beslendiği temel önermeler gelmektedir.

Bu dünya vardır ve maddi bir dünyadır önermeleri ile üretilen her fikir son noktada kutsal olana karşı pervasız olacaktır.

Bu arada şunun altını özellikle çizmek istiyorum, İslam’a, Müslümanlara ve Müslümanların temel değerlerine hakaret edenlere karşı hiç kimse bireysel bir kararla ve İslam’ın temel prensiplerine uymayan eylemlerle karşı koyamaz ve peygamberin kutsiyetini koruyamaz ya da ona saygınlık ifadesini gösteremez. Elbette efendimize saygısızlık edenlere karşı tavrımız ve duruşumuz farklı olacak ama onun razı olmayacağı bir yol ile bunu gösteremeyiz.

Paris’teki saldırı başka bir konudur ve bu eylemi İslam’la ilintili bir şekilde ele alıp değerlendirmeyi de bu eksende yapmak doğru değildir. Yapılmak istenen tam da budur. İslam ile şiddet aynı konu içinde ve aynı başlık altında ele alınsın isteyenler var. Buradan da murad edilen esasında kendi kutsallarını hayatlarında anlamsız bir konuma mahkum etmektir. Batılılar için fikir özgürlüğünün münhasıran İslam’a hakaret etmeyi içeren bir boyutunun olmasının asıl nedeni de budur.

Batılılar kendi kutsallarına saygısızlık yapılmasına tahammül edebilirler ama biz etmeyeceğiz ve etmiyoruz.

Peygamberine hakaret ettirilmeyen tek ümmettir Müslümanlar. Diğer tüm dinlerin mensupları bu konuda farklı bir anlayış sahibi olabilirler ama Müslümanların bu konudaki hassasiyetini anlamak durumundalar.

Batının istediği dininin ve peygamberinin izzetini savunan insanların aşağılanmasına giden bir yol açılsın.

Esas konu şu, modern dünyada Müslümanca bir yaşam mümkün mü? Bir Müslüman için İslam, bütün çağlara hitap eden bir mesajdır. Bu temel ilkelerden birisidir. İkincisi de İslam aynı zamanda değer üreten bir mekanizmadır.

Başka bir dünyanın ürettiği değerlerle kendi inancımızı konumlandıramayız ve kendi inancımıza uygun değerler üretemeyiz. Müslümanca yaşamak da Müslümanca bir bakışa sahip olmak da kendimize ait önermelerle dünyaya bakmakla mümkündür.

“Bu dünyayı biz yaratmadık” önermesi ile başlayalım yeniden dirilişe…



PAYLAŞ